<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Biyomedikal , Biyomedikalciler, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi,Biyomedikal Mühendisi,Tıp Elektroniği,Mezunları - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.biyomedikalciler.com/</link>
		<description><![CDATA[Biyomedikal , Biyomedikalciler, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi,Biyomedikal Mühendisi,Tıp Elektroniği,Mezunları - http://www.biyomedikalciler.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 08:53:23 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[cv örneği 2]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=82</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 01:40:22 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=82</guid>
			<description><![CDATA[AHMET ÖRNEK<br />
Abdi İpekçi Cad. Başak Sok. No:12/7 Narlıdere/İZMİR<br />
Ev: (232) 999 99 99, İş: (232) 999 99 99, Cep: (532) 999 99 99<br />
E-mail: ahmetornek@superonline.com<br />
<br />
<br />
KİŞİSEL BİLGİLER		<br />
<br />
<br />
Uyruğu 	: T.C<br />
 	 <br />
Doğum Yeri	: İstanbul<br />
 	 <br />
Doğum Tarihi	: 01/01/1970<br />
 	 <br />
Askerlik Durumu	: 07/2001 tarihine kadar tecilli<br />
 	 <br />
Medeni Durum	: Bekar<br />
<br />
<br />
İŞ/KARİYER HEDEFİ <br />
Uluslararası kimya şirketlerinde görev almak. <br />
EĞİTİM DURUMU <br />
1996 - 2000	: Ege Üniversitesi, Kimya Mühendisliği <br />
 	 <br />
1989 - 1996	: Atatürk Lisesi<br />
<br />
<br />
<br />
PROJE VE STAJLAR<br />
06/1999-08/1999	CCC A.Ş.<br />
 	 <br />
 	Fabrika Stajı<br />
<br />
01/1999-02/1999	DDD Ltd.<br />
 	<br />
 	Stajyer - Ürün Yönetim<br />
<br />
<br />
<br />
07/1998-08/1998	EEE A.Ş.<br />
 	<br />
 	Stajyer - Pazarlama Bölümü<br />
<br />
YABANCI DİL<br />
İngilizce: İleri seviyede<br />
<br />
İspanyolca: Başlangıç seviyesinde <br />
<br />
<br />
BİLGİSAYAR <br />
Windows NT, Microsoft Ofis 98; Excel, Word, PowerPoint, Access, Internet <br />
<br />
<br />
AKTİVİTELER <br />
1999	Kimya Mühendisliği Bölüm Yıllığı ve Yılsonu Parti Organizasyonu <br />
 	<br />
07/98 - 07/99	Kimya Mühendisliği Klübü&#8217;nde Başkan Yardımcılığı<br />
 	 <br />
	Fabrika gezileri düzenlenmesi <br />
<br />
İLGİ ALANLARI <br />
Gezi, internet, gitar çalmak <br />
<br />
REFERANSLAR<br />
Ali Yavuz, BBB A.Ş. Genel Müdürü. Tel: 0.212.999 99 99<br />
Suna Yılmaz, AAA A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi. Tel: 0.212.999 99 99 <br />
<br />
[attachment=6]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AHMET ÖRNEK<br />
Abdi İpekçi Cad. Başak Sok. No:12/7 Narlıdere/İZMİR<br />
Ev: (232) 999 99 99, İş: (232) 999 99 99, Cep: (532) 999 99 99<br />
E-mail: ahmetornek@superonline.com<br />
<br />
<br />
KİŞİSEL BİLGİLER		<br />
<br />
<br />
Uyruğu 	: T.C<br />
 	 <br />
Doğum Yeri	: İstanbul<br />
 	 <br />
Doğum Tarihi	: 01/01/1970<br />
 	 <br />
Askerlik Durumu	: 07/2001 tarihine kadar tecilli<br />
 	 <br />
Medeni Durum	: Bekar<br />
<br />
<br />
İŞ/KARİYER HEDEFİ <br />
Uluslararası kimya şirketlerinde görev almak. <br />
EĞİTİM DURUMU <br />
1996 - 2000	: Ege Üniversitesi, Kimya Mühendisliği <br />
 	 <br />
1989 - 1996	: Atatürk Lisesi<br />
<br />
<br />
<br />
PROJE VE STAJLAR<br />
06/1999-08/1999	CCC A.Ş.<br />
 	 <br />
 	Fabrika Stajı<br />
<br />
01/1999-02/1999	DDD Ltd.<br />
 	<br />
 	Stajyer - Ürün Yönetim<br />
<br />
<br />
<br />
07/1998-08/1998	EEE A.Ş.<br />
 	<br />
 	Stajyer - Pazarlama Bölümü<br />
<br />
YABANCI DİL<br />
İngilizce: İleri seviyede<br />
<br />
İspanyolca: Başlangıç seviyesinde <br />
<br />
<br />
BİLGİSAYAR <br />
Windows NT, Microsoft Ofis 98; Excel, Word, PowerPoint, Access, Internet <br />
<br />
<br />
AKTİVİTELER <br />
1999	Kimya Mühendisliği Bölüm Yıllığı ve Yılsonu Parti Organizasyonu <br />
 	<br />
07/98 - 07/99	Kimya Mühendisliği Klübü&#8217;nde Başkan Yardımcılığı<br />
 	 <br />
	Fabrika gezileri düzenlenmesi <br />
<br />
İLGİ ALANLARI <br />
Gezi, internet, gitar çalmak <br />
<br />
REFERANSLAR<br />
Ali Yavuz, BBB A.Ş. Genel Müdürü. Tel: 0.212.999 99 99<br />
Suna Yılmaz, AAA A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi. Tel: 0.212.999 99 99 <br />
<br />
[attachment=6]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[cv örneği 1]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=81</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 01:39:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=81</guid>
			<description><![CDATA[AHMET ÖRNEK<br />
Abdi İpekçi Cad. Başak Sok. No:12/7 Narlıdere/İZMİR<br />
Ev: (232) 999 99 99, İş: (232) 999 99 99, Cep: (532) 999 99 99<br />
E-mail: ahmetornek@superonline.com<br />
<br />
KİŞİSEL BİLGİLER <br />
<br />
 <br />
Uyruğu 	: T.C<br />
Doğum Yeri	: İstanbul<br />
Doğum Tarihi	: 01/01/1970<br />
Askerlik Durumu	: 11/1993 - 02/1995 arasında yedek subay olarak<br />
Medeni Durum	: Evli<br />
<br />
<br />
KARİYER HEDEFİ <br />
Satış ve pazarlama alanındaki birikim ve iş geliştirme becerilerini bir e-ticaret şirketinde üst düzey yönetici konumunda değerlendirmek.<br />
<br />
 <br />
EĞİTİM <br />
<br />
 <br />
1996 - 2000	: Ege Üniversitesi, Kimya Mühendisliği <br />
 	 <br />
1989 - 1996	: Atatürk Lisesi<br />
<br />
<br />
İŞ DENEYİMİ <br />
09/1999 -	: AAA A.Ş. - Pazarlama Direktörü<br />
 	 - Yeniden yapılanmakta olan şirketin pazarlama planının yapılması<br />
 	- Aktif bir satış ve pazarlama çalışması ile müşteri portföyünün %300 artırılması<br />
 	 - Reklam ve Halkla İlişkiler bölümünün kurulması<br />
<br />
<br />
 <br />
12/1997 - 09/1999	: BBB A.Ş. - Pazarlama Müdürü<br />
 	 - İçecek grubundaki ürünlerden sorumlu olarak üç senelik pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması<br />
 	- Pazar araştırma ve reklam faaliyetlerinin yönetilmesi<br />
 	 - Üç yeni ürünün başarı ile lansmanı, gereken promosyon aktivitelerinin planlanması ve yürütülmesi<br />
 	- 11 kişilik satış ve pazarlama ekibinin işe alınması ve geliştirilmesi<br />
 	 - Yapılan aktiviteler sonucu satışlarda %220 ve ürün grubu karlılığında %11 artış sağlanması<br />
 <br />
03/1996 - 12/1997	: CCC A.Ş. - Ürün Müdürü<br />
 	 - XYZ markasına yönelik pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması<br />
 	- Yeni distribütörlerin bulunması<br />
 	 - Pazar araştırma ve reklam faaliyetlerini yönetilmesi<br />
 	- Yapılan aktiviteler sonucu satışlarda %150 ve karlılıkta % 10 artış<br />
 <br />
03/1996 - 12/1997	: CCC A.Ş. - Ürün Müdürü<br />
 	 - XYZ markasına yönelik pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması<br />
 	- Yeni distribütörlerin bulunması<br />
 	 - Pazar araştırma ve reklam faaliyetlerini yönetilmesi<br />
 	- Yapılan aktiviteler sonucu satışlarda %150 ve karlılıkta % 10 artış<br />
 <br />
03/1995 - 03/1996	: CCC A.Ş. - Ürün Yöneticisi Asistanı<br />
 	 - XYZ markasına yönelik pazarlama stratejilerine destek<br />
 	- Promosyon aktivitelerinin planlanması<br />
 	 - Zincir mağazalardaki promosyonların yönetimi<br />
 	 - Pazar Araştırmalarının değerlendirilmesi ve Ürün Yöneticisine sunulması<br />
<br />
<br />
EĞİTİM ve SEMİNERLER <br />
- 02/2000 Satış Teknikleri Semineri AAA Eğitim A.Ş. <br />
- 09/1999 Pazarlama Stratejileri BBB Eğitim A.Ş.<br />
- 05/1999 Zaman Yönetimi CCC Eğitim A.Ş.<br />
- 11/1998 Etkin Yöneticilik Semineri DDD Eğitim A.Ş.<br />
<br />
<br />
YABANCI DİL <br />
İngilizce: İleri seviyede<br />
Almanca: Orta seviyede<br />
<br />
BİLGİSAYAR <br />
Windows NT, Microsoft Ofis 98; Excel, Word, PowerPoint, Access, Internet<br />
<br />
İLGİ ALANLARI <br />
Seyahat etmek, fotoğraf çekmek, tenis oynamak<br />
<br />
REFERANSLAR<br />
Ali Yavuz, BBB A.Ş. Genel Müdürü. Tel: 0.212.999 99 99<br />
Suna Yılmaz, AAA A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi. Tel: 0.212.999 99 99 <br />
 <br />
 <br />
<br />
[attachment=5][attachment=5]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AHMET ÖRNEK<br />
Abdi İpekçi Cad. Başak Sok. No:12/7 Narlıdere/İZMİR<br />
Ev: (232) 999 99 99, İş: (232) 999 99 99, Cep: (532) 999 99 99<br />
E-mail: ahmetornek@superonline.com<br />
<br />
KİŞİSEL BİLGİLER <br />
<br />
 <br />
Uyruğu 	: T.C<br />
Doğum Yeri	: İstanbul<br />
Doğum Tarihi	: 01/01/1970<br />
Askerlik Durumu	: 11/1993 - 02/1995 arasında yedek subay olarak<br />
Medeni Durum	: Evli<br />
<br />
<br />
KARİYER HEDEFİ <br />
Satış ve pazarlama alanındaki birikim ve iş geliştirme becerilerini bir e-ticaret şirketinde üst düzey yönetici konumunda değerlendirmek.<br />
<br />
 <br />
EĞİTİM <br />
<br />
 <br />
1996 - 2000	: Ege Üniversitesi, Kimya Mühendisliği <br />
 	 <br />
1989 - 1996	: Atatürk Lisesi<br />
<br />
<br />
İŞ DENEYİMİ <br />
09/1999 -	: AAA A.Ş. - Pazarlama Direktörü<br />
 	 - Yeniden yapılanmakta olan şirketin pazarlama planının yapılması<br />
 	- Aktif bir satış ve pazarlama çalışması ile müşteri portföyünün %300 artırılması<br />
 	 - Reklam ve Halkla İlişkiler bölümünün kurulması<br />
<br />
<br />
 <br />
12/1997 - 09/1999	: BBB A.Ş. - Pazarlama Müdürü<br />
 	 - İçecek grubundaki ürünlerden sorumlu olarak üç senelik pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması<br />
 	- Pazar araştırma ve reklam faaliyetlerinin yönetilmesi<br />
 	 - Üç yeni ürünün başarı ile lansmanı, gereken promosyon aktivitelerinin planlanması ve yürütülmesi<br />
 	- 11 kişilik satış ve pazarlama ekibinin işe alınması ve geliştirilmesi<br />
 	 - Yapılan aktiviteler sonucu satışlarda %220 ve ürün grubu karlılığında %11 artış sağlanması<br />
 <br />
03/1996 - 12/1997	: CCC A.Ş. - Ürün Müdürü<br />
 	 - XYZ markasına yönelik pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması<br />
 	- Yeni distribütörlerin bulunması<br />
 	 - Pazar araştırma ve reklam faaliyetlerini yönetilmesi<br />
 	- Yapılan aktiviteler sonucu satışlarda %150 ve karlılıkta % 10 artış<br />
 <br />
03/1996 - 12/1997	: CCC A.Ş. - Ürün Müdürü<br />
 	 - XYZ markasına yönelik pazarlama stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması<br />
 	- Yeni distribütörlerin bulunması<br />
 	 - Pazar araştırma ve reklam faaliyetlerini yönetilmesi<br />
 	- Yapılan aktiviteler sonucu satışlarda %150 ve karlılıkta % 10 artış<br />
 <br />
03/1995 - 03/1996	: CCC A.Ş. - Ürün Yöneticisi Asistanı<br />
 	 - XYZ markasına yönelik pazarlama stratejilerine destek<br />
 	- Promosyon aktivitelerinin planlanması<br />
 	 - Zincir mağazalardaki promosyonların yönetimi<br />
 	 - Pazar Araştırmalarının değerlendirilmesi ve Ürün Yöneticisine sunulması<br />
<br />
<br />
EĞİTİM ve SEMİNERLER <br />
- 02/2000 Satış Teknikleri Semineri AAA Eğitim A.Ş. <br />
- 09/1999 Pazarlama Stratejileri BBB Eğitim A.Ş.<br />
- 05/1999 Zaman Yönetimi CCC Eğitim A.Ş.<br />
- 11/1998 Etkin Yöneticilik Semineri DDD Eğitim A.Ş.<br />
<br />
<br />
YABANCI DİL <br />
İngilizce: İleri seviyede<br />
Almanca: Orta seviyede<br />
<br />
BİLGİSAYAR <br />
Windows NT, Microsoft Ofis 98; Excel, Word, PowerPoint, Access, Internet<br />
<br />
İLGİ ALANLARI <br />
Seyahat etmek, fotoğraf çekmek, tenis oynamak<br />
<br />
REFERANSLAR<br />
Ali Yavuz, BBB A.Ş. Genel Müdürü. Tel: 0.212.999 99 99<br />
Suna Yılmaz, AAA A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi. Tel: 0.212.999 99 99 <br />
 <br />
 <br />
<br />
[attachment=5][attachment=5]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tepebaşı A.T.L. buraya ;)]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=80</link>
			<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 23:35:35 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=80</guid>
			<description><![CDATA[Tepebaşı A.T.L. buraya arkadaşlar konu açayım dedim sakıncası yoksa maksat ün yayılsın birlik ve muhabbet olsun Tepebaşı A.T.L. buraya yazarsanız sevinirim :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tepebaşı A.T.L. buraya arkadaşlar konu açayım dedim sakıncası yoksa maksat ün yayılsın birlik ve muhabbet olsun Tepebaşı A.T.L. buraya yazarsanız sevinirim :)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=69</link>
			<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 10:01:48 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=69</guid>
			<description><![CDATA[Akdeniz üniversitesi biyomedikal mezunları birbirimize yardımcı olalım.[/font]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Akdeniz üniversitesi biyomedikal mezunları birbirimize yardımcı olalım.[/font]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arkadaşlar susmaya gelmedik buraya!!]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=65</link>
			<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 03:42:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=65</guid>
			<description><![CDATA[Susmaya gelmedik bakıyorum o kadar üyemiz var ama geyik yapan kimse yok bi medikalci bu kadar suskun olmazki arkadaşlar :D]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Susmaya gelmedik bakıyorum o kadar üyemiz var ama geyik yapan kimse yok bi medikalci bu kadar suskun olmazki arkadaşlar :D]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FIRAT ÜNİVERSİTESİ]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=63</link>
			<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 18:07:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=63</guid>
			<description><![CDATA[FIRAT ÜNİVERSİTESİ BİYOMEDİKAL MEZUNU ARKADAŞLARI BEKLİYORUM.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[FIRAT ÜNİVERSİTESİ BİYOMEDİKAL MEZUNU ARKADAŞLARI BEKLİYORUM.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kocaeli Üniversitesi Biyomedikalcileri Buraya]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=62</link>
			<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 17:57:21 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=62</guid>
			<description><![CDATA[Slm meslektaşlarım ben Engin Koç Biyomedikal Cihazlar Teknolojisi 1.sınıf öğrencisiyim. Sınıftan veya kocaeli ünv. mezun olanları burda görmek isterim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Slm meslektaşlarım ben Engin Koç Biyomedikal Cihazlar Teknolojisi 1.sınıf öğrencisiyim. Sınıftan veya kocaeli ünv. mezun olanları burda görmek isterim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akrep Zehirlenmesinin Belirtileri]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=52</link>
			<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 04:22:39 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=52</guid>
			<description><![CDATA[AKREP ZEHİRLENMESİ BELİRTİLERİ:<br />
<br />
Akrebin sokmuş olduğu bölgede küçük bir iğne izi görülür. Burada 15 dakika ile 2 saat sonra şiddetli ağrı ve yanma duygusu ile sıcaklık artışı olur. Kızarıklık, morluk ve şişme olaya katılır. Susuzluk duygusu, ağızdan salya akması, baş dönmesi, baş ağrısı, yutma güçlüğü, kusma, titreme, ter dökme, sayıklama, kramplar, vücudun uç bölgelerinde duyarsızlık gibi belirtüer gitgide ağırlaşmakta olan hastada görülen zehirlenme belirtileridir, ölüm genellikle koma, solunum felci ya da kalp durması sonucu, 12-48 saatte gelişir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AKREP ZEHİRLENMESİ BELİRTİLERİ:<br />
<br />
Akrebin sokmuş olduğu bölgede küçük bir iğne izi görülür. Burada 15 dakika ile 2 saat sonra şiddetli ağrı ve yanma duygusu ile sıcaklık artışı olur. Kızarıklık, morluk ve şişme olaya katılır. Susuzluk duygusu, ağızdan salya akması, baş dönmesi, baş ağrısı, yutma güçlüğü, kusma, titreme, ter dökme, sayıklama, kramplar, vücudun uç bölgelerinde duyarsızlık gibi belirtüer gitgide ağırlaşmakta olan hastada görülen zehirlenme belirtileridir, ölüm genellikle koma, solunum felci ya da kalp durması sonucu, 12-48 saatte gelişir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuduz Hastalığı]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=51</link>
			<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 04:01:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=51</guid>
			<description><![CDATA[KUDUZ HASTALIĞI: Kuduz, merkezi sinir sisteminde ve özellikle de beyinde &#8220;Reybüz&#8221; (Rabies) adlı virüsle oluşan bir bulaşıcı hastalıktır. Kuduz bütün memeli hayvanlarda gelişebilen bir hastalıktır. En sık rastlanan bulaşma biçimi, hasta hayvanların birbirlerini ya da insanları ısırmalarıyla tükürük salgısmdaki virüslerin ışınlan hayvan ya da insana bulaşmasıdır. Burada kuduz hastalığına yakalanan insanların diğer insanları ısırmalarıyla da hastalığın bulaşabileceğini anımsatmakta yarar görüyoruz. Hastalığın bir başka bulaşma biçimi de hastadan<br />
saçılan tükürük damlacıklarının havadan diğer insanlara ya da besin maddelerine ulaşmasıdır. Bu besin maddelerini yiyen kişide de kuduz gelişebilir. Virüs konak organizmada, sinir dokusunda, bazen de kanında bulunur. Hastalığın oluşum biçimi şöyledir: însan, örneğin kuduz bir köpek tarafından ısırıldığında köpeğin tükürük bezlerinde ye dolayısıyla da salyasında bulunan kuduz virüsü ısırık yarasına bulaşır. Böylece insan kuduz virüsünü almış olur. Virüs, ısırık bölgesinde yaklaşık 96 saat {4lgün) kalıp, çoğalır. Daha sonra yaranın yakınındaki, özellikle duyu sinir sistemine ulaşan virüsler hemen hemen yalnız sinir sisteminin gri maddesi içinden çoğalmaya başlarlar. Virüsler daha sonra otonom sinir sisteminin sinir liflerine geçip, bunların içinde yol alarak bütün vücuda yayılırlar. Tükürük bezleri, böbrekler, böbreküstü bezi, akciğerler, karaciğer, kaslar, deri, kalp ve öteki pek çok organ ve doku bu yayılma mekanizmasıyla virüsler tarafından sarılırlar. Kuduz virüsü beyine ulaştığında beyinde iltihaplanmaya, yani &#8220;ansefahT&#8217;e yol açar.<br />
<br />
Kuduz virüsünün vücuda girmesinden sonra kuduz hastalığının belirtilerinin ortaya çıkmasına dek geçen ve &#8220;Kuluçka devri&#8221; denilen süre, 10 günden 1-2 yıla değin uzayabilir. Kuluçka devirinin uzunluğu vücuda giren virüslerin sayısına, hastanın direncine ve ısırık yarasının merkezi sinir sisteminden olan uzaklığına göre değişmektedir. Örneğin merkezi sinir sistemine uzak bir bölgede ve az sayıdaki virüsün bulaşması ve hastanın direncinin de fazla olduğu durumlarda kuluçka devri uzamaktadır. Hastalık, belirtileri bakımından üç döneme ayrılarak incelenebilir. Nonspesifik prodrom dönemde ateş yükselmesi, baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kuru öksürük, boğaz ağrısı gibi beirtiler gelişir. Bu dönem yaklaşık 1-4 gün sürer. Isırık bölgesinde duygu kusurları gelişir.<br />
<br />
ikinci dönemde ansefalit belirtileri ön plana çıkar. Kas spazmları, bilinç bozuklukları, taşkınlıklar, hayal görme, küçük alanları tutan felçler, duygu kusurları ışıktan, sesten rahatsız olma, ateş yükselmesi, göz bebeklerinde genişleme, aşın tükürük, ter ve gözyaşı salgılanması, Babinski belirtisinin olumlu çıkması, derin tendon reflekslerinin artmış olması, ses kısılması ya da ses çıkaramama (ses tellerinin felcine bağlı) gibi belirtiler gelişebilir. Hastadaki bilinç bulanıklıkları ataklar biçiminde gelişir. Ataklar dışında bilinç tümüyle normaldir. Hastalık ilerledikçe ataklar sıklaşır.<br />
<br />
Hastalığın üçüncü ve son döneminde gelişen belirtiler kuduza özgüdür. Bu belirtiler beyin sapındaki bozukluklardan kaynaklanır. îkinci dönemden hemen sonra bu dönemin belirtileri gelişir. Beyin sapındaki kafa sinirlerinin etH-lenmesi, özgün belirtilerin oluşmasına yol açar. Yüz felci, çift görme, çiğneme bozuklukları, yutma bozuldukları bu belirtilerdendir. Aşırı salya salgılama ve yutma güçlüğünün bir arada bulunmasıyla kuduza özgü bir belirti olan ağzın köpüklü görünümü ortaya çıkar. Yutma kaslarında gelişen ağrılı spazmlar ve daha sonra bu kaslarda gelişen felçler nedeniyle, hasta su içmeyi reddeder. Bu da kuduza özgü bir belirtidir. Kudüs hastası için kullanılan &#8220;Kuduz hastası sudan korkar&#8221; deyimi işte bu mekanizmadan kaynaklanmaktadır. Bundan bir süre sonra hasta komaya girer. Beyindeki solunum merkezlerinin hasara uğramasıyla hasta solunum işlevlerini yürütemez duruma gelir ve soluk alamama nedeniyle ölümle son bulur. Kuduz belirtilerinin ortaya çıkmasından sonra hastalar 4-20 gün yaşarlar. Yani yukarıda anlattığımız belirtiler &#8220;4-20&#8243; günlük bir süre içine sığmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KUDUZ HASTALIĞI: Kuduz, merkezi sinir sisteminde ve özellikle de beyinde &#8220;Reybüz&#8221; (Rabies) adlı virüsle oluşan bir bulaşıcı hastalıktır. Kuduz bütün memeli hayvanlarda gelişebilen bir hastalıktır. En sık rastlanan bulaşma biçimi, hasta hayvanların birbirlerini ya da insanları ısırmalarıyla tükürük salgısmdaki virüslerin ışınlan hayvan ya da insana bulaşmasıdır. Burada kuduz hastalığına yakalanan insanların diğer insanları ısırmalarıyla da hastalığın bulaşabileceğini anımsatmakta yarar görüyoruz. Hastalığın bir başka bulaşma biçimi de hastadan<br />
saçılan tükürük damlacıklarının havadan diğer insanlara ya da besin maddelerine ulaşmasıdır. Bu besin maddelerini yiyen kişide de kuduz gelişebilir. Virüs konak organizmada, sinir dokusunda, bazen de kanında bulunur. Hastalığın oluşum biçimi şöyledir: însan, örneğin kuduz bir köpek tarafından ısırıldığında köpeğin tükürük bezlerinde ye dolayısıyla da salyasında bulunan kuduz virüsü ısırık yarasına bulaşır. Böylece insan kuduz virüsünü almış olur. Virüs, ısırık bölgesinde yaklaşık 96 saat {4lgün) kalıp, çoğalır. Daha sonra yaranın yakınındaki, özellikle duyu sinir sistemine ulaşan virüsler hemen hemen yalnız sinir sisteminin gri maddesi içinden çoğalmaya başlarlar. Virüsler daha sonra otonom sinir sisteminin sinir liflerine geçip, bunların içinde yol alarak bütün vücuda yayılırlar. Tükürük bezleri, böbrekler, böbreküstü bezi, akciğerler, karaciğer, kaslar, deri, kalp ve öteki pek çok organ ve doku bu yayılma mekanizmasıyla virüsler tarafından sarılırlar. Kuduz virüsü beyine ulaştığında beyinde iltihaplanmaya, yani &#8220;ansefahT&#8217;e yol açar.<br />
<br />
Kuduz virüsünün vücuda girmesinden sonra kuduz hastalığının belirtilerinin ortaya çıkmasına dek geçen ve &#8220;Kuluçka devri&#8221; denilen süre, 10 günden 1-2 yıla değin uzayabilir. Kuluçka devirinin uzunluğu vücuda giren virüslerin sayısına, hastanın direncine ve ısırık yarasının merkezi sinir sisteminden olan uzaklığına göre değişmektedir. Örneğin merkezi sinir sistemine uzak bir bölgede ve az sayıdaki virüsün bulaşması ve hastanın direncinin de fazla olduğu durumlarda kuluçka devri uzamaktadır. Hastalık, belirtileri bakımından üç döneme ayrılarak incelenebilir. Nonspesifik prodrom dönemde ateş yükselmesi, baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kuru öksürük, boğaz ağrısı gibi beirtiler gelişir. Bu dönem yaklaşık 1-4 gün sürer. Isırık bölgesinde duygu kusurları gelişir.<br />
<br />
ikinci dönemde ansefalit belirtileri ön plana çıkar. Kas spazmları, bilinç bozuklukları, taşkınlıklar, hayal görme, küçük alanları tutan felçler, duygu kusurları ışıktan, sesten rahatsız olma, ateş yükselmesi, göz bebeklerinde genişleme, aşın tükürük, ter ve gözyaşı salgılanması, Babinski belirtisinin olumlu çıkması, derin tendon reflekslerinin artmış olması, ses kısılması ya da ses çıkaramama (ses tellerinin felcine bağlı) gibi belirtiler gelişebilir. Hastadaki bilinç bulanıklıkları ataklar biçiminde gelişir. Ataklar dışında bilinç tümüyle normaldir. Hastalık ilerledikçe ataklar sıklaşır.<br />
<br />
Hastalığın üçüncü ve son döneminde gelişen belirtiler kuduza özgüdür. Bu belirtiler beyin sapındaki bozukluklardan kaynaklanır. îkinci dönemden hemen sonra bu dönemin belirtileri gelişir. Beyin sapındaki kafa sinirlerinin etH-lenmesi, özgün belirtilerin oluşmasına yol açar. Yüz felci, çift görme, çiğneme bozuklukları, yutma bozuldukları bu belirtilerdendir. Aşırı salya salgılama ve yutma güçlüğünün bir arada bulunmasıyla kuduza özgü bir belirti olan ağzın köpüklü görünümü ortaya çıkar. Yutma kaslarında gelişen ağrılı spazmlar ve daha sonra bu kaslarda gelişen felçler nedeniyle, hasta su içmeyi reddeder. Bu da kuduza özgü bir belirtidir. Kudüs hastası için kullanılan &#8220;Kuduz hastası sudan korkar&#8221; deyimi işte bu mekanizmadan kaynaklanmaktadır. Bundan bir süre sonra hasta komaya girer. Beyindeki solunum merkezlerinin hasara uğramasıyla hasta solunum işlevlerini yürütemez duruma gelir ve soluk alamama nedeniyle ölümle son bulur. Kuduz belirtilerinin ortaya çıkmasından sonra hastalar 4-20 gün yaşarlar. Yani yukarıda anlattığımız belirtiler &#8220;4-20&#8243; günlük bir süre içine sığmaktadır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Örümceler ve Örümcek Zehirlenmeleri]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=50</link>
			<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 03:59:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=50</guid>
			<description><![CDATA[ÖRÜMCEKLER VE ÖRÜMCEK ZEHİRLENMESİ: Yeryüzünde 1200 kadar örümcek türü bulunmaktadır. Bunların pek az bir bölümü insanlar için zehirleyici niteliktedir. Türkiye&#8217;de zehirli örümcekler konusunda yeterli bir çalışma henüz yapılamamıştır. Zehirli örümceklerin ülkemizde bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi türlerinin bulunduğu henüz tam olarak ortaya konulamamıştır.<br />
<br />
Zehirli bir örümcek türü olan &#8220;Latrodectus tredecimguttatus&#8221; Örümceğinin diğer adı da &#8220;KaraduT&#8217;dur. Çünkü bu örümce siyah renklidir ve dişisi çiftleştikten sonra eşini öldürür. Karadul, mayıs ve eylül ayları arasında rastlantı sonucu insanları sokup zehirini onlara akıtır. Karadulun ülkemizde de bulunup bulunmadığını bilmiyoruz.<br />
<br />
Örümceğin soktuğu yerde aniden yanma ve ağrı duygusu gelişir. Kısa sürede bölgede şişlik, kaşıntı, kızarıklık belirir. Daha sonra titreme, halsizlik, endişe, susuzluk duygusu, kas ve karın ağrıları başlar. 1-4 saat sonra bütün vücutta yaygın bir yanma ve ağrı duyulur. Bulantı, kusma, ishal, ağızdan salya akması, yutma güçlüğü, uyuşukluk, duygu eksiklikleri, çarpıntı, tansiyon yükselmesi, solunumun hızlanması ve yüzeyselleşmesi gibi belirtilerle hastanın durumu gitgide ağırlaşır. Ağır zehirlenme olayları %5 oranında ölümle sonuçlanır. Örümcek zehirlenmesinin ilk yardımı ve öteki tedavi ilkeleri yılan zehirlenmesinde olduğu gibidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ÖRÜMCEKLER VE ÖRÜMCEK ZEHİRLENMESİ: Yeryüzünde 1200 kadar örümcek türü bulunmaktadır. Bunların pek az bir bölümü insanlar için zehirleyici niteliktedir. Türkiye&#8217;de zehirli örümcekler konusunda yeterli bir çalışma henüz yapılamamıştır. Zehirli örümceklerin ülkemizde bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi türlerinin bulunduğu henüz tam olarak ortaya konulamamıştır.<br />
<br />
Zehirli bir örümcek türü olan &#8220;Latrodectus tredecimguttatus&#8221; Örümceğinin diğer adı da &#8220;KaraduT&#8217;dur. Çünkü bu örümce siyah renklidir ve dişisi çiftleştikten sonra eşini öldürür. Karadul, mayıs ve eylül ayları arasında rastlantı sonucu insanları sokup zehirini onlara akıtır. Karadulun ülkemizde de bulunup bulunmadığını bilmiyoruz.<br />
<br />
Örümceğin soktuğu yerde aniden yanma ve ağrı duygusu gelişir. Kısa sürede bölgede şişlik, kaşıntı, kızarıklık belirir. Daha sonra titreme, halsizlik, endişe, susuzluk duygusu, kas ve karın ağrıları başlar. 1-4 saat sonra bütün vücutta yaygın bir yanma ve ağrı duyulur. Bulantı, kusma, ishal, ağızdan salya akması, yutma güçlüğü, uyuşukluk, duygu eksiklikleri, çarpıntı, tansiyon yükselmesi, solunumun hızlanması ve yüzeyselleşmesi gibi belirtilerle hastanın durumu gitgide ağırlaşır. Ağır zehirlenme olayları %5 oranında ölümle sonuçlanır. Örümcek zehirlenmesinin ilk yardımı ve öteki tedavi ilkeleri yılan zehirlenmesinde olduğu gibidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Odyometri]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=47</link>
			<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 03:44:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=47</guid>
			<description><![CDATA[ODYOMETRİ<br />
NASIL YAPILIR?<br />
<br />
Odyometreyle yapılan işitme incelemesinde öncelikle her titreşim için İşitme<br />
<br />
işitme kaybının değişik türleri vardır; hekimler odyometri denen inceleme teknikleri aracılığıyla işitme kaybının nedenlerini saptayabilir.<br />
<br />
İnsanda çeşitli nedenlere bağlı olarak kısmi ya da tam işitme kaybı (hipo-akuzi) olabilir. Bu nedenler arasında en sık görülenler şunlardır:<br />
<br />
&#8226; Yerel hastalıklar (kulak iltihaplan);<br />
<br />
&#8226; genel hastalıklar (kızıl, grip vb);<br />
<br />
&#8226; kalıtsal hastalıklar;<br />
<br />
&#8226; yaralanmalar;<br />
<br />
&#8226; yaşlılık;<br />
<br />
&#8226; saptanamayan öbür nedenler.<br />
<br />
İşitme kayıpları genellikle değişik özellikler gösterir. Hekim bu Özelliklere göre tedavileri saptayabilir. İşitme kaybı tipleri özellikle olayın yerine göre değişir. Bu yerler dışkulak, ortakulak, içkulak, işitme siniri ve merkez sinir sisteminin işitme yollandır. Tedavi edilebilen işitme kaybı tiplerinin yanında tedavi edilemeyenler de vardır.<br />
Bu nedenle işitme kaybı olan her hastanın titiz ve ayrıntılı bir işitme incelemesinden geçmesi gerekir. Odyometre aygıtı aracılığıyla işitme işlevi tam olarak araştırılabilir.<br />
İNCELEMENİN AMACI<br />
İşitme incelemesinde hasarın derecesi ve işitme kaybının tipi ortaya konmalıdır. Aynca kaybın kalıcı, düzelebilir ya da ilerleyip ağırlaşan nitelikte mi olduğu ve tıbbi, fizik, cerrahi ya da protez tedavilerden hangisinin en iyi sonucu vereceği saptanmalıdır.<br />
Bunun için hastanın işitme yelpazesinin belirlenmesi, daha az işitilen ya da işitilmeyen titreşimlerin bulunması gerekir. Olgulara göre düşük, orta ya da yüksek titreşimler söz konusu olacaktır. Hasta genellikle işittiği ve işitemediği sesleri işaret ederek hekimi yönlendirir. Her titreşim için işitme kaybı miktan saptanır. Fizyologlarca işitme eşiği olarak tanımlanan, işitmeyi uyarabilecek güçteki en düşük ses şiddeti bulunur.<br />
Başka gürültülerin işitme eşiğinin saptanmasını etkilememesi İçin inceleme sessiz bir ortamda yapılır; incelemeden geçecek hasta sesten yalıtılmış bir kabine alınır. Kabin içindeki kulaklıklar dışandaki odyometreye bağlıdır. Hastanın her İki kulağına sırasıyla belirli titreşimlerde saf sesler verilir. En düşük titreşimlerden (125-cps [saniyedeki devir]) en yüksek titreşimlere (12.000 cps [saniyedeki devir]) doğru gidilir. İncelenen her ton için odyometrenin bir düğmesine basarak sesin desi-bel (dB) üzerinden ölçülen şiddeti kademeli biçimde artırılır. Hasta her ton için elinde bulunan düğmeye basarak ya da elini kaldırarak algılamanın başladığı düzeyi belirtir. Bu düzey söz konusu ton elinde bulunan hastanın işitme eşiğini oluşturur. Her iki kulak için toplanan tek tek değerler odyogram denen bir grafik üzerinde gösterilir. Tek tek noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğriler işitme kaybının tipi ve şiddeti hakkında kesin tanı konmasını sağlar.<br />
<br />
ÎŞİem kemik yolu için de yinelenir. Bu yol için özel bir vibratör (titreşim üreteci) kullanılır. Odyometreye bağlı olan vibratör hastanın kulağının arkasında bulunan kemiğe (mastoit kemik) yapıştırılır. Bu durumda sesler ortakulağın iletim mekanizması olan kulak zarından ve kulak kemikçiklerinden geçmeden doğrudan içkulağm hücrelerine ulaşır.<br />
İLETİM TİPİ SAĞIRLIK<br />
VE ALGILAMA<br />
SAĞIRLIĞI<br />
Bu basit incelemeyle odyometrik eğrinin özelliklerini değerlendiren uzman hekim işitme kayıplarını iletim tipi ve algılama tipi kayıplar olarak iki büyük gruba ayırabilir: İletim tipi kayıplar seslerin işitme organında dışarıdan içeriye iletimiyle ilgili oluşumların bozukluğuna bağlıdır. Burada ses dalgasını (mekanik enerji) sinirsel uyarıya (biyoelektrik enerji) dönüştüren organlar söz konusudur. En tipik iletim sağırlıkları dışkulak yolu tıkaçları, yabancı cisimler ve ortakulak iltihaplarında ortaya çıkanlardır; iltihaplarda ortakulak boşluğunda bulunan sıvılar kemikçiklerin ve kulak zarının hareketlerini engeller.<br />
Ortakulak işitme kayıpları olarak da bilinen iletim tipi kayıplar genellikle işitme gücünün düşük titreşimler (pes sesler) için azalmasıyla ve yüksek titreşimler (tiz sesler) için normal olmasıyla kendini belli eder.<br />
Algılama tipi işitme kayıpları içku-lağın sinirsel oluşumlarının, işitme sinirinin ve yollarının, kulağı beynin yüksek merkezlerine bağlayan ve algılamanın yanı sıra seslerin bilinçli tanınmasını da sağlayan sinirsel yolların iltihabi, dejeneratif (yıkıcı) ya da travmatik bozukluğuna bağlıdır.<br />
<br />
Algılama tipi işitme kayıplarının tedavisi çok güçtür. İletim tipinde başlıca kayıp düşük titreşimlerdeyken, algılama tipinde işitme kaybı yüksek titreşimli seslerden başlar. Bu nedenle algılama tipi işitme zayıflığında başlangıçta konuşma sesi iyi işitilir; çünkü bu ses çok yüksek olmayan titreşim değerleri içindedir. Kişi çok dikkatli değilse ya da müziğe özel eğilimi yoksa bu kaybın farkında olmayabilir. Ayrıca iletim tipi sağırlıkta yalnızca hava yoluyla gelen seslerin işitilmesi azalırken, algılama tipi sağırlıkta kemik yoluyla gelen seslerin işitilmesi de azalır.<br />
<br />
Algılama sağırlığı durumunda yalnız en düşük işitme eşiğini saptamak yeterli değildir. Bozukluğun kesin yerinin saptanmasını sağlayacak başka test-<br />
ler de gerekir. Ses kulağa eşiğin üzerinde bir şiddette geldiğinde, ses tonunun algılanmasındaki bozulmalar analiz edilir.<br />
Gerçekte işitme sürecinin daha karmaşık olduğu göz önüne alınmalıdır. Çünkü günlük yaşamda saf tonlar değil, tonların uyumsuz bileşiminden olu-Şan gürültüler işitilir ve bunların arasından sözcükler seçilerek algılanır. Bu nedenle işitmenin işlevselliği, yalnızca kulağın basit düzeyde incelenmesiyle anlaşılamaz. Bir tümcenin değişik düzeylerde anlaşılmasını sağlayan dil, bellek, imgelem, konuya ilgi gibi çeşitli birleştirici merkezler de çözümlenmelidir.<br />
Buna yönelik incelemeler her zaman odyometre aracılığıyla yapılır. Ama hastanın kulağına saf tonlar yerine, iki heceli sözcükler ya da tümceler biçiminde kaydedilmiş insan sesi verilir. Buna konuşma odyometresi denir.<br />
Söz konusu testler işitme işlevinin bütün boyutlarıyla incelenmesine olanak verir. Bu işlev öncelikle kulağa bağlıdır, ama beyin gibi çok karmaşık yapı ve işlevleri de ilgilendirir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ODYOMETRİ<br />
NASIL YAPILIR?<br />
<br />
Odyometreyle yapılan işitme incelemesinde öncelikle her titreşim için İşitme<br />
<br />
işitme kaybının değişik türleri vardır; hekimler odyometri denen inceleme teknikleri aracılığıyla işitme kaybının nedenlerini saptayabilir.<br />
<br />
İnsanda çeşitli nedenlere bağlı olarak kısmi ya da tam işitme kaybı (hipo-akuzi) olabilir. Bu nedenler arasında en sık görülenler şunlardır:<br />
<br />
&#8226; Yerel hastalıklar (kulak iltihaplan);<br />
<br />
&#8226; genel hastalıklar (kızıl, grip vb);<br />
<br />
&#8226; kalıtsal hastalıklar;<br />
<br />
&#8226; yaralanmalar;<br />
<br />
&#8226; yaşlılık;<br />
<br />
&#8226; saptanamayan öbür nedenler.<br />
<br />
İşitme kayıpları genellikle değişik özellikler gösterir. Hekim bu Özelliklere göre tedavileri saptayabilir. İşitme kaybı tipleri özellikle olayın yerine göre değişir. Bu yerler dışkulak, ortakulak, içkulak, işitme siniri ve merkez sinir sisteminin işitme yollandır. Tedavi edilebilen işitme kaybı tiplerinin yanında tedavi edilemeyenler de vardır.<br />
Bu nedenle işitme kaybı olan her hastanın titiz ve ayrıntılı bir işitme incelemesinden geçmesi gerekir. Odyometre aygıtı aracılığıyla işitme işlevi tam olarak araştırılabilir.<br />
İNCELEMENİN AMACI<br />
İşitme incelemesinde hasarın derecesi ve işitme kaybının tipi ortaya konmalıdır. Aynca kaybın kalıcı, düzelebilir ya da ilerleyip ağırlaşan nitelikte mi olduğu ve tıbbi, fizik, cerrahi ya da protez tedavilerden hangisinin en iyi sonucu vereceği saptanmalıdır.<br />
Bunun için hastanın işitme yelpazesinin belirlenmesi, daha az işitilen ya da işitilmeyen titreşimlerin bulunması gerekir. Olgulara göre düşük, orta ya da yüksek titreşimler söz konusu olacaktır. Hasta genellikle işittiği ve işitemediği sesleri işaret ederek hekimi yönlendirir. Her titreşim için işitme kaybı miktan saptanır. Fizyologlarca işitme eşiği olarak tanımlanan, işitmeyi uyarabilecek güçteki en düşük ses şiddeti bulunur.<br />
Başka gürültülerin işitme eşiğinin saptanmasını etkilememesi İçin inceleme sessiz bir ortamda yapılır; incelemeden geçecek hasta sesten yalıtılmış bir kabine alınır. Kabin içindeki kulaklıklar dışandaki odyometreye bağlıdır. Hastanın her İki kulağına sırasıyla belirli titreşimlerde saf sesler verilir. En düşük titreşimlerden (125-cps [saniyedeki devir]) en yüksek titreşimlere (12.000 cps [saniyedeki devir]) doğru gidilir. İncelenen her ton için odyometrenin bir düğmesine basarak sesin desi-bel (dB) üzerinden ölçülen şiddeti kademeli biçimde artırılır. Hasta her ton için elinde bulunan düğmeye basarak ya da elini kaldırarak algılamanın başladığı düzeyi belirtir. Bu düzey söz konusu ton elinde bulunan hastanın işitme eşiğini oluşturur. Her iki kulak için toplanan tek tek değerler odyogram denen bir grafik üzerinde gösterilir. Tek tek noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğriler işitme kaybının tipi ve şiddeti hakkında kesin tanı konmasını sağlar.<br />
<br />
ÎŞİem kemik yolu için de yinelenir. Bu yol için özel bir vibratör (titreşim üreteci) kullanılır. Odyometreye bağlı olan vibratör hastanın kulağının arkasında bulunan kemiğe (mastoit kemik) yapıştırılır. Bu durumda sesler ortakulağın iletim mekanizması olan kulak zarından ve kulak kemikçiklerinden geçmeden doğrudan içkulağm hücrelerine ulaşır.<br />
İLETİM TİPİ SAĞIRLIK<br />
VE ALGILAMA<br />
SAĞIRLIĞI<br />
Bu basit incelemeyle odyometrik eğrinin özelliklerini değerlendiren uzman hekim işitme kayıplarını iletim tipi ve algılama tipi kayıplar olarak iki büyük gruba ayırabilir: İletim tipi kayıplar seslerin işitme organında dışarıdan içeriye iletimiyle ilgili oluşumların bozukluğuna bağlıdır. Burada ses dalgasını (mekanik enerji) sinirsel uyarıya (biyoelektrik enerji) dönüştüren organlar söz konusudur. En tipik iletim sağırlıkları dışkulak yolu tıkaçları, yabancı cisimler ve ortakulak iltihaplarında ortaya çıkanlardır; iltihaplarda ortakulak boşluğunda bulunan sıvılar kemikçiklerin ve kulak zarının hareketlerini engeller.<br />
Ortakulak işitme kayıpları olarak da bilinen iletim tipi kayıplar genellikle işitme gücünün düşük titreşimler (pes sesler) için azalmasıyla ve yüksek titreşimler (tiz sesler) için normal olmasıyla kendini belli eder.<br />
Algılama tipi işitme kayıpları içku-lağın sinirsel oluşumlarının, işitme sinirinin ve yollarının, kulağı beynin yüksek merkezlerine bağlayan ve algılamanın yanı sıra seslerin bilinçli tanınmasını da sağlayan sinirsel yolların iltihabi, dejeneratif (yıkıcı) ya da travmatik bozukluğuna bağlıdır.<br />
<br />
Algılama tipi işitme kayıplarının tedavisi çok güçtür. İletim tipinde başlıca kayıp düşük titreşimlerdeyken, algılama tipinde işitme kaybı yüksek titreşimli seslerden başlar. Bu nedenle algılama tipi işitme zayıflığında başlangıçta konuşma sesi iyi işitilir; çünkü bu ses çok yüksek olmayan titreşim değerleri içindedir. Kişi çok dikkatli değilse ya da müziğe özel eğilimi yoksa bu kaybın farkında olmayabilir. Ayrıca iletim tipi sağırlıkta yalnızca hava yoluyla gelen seslerin işitilmesi azalırken, algılama tipi sağırlıkta kemik yoluyla gelen seslerin işitilmesi de azalır.<br />
<br />
Algılama sağırlığı durumunda yalnız en düşük işitme eşiğini saptamak yeterli değildir. Bozukluğun kesin yerinin saptanmasını sağlayacak başka test-<br />
ler de gerekir. Ses kulağa eşiğin üzerinde bir şiddette geldiğinde, ses tonunun algılanmasındaki bozulmalar analiz edilir.<br />
Gerçekte işitme sürecinin daha karmaşık olduğu göz önüne alınmalıdır. Çünkü günlük yaşamda saf tonlar değil, tonların uyumsuz bileşiminden olu-Şan gürültüler işitilir ve bunların arasından sözcükler seçilerek algılanır. Bu nedenle işitmenin işlevselliği, yalnızca kulağın basit düzeyde incelenmesiyle anlaşılamaz. Bir tümcenin değişik düzeylerde anlaşılmasını sağlayan dil, bellek, imgelem, konuya ilgi gibi çeşitli birleştirici merkezler de çözümlenmelidir.<br />
Buna yönelik incelemeler her zaman odyometre aracılığıyla yapılır. Ama hastanın kulağına saf tonlar yerine, iki heceli sözcükler ya da tümceler biçiminde kaydedilmiş insan sesi verilir. Buna konuşma odyometresi denir.<br />
Söz konusu testler işitme işlevinin bütün boyutlarıyla incelenmesine olanak verir. Bu işlev öncelikle kulağa bağlıdır, ama beyin gibi çok karmaşık yapı ve işlevleri de ilgilendirir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Marmara Universitesi buraya]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=46</link>
			<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 03:09:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=46</guid>
			<description><![CDATA[SLm ben mesut biyomedikal bölümü 1 sınıf ögrencisiyim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SLm ben mesut biyomedikal bölümü 1 sınıf ögrencisiyim]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ODTÜ yeni biyomedikal mühendislerini bekliyor !!]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=43</link>
			<pubDate>Sat, 16 Aug 2008 00:39:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=43</guid>
			<description><![CDATA[ODTÜ&#8217;de açılan biyomedikal mühendisliği bölümü bu yıl ilk öğrencilerini alarak, biyomedikal mühendisler yetiştirecek. <br />
<br />
<br />
ODTÜ&#8217;de açılan biyomedikal mühendisliği bölümü bu yıl ilk öğrencilerini alarak, biyomedikal mühendisler yetiştirecek. Bölümün çalışma alanları içinde, medikal görüntüleme, doku mühendisliği, damar ve kalp kapakçığı gibi biyolojik organlarda akış mekaniği ile protein yapıları gibi konuları yer alıyor. <br />
<br />
ODTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü&#8217;ne bağlı olarak açılan "Biyomedikal Mühendisliği" bölümü bu yıl ilk öğrencilerini alarak biyomedikal mühendisler yetiştirecek.<br />
<br />
Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Hasırcı, bölümün kurulma amacının, biyoloji, kimya, fizik, matematik temel alanları ile tüm mühendislik prensiplerini birleştirerek medikal alanda gözlenen problemlere çözüm üretecek eğitimi vermek ve bu alanlarda çok yönlü araştırmalar yürütmek olduğunu söyledi.<br />
<br />
Biyomedikal mühendisliğinin çalışma alanının çok geniş olduğunu anlatan Hasırcı, "Çalışma alanları içinde, biyomedikal elektronik ve enstrümantasyon, medikal görüntüleme gibi pekçok konu var" dedi. <br />
<br />
MÜHENDİSLERE İHTİYACIMIZ VAR <br />
<br />
Hasırcı, Türkiye&#8217;de sağlık ile ilgili hemen hemen tüm sistem ve cihazların yurt dışından ithal edildiğini ve bu nedenle ülkenin çok büyük miktarlarda parasal kaynağı yurt dışına aktardığını kaydetti.<br />
<br />
Amerika&#8217;da yıllık sağlık harcamalarının, 1 trilyon dolardan fazla olduğunu ifade eden Hasırcı, "Bunun yaklaşık 40 milyar dolarını medikal malzeme kısmı oluşturuyor. Sadece Amerika&#8217;da yaklaşık 10 milyon insan en az bir protez taşımaktadır" diye konuştu.<br />
<br />
TÜRKİYE&#8217;DE BİYOMEDİKAL MÜHENDİKLERE GEREK VAR <br />
<br />
Hasırcı, jenerik ilaç endüstrisinin bir grubu olan biyofarmasötikler ve terapatik proteinlerin global satışının 2010 yılında 60 milyar dolar olacağının öngörüldüğünü belirterek, "Dolayısıyla, gelişmiş cihaz ve sistemlerin ülkemizde üretilebilmesi, yeni biyofarmasötik ve tanı ürün çeşitlerinin geliştirilmesi, sağlık hizmetlerinin kalitesinin ve etkinliğinin artırılması ve yurt dışı bağımlılığın azaltılması açısından, Türkiye&#8217;de iyi yetişmiş biyomedikal mühendislerine gereksinim vardır. Sağlık, tüm toplumlar için en önemli konulardan olduğu için biyomedikal mühendislik konuları, Avrupa Topluluğu, TÜBİTAK ve DPT&#8217;nin öncelikli alanları içinde yer almaktadır" dedi.<br />
<br />
Biyomedikal Mühendisliği Bölümü&#8217;ne fen, mühendislik ve tıp fakültelerinden lisans diploması almış öğrenciler başvurabiliyor. Bu öğrenciler, insan sağlığı ve sağlık hizmetleri için klinikte uygulanan sistemleri geliştirecek ve hatta tamamen yenilerini tasarlayacak yetenekte, moleküler düzeyden organ seviyesine kadar olan spektrumda temel bilgiler ve teknikler ile donanmış olarak programdan mezun olacaklar.<br />
<br />
Medikal görüntüleme çalışma alanı içinde<br />
<br />
Bölümün çalışma alanları içinde, medikal görüntüleme, doku mühendisliği, damar ve kalp kapakçığı gibi biyolojik organlarda akış mekaniği ile protein yapıları gibi konuları yer alıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ODTÜ&#8217;de açılan biyomedikal mühendisliği bölümü bu yıl ilk öğrencilerini alarak, biyomedikal mühendisler yetiştirecek. <br />
<br />
<br />
ODTÜ&#8217;de açılan biyomedikal mühendisliği bölümü bu yıl ilk öğrencilerini alarak, biyomedikal mühendisler yetiştirecek. Bölümün çalışma alanları içinde, medikal görüntüleme, doku mühendisliği, damar ve kalp kapakçığı gibi biyolojik organlarda akış mekaniği ile protein yapıları gibi konuları yer alıyor. <br />
<br />
ODTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü&#8217;ne bağlı olarak açılan "Biyomedikal Mühendisliği" bölümü bu yıl ilk öğrencilerini alarak biyomedikal mühendisler yetiştirecek.<br />
<br />
Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Hasırcı, bölümün kurulma amacının, biyoloji, kimya, fizik, matematik temel alanları ile tüm mühendislik prensiplerini birleştirerek medikal alanda gözlenen problemlere çözüm üretecek eğitimi vermek ve bu alanlarda çok yönlü araştırmalar yürütmek olduğunu söyledi.<br />
<br />
Biyomedikal mühendisliğinin çalışma alanının çok geniş olduğunu anlatan Hasırcı, "Çalışma alanları içinde, biyomedikal elektronik ve enstrümantasyon, medikal görüntüleme gibi pekçok konu var" dedi. <br />
<br />
MÜHENDİSLERE İHTİYACIMIZ VAR <br />
<br />
Hasırcı, Türkiye&#8217;de sağlık ile ilgili hemen hemen tüm sistem ve cihazların yurt dışından ithal edildiğini ve bu nedenle ülkenin çok büyük miktarlarda parasal kaynağı yurt dışına aktardığını kaydetti.<br />
<br />
Amerika&#8217;da yıllık sağlık harcamalarının, 1 trilyon dolardan fazla olduğunu ifade eden Hasırcı, "Bunun yaklaşık 40 milyar dolarını medikal malzeme kısmı oluşturuyor. Sadece Amerika&#8217;da yaklaşık 10 milyon insan en az bir protez taşımaktadır" diye konuştu.<br />
<br />
TÜRKİYE&#8217;DE BİYOMEDİKAL MÜHENDİKLERE GEREK VAR <br />
<br />
Hasırcı, jenerik ilaç endüstrisinin bir grubu olan biyofarmasötikler ve terapatik proteinlerin global satışının 2010 yılında 60 milyar dolar olacağının öngörüldüğünü belirterek, "Dolayısıyla, gelişmiş cihaz ve sistemlerin ülkemizde üretilebilmesi, yeni biyofarmasötik ve tanı ürün çeşitlerinin geliştirilmesi, sağlık hizmetlerinin kalitesinin ve etkinliğinin artırılması ve yurt dışı bağımlılığın azaltılması açısından, Türkiye&#8217;de iyi yetişmiş biyomedikal mühendislerine gereksinim vardır. Sağlık, tüm toplumlar için en önemli konulardan olduğu için biyomedikal mühendislik konuları, Avrupa Topluluğu, TÜBİTAK ve DPT&#8217;nin öncelikli alanları içinde yer almaktadır" dedi.<br />
<br />
Biyomedikal Mühendisliği Bölümü&#8217;ne fen, mühendislik ve tıp fakültelerinden lisans diploması almış öğrenciler başvurabiliyor. Bu öğrenciler, insan sağlığı ve sağlık hizmetleri için klinikte uygulanan sistemleri geliştirecek ve hatta tamamen yenilerini tasarlayacak yetenekte, moleküler düzeyden organ seviyesine kadar olan spektrumda temel bilgiler ve teknikler ile donanmış olarak programdan mezun olacaklar.<br />
<br />
Medikal görüntüleme çalışma alanı içinde<br />
<br />
Bölümün çalışma alanları içinde, medikal görüntüleme, doku mühendisliği, damar ve kalp kapakçığı gibi biyolojik organlarda akış mekaniği ile protein yapıları gibi konuları yer alıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÖSYS Yerleştirme Sonuçları]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=42</link>
			<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 17:19:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=42</guid>
			<description><![CDATA[T.C.<br />
<br />
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU<br />
<br />
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı<br />
<br />
 <br />
<br />
BASIN DUYURUSU<br />
<br />
(14 Ağustos 2008)<br />
<br />
 <br />
<br />
2008-ÖSYS Merkezi Yerleştirme Sonuçları<br />
<br />
 <br />
<br />
15 Haziran 2008 tarihinde yapılan 2008 Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile 22 Haziran 2008 tarihinde yapılan Yabancı Dil Sınavı (YDS) sonuçlarına göre yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemleri tamamlanmış olup, sonuçlar 15 Ağustos 2008 Cuma günü saat 09.30&#8217;dan itibaren İnternetten öğrenilebilecektir. İlgili adresler aşağıdadır. <br />
<br />
İnternet Adresleri:<br />
<br />
    Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
    Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Yerleştirme Sonuçları ve Kayıt işlemleri ile ilgili Basın Duyurusu da aynı saatte ÖSYM&#8217;nin İnternet sayfasında yer alacaktır.<br />
<br />
Kamuoyunun bilgisine sunulur.<br />
<br />
 <br />
<br />
Prof.Dr. A.Ünal YARIMAĞAN<br />
<br />
ÖSYM Başkanı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[T.C.<br />
<br />
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU<br />
<br />
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı<br />
<br />
 <br />
<br />
BASIN DUYURUSU<br />
<br />
(14 Ağustos 2008)<br />
<br />
 <br />
<br />
2008-ÖSYS Merkezi Yerleştirme Sonuçları<br />
<br />
 <br />
<br />
15 Haziran 2008 tarihinde yapılan 2008 Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile 22 Haziran 2008 tarihinde yapılan Yabancı Dil Sınavı (YDS) sonuçlarına göre yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemleri tamamlanmış olup, sonuçlar 15 Ağustos 2008 Cuma günü saat 09.30&#8217;dan itibaren İnternetten öğrenilebilecektir. İlgili adresler aşağıdadır. <br />
<br />
İnternet Adresleri:<br />
<br />
    Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
    Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..<br />
<br />
Yerleştirme Sonuçları ve Kayıt işlemleri ile ilgili Basın Duyurusu da aynı saatte ÖSYM&#8217;nin İnternet sayfasında yer alacaktır.<br />
<br />
Kamuoyunun bilgisine sunulur.<br />
<br />
 <br />
<br />
Prof.Dr. A.Ünal YARIMAĞAN<br />
<br />
ÖSYM Başkanı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sahne ve Gösteri Sanatları Işık Teknikerliği]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=41</link>
			<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 12:34:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=41</guid>
			<description><![CDATA[Bu programın amacı; Devlet Tiyatrolarının, özel tiyatroların, Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnelerinin, bütün opera ve balelerin genel müdürlüklerinin, gösteri merkezlerinin, sanat kuruluşlarının vb. alanların ışık ile ilgili konularda gereksinim duydukları gerekli teknik ve bilgisayar donanımlarına sahip eğitim görmüş ara teknik eleman yetiştirmektir.<br />
<br />
Mezun olduktan sonra &#8220;Sahne ve Gösteri Sanatları Işık Teknikeri&#8221; unvanını alacak öğrenciler, yukarıda tanımlanan alanlardaki gerekli olan teknik bilgi ve el becerisi ile donatılacaklar, buna ek olarak yeniliklere uyum sağlayacak şekilde eğitim almaları sağlanacaktır. Ayrıca; çalışma ortamına uygun şekilde eğitilmelerine de önem verilecektir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu programın amacı; Devlet Tiyatrolarının, özel tiyatroların, Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnelerinin, bütün opera ve balelerin genel müdürlüklerinin, gösteri merkezlerinin, sanat kuruluşlarının vb. alanların ışık ile ilgili konularda gereksinim duydukları gerekli teknik ve bilgisayar donanımlarına sahip eğitim görmüş ara teknik eleman yetiştirmektir.<br />
<br />
Mezun olduktan sonra &#8220;Sahne ve Gösteri Sanatları Işık Teknikeri&#8221; unvanını alacak öğrenciler, yukarıda tanımlanan alanlardaki gerekli olan teknik bilgi ve el becerisi ile donatılacaklar, buna ek olarak yeniliklere uyum sağlayacak şekilde eğitim almaları sağlanacaktır. Ayrıca; çalışma ortamına uygun şekilde eğitilmelerine de önem verilecektir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Raylı Sistemler Elektrik - Elektronik Teknolojisi]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=40</link>
			<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 12:33:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=40</guid>
			<description><![CDATA[SEKTÖR <br />
MOTORLU ARAÇLAR, ULAŞTIRMA HİZMETLERİ VE YAPI-İNŞAAT  <br />
ALAN<br />
 RAYLI SİSTEMLER TEKNOLOJİSİ  <br />
ALANIN TANIMI<br />
 Raylı Sistemler Teknolojisi alanı altında yer alan dalların yeterliklerini kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen alandır.<br />
 <br />
ALANIN AMACI<br />
 Raylı Sistemler Teknolojisi alanı altında yer alan mesleklerde, sektörün ihtiyaçları, bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda gerekli olan mesleki yeterlikleri kazanmış nitelikli meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
 <br />
DAL PROGRAMLARI TANIMLARI VE AMAÇLARI<br />
 1. RAYLI SİSTEMLER MAKİNE<br />
<br />
Tanımı : Raylı sistem araç bakım, onarımcısı ve servise hazırlayıcısının sahip olması gereken, makinelerin bakım ve onarımını yapma yeterlikleri kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen daldır.<br />
<br />
Amacı : Raylı sistem araç bakım ve onarımcılığının   yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
2.RAYLI SİSTEMLER ELEKTRİK-ELEKTRONİK <br />
<br />
Tanımı : Raylı sistemler katener ve sinyal sistemlerinin kontrolü, bakımı ve onarımı, sistemin her zaman aktif hâlde tutulması işlemlerini yapma yeterliklerini  kazandırmaya  yönelik  eğitim ve öğretim verilen daldır.<br />
<br />
Amacı :  Raylı sistemler elektrik elektronikçiliğinin <br />
<br />
yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
3. RAYLI SİSTEMLER İŞLETME<br />
<br />
Tanımı : Raylı sistemler ile yapılan taşımalar sırasında raylı sistemin teknik alt yapısına uygun olarak trafik işletme sisteminin kullanılması ve raylı sistem trafiğinin işletilmesi işlemlerini yapma yeterliklerini  kazandırmaya  yönelik  eğitim ve öğretim verilen daldır<br />
<br />
Amacı : Raylı sistemler işletmeciliğinin yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
4. RAYLI SİSTEMLER İNŞAAT<br />
<br />
Tanımı : Raylı sistem yol bakım ve onarımcısının  sahip olduğu yeterlikleri kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen daldır.<br />
<br />
Amacı: Raylı sistem yol bakım ve onarımcısının  sahipolması gereken  yeterliklere sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SEKTÖR <br />
MOTORLU ARAÇLAR, ULAŞTIRMA HİZMETLERİ VE YAPI-İNŞAAT  <br />
ALAN<br />
 RAYLI SİSTEMLER TEKNOLOJİSİ  <br />
ALANIN TANIMI<br />
 Raylı Sistemler Teknolojisi alanı altında yer alan dalların yeterliklerini kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen alandır.<br />
 <br />
ALANIN AMACI<br />
 Raylı Sistemler Teknolojisi alanı altında yer alan mesleklerde, sektörün ihtiyaçları, bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda gerekli olan mesleki yeterlikleri kazanmış nitelikli meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
 <br />
DAL PROGRAMLARI TANIMLARI VE AMAÇLARI<br />
 1. RAYLI SİSTEMLER MAKİNE<br />
<br />
Tanımı : Raylı sistem araç bakım, onarımcısı ve servise hazırlayıcısının sahip olması gereken, makinelerin bakım ve onarımını yapma yeterlikleri kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen daldır.<br />
<br />
Amacı : Raylı sistem araç bakım ve onarımcılığının   yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
2.RAYLI SİSTEMLER ELEKTRİK-ELEKTRONİK <br />
<br />
Tanımı : Raylı sistemler katener ve sinyal sistemlerinin kontrolü, bakımı ve onarımı, sistemin her zaman aktif hâlde tutulması işlemlerini yapma yeterliklerini  kazandırmaya  yönelik  eğitim ve öğretim verilen daldır.<br />
<br />
Amacı :  Raylı sistemler elektrik elektronikçiliğinin <br />
<br />
yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
3. RAYLI SİSTEMLER İŞLETME<br />
<br />
Tanımı : Raylı sistemler ile yapılan taşımalar sırasında raylı sistemin teknik alt yapısına uygun olarak trafik işletme sisteminin kullanılması ve raylı sistem trafiğinin işletilmesi işlemlerini yapma yeterliklerini  kazandırmaya  yönelik  eğitim ve öğretim verilen daldır<br />
<br />
Amacı : Raylı sistemler işletmeciliğinin yeterliklerine sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.<br />
<br />
 <br />
<br />
4. RAYLI SİSTEMLER İNŞAAT<br />
<br />
Tanımı : Raylı sistem yol bakım ve onarımcısının  sahip olduğu yeterlikleri kazandırmaya yönelik eğitim ve öğretim verilen daldır.<br />
<br />
Amacı: Raylı sistem yol bakım ve onarımcısının  sahipolması gereken  yeterliklere sahip meslek elemanları yetiştirmek amaçlanmaktadır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Radyo Televizyon Tekniği Bölümü]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=39</link>
			<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 12:31:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=39</guid>
			<description><![CDATA[GENEL BİLGİ<br />
<br />
Bu programdaki öğrenciler, radyo televizyon program yapım ve yayın merkezlerinde bulunan ses ve video ile ilgili tüm elektronik cihazların kullanımlarını, kalibrasyonlarını ve bakım onarımlarını öğrenmektedirler. Uygulamalı dersler üniversitemiz Açık Öğretim Fakültesi Radyo ve TV yapım merkezi stüdyolarında ortaklaşa çalışmalarla yürütülmektedir. Radyo ve Televizyon teknolojisindeki son gelişmeler takip edilerek öğrencilerimize bu bilgiler derslerde aktarılmaktadır. Radyo ve Televizyon konusunda sektörde önde gelen kuruluşlarda (TRT ve Özel Televizyonlarda) staj yapmaları sağlanarak öğrencilerimizin teorik bilgilerini uygulayabilme imkanı ve iş hayatına entegrasyonu sağlanır. Öğrencilerin toplam 30 iş günü staj zorunluluğu vardır. Bu programı bitiren öğrenciler Radyo Televizyon Teknikeri unvanıyla mezun olurlar. Programda ikinci öğretim de uygulanmaktadır. <br />
<br />
AMAÇ<br />
<br />
Bu bilgi paketi, olası ERASMUS öğrencisine bu kurumdaki çalışma periyotlarını hazırlamalarına yardımcı olmak amacıyla, Anadolu Üniversitesi, Teknik Programlar Bölümü, Radyo-Televizyon Tekniği Programı tarafından açılan dersleri ve bölüm aktivitelerini göstermektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[GENEL BİLGİ<br />
<br />
Bu programdaki öğrenciler, radyo televizyon program yapım ve yayın merkezlerinde bulunan ses ve video ile ilgili tüm elektronik cihazların kullanımlarını, kalibrasyonlarını ve bakım onarımlarını öğrenmektedirler. Uygulamalı dersler üniversitemiz Açık Öğretim Fakültesi Radyo ve TV yapım merkezi stüdyolarında ortaklaşa çalışmalarla yürütülmektedir. Radyo ve Televizyon teknolojisindeki son gelişmeler takip edilerek öğrencilerimize bu bilgiler derslerde aktarılmaktadır. Radyo ve Televizyon konusunda sektörde önde gelen kuruluşlarda (TRT ve Özel Televizyonlarda) staj yapmaları sağlanarak öğrencilerimizin teorik bilgilerini uygulayabilme imkanı ve iş hayatına entegrasyonu sağlanır. Öğrencilerin toplam 30 iş günü staj zorunluluğu vardır. Bu programı bitiren öğrenciler Radyo Televizyon Teknikeri unvanıyla mezun olurlar. Programda ikinci öğretim de uygulanmaktadır. <br />
<br />
AMAÇ<br />
<br />
Bu bilgi paketi, olası ERASMUS öğrencisine bu kurumdaki çalışma periyotlarını hazırlamalarına yardımcı olmak amacıyla, Anadolu Üniversitesi, Teknik Programlar Bölümü, Radyo-Televizyon Tekniği Programı tarafından açılan dersleri ve bölüm aktivitelerini göstermektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Otomotiv Bölümü]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=38</link>
			<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 12:30:01 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=38</guid>
			<description><![CDATA[Otomotiv programının amacı, karayolu taşımacılığında kullanılan motorlu araçların yapımı alanında çalışacak ara insangücü yetiştirmektir. Mezunlar; kamu sektörüne ve özel sektöre bağlı fabrikalarda ve tamirhanelerde çalışabileceği gibi, özel işyeri de açabilirler. <br />
<br />
Programın Amacı: Otomotiv programının amacı, karayolu taşımacılığında kullanılan motorlu araçların yapımı alanında çalışacak ara insangücünü yetiştirmektir. <br />
<br />
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: Otomotiv programında matematik, fizik, kimya, ekonomi gibi temel derslerden başka motor tekniği, taşıt tekniği, makine elemanları, taşıt frenleri, taşıt motor ayarları, fabrika organizasyonu ve bilgisayar programlama gibi dersler okutulur ve uygulamalar yaptırılır. <br />
<br />
Gereken Nitelikler: Otomotiv programına girmek isteyen bir kimsenin matematik ve fizik konularına ilgili ve bu alanda başarılı, şekil ve uzay ilişkilerini görebilme, el ve gözünü eşgüdüm halinde çalıştırabilme yeteneğine sahip olmaları gerekir. <br />
<br />
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler: Otomotiv programını bitirenlere "Tekniker" ünvanı verilir. Otomotiv teknikeri, motorlu taşıt araçlarının motor kısmının yapımı ve işleyişi konusunda çalışacak ara insangücünü yetiştirmektir. Otomotiv teknikeri, fabrikalarda makine mühendislerinin gözetimi ve yönetimi altında planlanan işlerin yürütülmesini sağlar. <br />
<br />
Çalışma Alanları: Kamu sektörüne ve özel sektöre bağlı fabrikalarda ve tamirhanelerde çalışabileceği gibi kişi özel işyeri açabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Otomotiv programının amacı, karayolu taşımacılığında kullanılan motorlu araçların yapımı alanında çalışacak ara insangücü yetiştirmektir. Mezunlar; kamu sektörüne ve özel sektöre bağlı fabrikalarda ve tamirhanelerde çalışabileceği gibi, özel işyeri de açabilirler. <br />
<br />
Programın Amacı: Otomotiv programının amacı, karayolu taşımacılığında kullanılan motorlu araçların yapımı alanında çalışacak ara insangücünü yetiştirmektir. <br />
<br />
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: Otomotiv programında matematik, fizik, kimya, ekonomi gibi temel derslerden başka motor tekniği, taşıt tekniği, makine elemanları, taşıt frenleri, taşıt motor ayarları, fabrika organizasyonu ve bilgisayar programlama gibi dersler okutulur ve uygulamalar yaptırılır. <br />
<br />
Gereken Nitelikler: Otomotiv programına girmek isteyen bir kimsenin matematik ve fizik konularına ilgili ve bu alanda başarılı, şekil ve uzay ilişkilerini görebilme, el ve gözünü eşgüdüm halinde çalıştırabilme yeteneğine sahip olmaları gerekir. <br />
<br />
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler: Otomotiv programını bitirenlere "Tekniker" ünvanı verilir. Otomotiv teknikeri, motorlu taşıt araçlarının motor kısmının yapımı ve işleyişi konusunda çalışacak ara insangücünü yetiştirmektir. Otomotiv teknikeri, fabrikalarda makine mühendislerinin gözetimi ve yönetimi altında planlanan işlerin yürütülmesini sağlar. <br />
<br />
Çalışma Alanları: Kamu sektörüne ve özel sektöre bağlı fabrikalarda ve tamirhanelerde çalışabileceği gibi kişi özel işyeri açabilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mekatronik Bölümü]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=37</link>
			<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 12:28:26 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=37</guid>
			<description><![CDATA[Mekatronik, teknolojik ürün ve tasarımda makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliklerinin kaynaşmasını ifade eden disiplinlerarası bir mühendislik felsefesidir. 1969 yılında Japonya&#8217;dan yola çıkmış, kısa zamanda bütün dünyada çok önemli bir yer edinmiş olan mekatronik, mühendislik tasarımı ve eğitimini derinden etkilemiştir. Üretimde mekatronik tasarım ilkelerine yer veren ülkeler, teknolojide son otuz yılda önemli yenilik ve başarılara imza atmışlardır. Mekatroniğin tasarım ve üretimdeki bu kritik rolünün görülmesi üzerine, bugün gelişmiş ülkelerde mekatronik eğitimine devlet-üniversite-endüstri işbirliği içerisinde, giderek daha fazla ağırlık verilmektedir. Türkiye&#8217;de, gecikmeli de olsa giderek yaygınlık kazanan mekatroniğin, Türk meslekî ve teknik eğitim sistemine yeni bir anlayış getirmesi beklenmektedir. Mekatronik ürün yelpazesinin giderek genişlemesi, mekatroniğin gelecekte de öncelikli bir mühendislik alanı olacağını göstermektedir.<br />
<br />
Çağımızın yeni ve popüler bilimi olarak kabul edilen mekatronik, makine, elektrik&#8211;elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin evliliğinden doğan; yazılım ve kontrol mühendisliği konularını da aynı çatı altında toplayan disiplinlerarası bir kavramdır. Akıllı makineler tasarlamak üzere, tasarım ile süreç ve ürün imalatında, makina mühendisliğinin, elektronik ve bilgisayar ile sıkı kaynaşması olarak da ifade edilebilen mekatroniğin kapsamı, mekanik tasarım ve analiz, robotik sistemler, görüntü işleme, kontrol mühendisliği, yapay sinir ağları ve yapay zeka ile sanal gerçeklik olarak sıralanabilir (İlken, 2002).<br />
Erten&#8217;e (2003a) göre, mekatronik; çok disiplinli ve disiplinlerarası konuları kapsayan bir mühendislik felsefesi ve mühendislik uygulamalarına tümleşik bir yaklaşımdır. Çetinel (2003), otomasyonun gelişmesiyle öne çıkan ve mühendisliğin yeni adresi olarak gösterdiği mekatroniği, mühendislik branşlarının birbirleriyle sinerjik kaynaşması olarak tanımlamaktadır. Başka bir tanımlamaya göre ise mekatronik; mikro elektroniğin, makine mühendisliğine uygulanması veya mekanik ve elektroniği, bilgi teknolojisi ile işlevsel olarak birleştirip özümsenmesini sağlayan bir yaklaşımdır (Çeltekligil, 2003).<br />
Bu tanımlardan hareketle mekatronik; başta makine olmak üzere, elektrik-elektronik ve bilgisayar bilim dallarını, teknolojik talep ve sorunlara çözüm getirmek üzere, müşteri istekleri doğrultusunda, bir bütünlük içinde algılayan ve aynı potada eriten yeni bir interdisipliner mühendislik felsefesi olarak tanımlanabilir. Bu yeni mühendislik felsefesinde, çeşitli bilimlerin koalisyonu ve sinerjik kaynaştırılması söz konusudur. Mekatronik ile ilgili tanımlarda, mekatroniğin aslında bir kesişim mühendisliği olduğu ve büyük oranda robotikten oluştuğuna sıkça vurgu yapılmaktadır. <br />
<br />
Mekatronik Kavramı<br />
Mekatronik kavramı, ilk kez 1969 yılında Japonya&#8217;nın Yaskawa Elektrik &#64257;irketi&#8217;nde görevli bir mühendis tarafından elektrik motorlarının bilgisayarla kontrolünün sağlanması için kullanılmıştır. Mekatronik sözcüğü, &#8220;mekanik&#8221; ve &#8220;elektronik&#8221; kelimelerinin uygun bir şekilde parçalanması ve bu parçaların birleştirilmesi ile elde edilmiştir. Mekatronik sözcüğü, mekanizmanın &#8220;meka&#8221;sı ile elektronik sözcüğünün &#8220;tronik&#8221; kısımlarının birleştirilmesinden oluşmuştur (MMOB, 2003). Böylece bir Japon icadı olarak buradan yola çıkan mekatronik kavramı, yıllar içerisinde ilerleyerek tüm dünyaya yayılmış ve günümüzün mühendislik literatürüne, üzerinde en çok konuşulan bir kavram olarak yerleşmiştir. <br />
<br />
Mekatronik Mühendisliği Nedir?<br />
Mekatronik, ağırlıklı olarak tasarım ile ilgili bir kavram olarak ele alındığından, doğal olarak ilgili tanımlamalarda, mühendislik boyutunun özellikle ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Bunun için öncelikle mühendislik ve mekatronik mühendisliği kavramlarının açıklanmasında yarar vardır.<br />
Mühendislik, genel olarak, kuramsal doğruluğu kanıtlanmış kavramların uygulamaya aktarılmasındaki güçlükleri ve sorunları aşma etkinliği olarak tanımlanır. Mekatronik mühendisliği ise kısaca, mühendislik ilkeleri içinde, makina, elektrik/elektronik mühendisliği ve bilgisayar teknolojisinin eş amaçlı tümleşik bir yapıda gerçekleştirilmesi ve uygulanması olarak tanımlanabilir. Mekatronik Mühendisliği, makina, elektrik-elektronik mühendisliği ve yazılım teknolojisinin, bir ürün içinde entegre olması, bütünleşmesini kapsayan bir mühendislik dalıdır. Bu üç mühendislik konusunun bir ürün üzerinde bütünleşmesi, mekatronik mühendisliğinin temel ilkesidir. Bu ilke, eğitimin ve tasarımın başlangıcından itibaren, bu mühendislik dallarının bir arada bulunmasını gerektirmektedir. Klasik makina ya da elektrik mühendisliği eğitimini görmüş bir kişinin mekatronik ürünler üretmesi beklenmemelidir. Bunun için kişinin makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin ilgili konularının, bir eğitim sistemi içinde öğütülmesinden oluşmuş mekatronik mühendisliği eğitimi almış olması gerekir (Erten, 2003a).<br />
Başka bir tanıma göre ise mekatronik mühendisliği, makine ve elektrik mühendisliği gibi iki yerleşik mühendislik dalı ile bilgisayar ve özellikle yazılım mühendisliğinin kaynaştırılmasına dayanan yeni bir mühendislik tasarımı yaklaşımıdır (Kocaeli, 2003). <br />
Bu tanımlardan hareketle, mekatronik mühendisliğinin; makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar gibi mühendislik alanlarının ilgili konularının, bununla ilgili eğitimin başından başlayarak sinerji oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış ve son derece hızlı gelişen bir mühendislik disiplini olduğu söylenebilir. <br />
<br />
Mekatronik Mühendisi Kimdir ? <br />
Mekatronik mühendisi, ilgili disiplinlerde uzmanlık kazanan, tüm tasarımı ve her düzeyde tasarım sürecini denetleyebilen, yönlendirebilen ve katkıda bulunan kişidir. Mekatronik mühendisi, ilgili disiplinlerdeki uzmanlarla iletişim kurabilen, bu uzmanlık konularındaki bilgilere erişebilen, bu bilgileri yorumlayabilen ve bu bilgileri ekonomik, yenilikçi, ve müşteriyi üst düzeyde tatmin eden bir ürüne dönüştürmek amacı ile kullanabilen uzmandır (Erten, 2003a). <br />
Mekatronik mühendisi, müşterinin istekleri doğrultusunda çeşitli mühendislik alanlarındaki bilgi ve birikimi, ürüne dönüştürmek üzere tasarım süreci içerisinde kaynaştırabilme yeteneğine sahip takım lideridir. Bu özellikleri dolayısıyla mekatronik mühendisleri öncelikle, farklı mühendislik alanlarından oluşmuş mühendislik takımı üyeleriyle çok iyi iletişim yeteneğine sahip olmalı ve teknolojik tasarım sürecini çok iyi bilmelidir. Dolayısıyla mekatronik mühendisi, karşılaştığı teknolojik sorunları, disiplinlerarası boşluğu doldurmak üzere, ilgili alanlardaki uzmanlarla iletişim kurarak, çağdaş teknolojinin de desteğiyle çözebilen kişidir. Ancak, mekatronik mühendisinden tek başına endüstrinin bütün teknolojik tasarım ve üretim sorunlarını çözecek bir &#8220;Süpermen&#8221; olması beklenmemelidir. Mekatronik mühendisliğini öne çıkaran husus, günümüzün karmaşık ve sürekli değişen mühendislik tasarım ve üretim sorunlarının, ancak bir takım çalışması ile çözülebileceğinin bütün kesimlerce anlaşılmış olmasıdır. Bu bakımdan, mekatronik mühendisinin endüstrideki diğer mühendislerin de işini üstlenecek bir konumda görülmesi doğru değildir. Mekatronik mühendisi için, endüstriyel tasarım sürecinde bir araya gelmiş bulunan farklı alanlardan mühendislerin zekâ ve yeteneklerinin koordinasyonunu sağlayan bir takım lideri tanımı daha doğrudur.<br />
<br />
Mekatroniğe Neden İhtiyaç Vardır? <br />
Dünyada özellikle 1980&#8217;li yıllardan sonra, endüstriyel ürünlerin tasarım ve üretiminde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Gelişen ve değişen dünya pazarları ve teknoloji düzeyi sonucu, endüstriyel ürünlerin nitelik ve işlevlerinde de önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Hızla gelişen teknoloji ve sürekli değişen pazar koşulları, daha ekonomik ve kaliteli ürünler isterken, müşteri beklentileri ise daha esnek ve çok işlevli ürünler yönünde gelişmiştir. Müşterilerin hızla değişen istekleri ve yoğun rekabet sonucu, ürün ömürleri çok kısalmıştır. Böylesine çetin koşullar karşısında alışılmış tasarım ve imalat teknolojileri yetersiz kalmış, bu ihtiyacı gidermek üzere yeni kavram ve yöntemler doğmuştur. Bunlardan birisi de mekatronik kavramıdır. Mekatronik kavramlar, özellikle tasarım felsefesini ve mühendislik eğitimini etkilemiş, endüstriyel teknoloji üretimi ve mühendislik eğitiminde temel değişikliklere neden olmuştur. Robotik teknolojilerin her alanda yaygın şekilde kullanıldığı günümüzde mekatronik, teknolojinin bir gereği ve hatta zorunluluğudur (Erten, 2003a). <br />
Nitekim, mekatroniği tasarım ve üretimde etkili kullanan ülkeler, endüstriyel ve sosyal yaşamda önemli değişim ve ilerlemeler sağlamışlardır. Bunun en çarpıcı örneği, Japonya&#8217;dır. Başarılı mekatronik uygulamalarının ürün/süreç gelişiminde kullanıldığı Japon ürünleri, son otuz yılda bütün dünyada önemli bir yer kazanmıştır. Bu bağlamda Çin de, mekatroniğin ekonomik gelişmedeki rolünü görmüş ve 1987&#8217;den beri bu konuya giderek artan oranda ağırlık vermeye başlamıştır. Bu iki devin yanında, diğer bölge ülkeleri de, ekonomilerini gelecek yüzyılda belirli bir trende oturtmak için mekatroniğe giderek daha fazla ağırlık vermektedirler (Tan ve diğerleri, 1998). <br />
Mekatronik ile ilgili gelişmeler Asya ülkeleri ile sınırlı olmayıp, bunun yanında, ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin de, devlet-üniversite-endüstri iş birliği şeklinde nitelendirilebilecek Japonya örneğinden hareketle, son yıllarda mekatroniğe giderek daha fazla ağırlık verdikleri bilinmektedir. <br />
Türkiye&#8217;nin, uluslararası rekabette ayakta kalabilmesi ve 21. yüzyılda hak ettiği yeri alabilmesi, bir bakıma, dünya ölçeğinde endüstriyel tasarım ve üretim yapmasına bağlıdır. Bunun sağlanabilmesi için ise Türkiye&#8217;nin, devlet-üniversite-endüstri iş birliği çerçevesinde mekatroniğe gereken önemi vermesi kaçınılmazdır. Hatta mekatroniğin; Türkiye&#8217;de akademik ve endüstriyel çevrelerde yayılıp gelişmesi için konu ulusal bir bilim politikası çerçevesinde ele alınmalı; gerekirse bu alan öncelikli ve ayrıcalıklı ilan edilerek her kesim tarafından desteklenmelidir.<br />
<br />
Mekatroniğin İlgi ve Uygulama Alanları<br />
Çağın mühendislik teknolojisi olarak nitelendirilen mekatronik, modern yaşamda sağladığı büyük kolaylıklardan dolayı, son yıllarda bütün dünyada çok geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Nitekim, bugün günlük yaşamda kullanılan sıradan araç-gereçlerden, uzay teknolojisine kadar çok geniş bir yelpazede, mekatronik ürün pazarı gittikçe genişlemektedir. <br />
Bir ürün veya makinenin, mekatronik olarak nitelendirilebilmesi için bu ürünün mekanik işlevsellik ile tümleşik algoritmik denetimi beraberce içeren, algılayabilen, akıl yürüten, karar verebilen ve bu karar doğrultusunda hareket edebilen bir ürün veya sistem olması gerekir. Mekatronik ürünler, kendilerine tanımlanan çevreyi gözlemlemekte, çevredeki değişimleri algılamakta, ve algıladığı bilgileri yorumlayarak gerekli motor sistemler yardımı ile çevresini değiştirebilmektedir. Kısaca akıllı makineler olarak isimlendirilebilen bu ürünlerde yer alan yazılımlarda, genellikle yapay zekâ teknikleri kullanılmaktadır (Çeltekligil, 2003).<br />
Mühendislik tasarımı, sistem dinamiği ve akıllı kontrol, hassasiyet mühendisliği ve tasarım, üretim süreçlerinin gözlemlenmesi-modellenmesi ve kontrolü, hareketli robot sistemleri, kuvvet elektroniği, mikro sistem tasarımı ve uygulamaları, endüstriyel kontrol tasarımı, algılayıcılar ve tahrik ediciler ile robotik sistemler, görüntü işleme, kontrol mühendisliği, yapay sinir ağları ve yapay zekâ ve sanal gerçeklik gibi alanlar, mekatronik mühendisliğinin ilgi alanlarından başlıcalarıdır (Sabancı, 2003; İlken, 2002). <br />
Üretim mühendisliği, mikro sistemler, endüstriyel otomasyon, robotlar, mikro robotlar, akıllı silah ve silah sistemleri ile otomotiv endüstrisi ise mekatronik mühendisliğinin önde gelen uygulama alanları olarak sıralanabilir. Bu uygulama alanlarından günlük hayatımızda yer etmiş bazı örnekler ise şöyle sıralanabilir: Taşıtlarda hava yastığı güvenlik sistemleri, ABS fren sistemleri, uzaktan kumandalı kapı kilitleri, sürüş ve seyir denetimi, motor ve güç sistemleri denetimi, yolcu güvenlik sistemleri, NC, CNC, AC vb. tezgahlar ve otomatik üretim tezgahları, tıpta kullanılan başta MR ve ultrasonik tıbbî cihazlar, fotoğraf makinaları, video kameraları, video, CD ve DVD göstericileri, CD kayıt ve benzeri kişisel kullanım amaçlı elektronik cihazlar, endüstride kaynak robotları, fabrika içi kendinden yönlenmeli araçlar (AGV), uzay araştırmalarında kullanılan robotlar, askerî amaçlı mayın imha robotları, bomba taşıyıcıları ve benzeri gezer robotlar, hava taşıt sistemleri, garaj kapısı otomatik açma sistemleri, güvenlik sistemleri, iklimlendirme denetim sistemleri vb. ev ve büro uygulamaları, çamaşır, bulaşık makinaları vb. ev uygulamaları, çeşitli el takımları, el ve otomatik kumandalı hidrolik frenler ve benzeri malzeme taşıma ve inşaat makinaları ile video oyunları ve sanal gerçeklik uygulamalarında gerçek girdi denetim sistemleri, ev robotları, güvenlik sistemleri ile tarım, bankacılık, madencilik gibi daha birçok alanda kullanılan otomasyon teknolojileri gibi bu şekilde çok geniş bir uygulama alanına sahip olan mekatronik, gelecekte de bilim ve mühendisliğin vazgeçilmez en önemli yapı taşlarından biri olacaktır (EMO, 2003; ASME, 1997).<br />
Mekatronik ilgi ve uygulama alanları dışında, öğretimi yapılan bir disiplin olarak ele alındığında ilgilendiği akademik konular şöyle sıralanabilir: <br />
a) Makine Mühendisliği: Tasarım ve üretim, sistem dinamiği, <br />
b) Kontrol Mühendisliği: Kontrol sistem tasarımı, gerçek zamanlı sistemler, <br />
c) Elektrik-Elektronik Mühendisliği: Eyleyiciler ve sensörler, <br />
d) Bilgisayar Mühendisliği : Algoritma uygulaması ve kodlama ile yapay zekâ ve iletişim (Erten, 2003a).<br />
<br />
Türkiye&#8217;de Mekatronik Eğitimi<br />
Mekatronik, Türkiye gündemine 1993 yılında girmiş olmasına rağmen, bu konudaki gelişmeler oldukça yavaş bir seyir izlemiştir. Mekatroniğin akademik ve endüstriyel çevrelerde yaygınlık kazanması 2000&#8217;li yılların başında mümkün olabilmiştir. Bu tarihten sonra, Türkiye&#8217;de bugün mekatronik, sınırlı kapasite ile de olsa, lise düzeyinden, üniversite lisansüstü düzeye kadar hemen her kademede eğitimi yapılan bir disiplin haline gelmiştir.<br />
<br />
Lise Düzeyinde Mekatronik Eğitimi<br />
Lise düzeyinde mekatronik eğitimi şimdilik, MEB&#8217;e bağlı Anadolu Teknik Lisesi Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri-Elektronik Bölümü 11. sınıfta uygulamalı dersler kategorisinde, haftada altı saat zorunlu olarak &#8220;Mekatronik Atölyesi&#8221; ismiyle sürdürülmektedir. Bu uygulama 2002 yılından beri devam etmektedir (MEB, 2003). Buna ek olarak MEB&#8217;in mekatronik konusunda çalışmalar başlatmış olduğu ve bu çerçevede kısa zamanda meslek liseleri bünyesinde mekatronik bölümü açmayı planladığı da bilinmektedir.<br />
Başarılı bir üniversite eğitimi için başarılı bir lise eğitiminin gerekli olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan, üniversite düzeyinde başarılı bir mekatronik eğitiminin sağlanabilmesi için bu konuda ön eğitim almış, hazır bulunuşluk düzeyi yüksek öğrenci kaynağı sağlamak üzere, mekatronik eğitiminin lise düzeyinden başlatılmasında yarar vardır. Nitekim ABD&#8217;de mekatronik eğitimi, üniversite ve endüstri desteği ile lise düzeyinde başlatılmaktadır (Hırschfeld ve diğerleri, 1993).<br />
<br />
Ön Lisans Düzeyinde Mekatronik Eğitimi<br />
Türkiye&#8217;de ön lisans düzeyinde mekatronik eğitimi, 1990&#8217;lı yılların sonuna doğru başlamıştır. 2003-2004 öğretim yılı itibarıyla Türkiye&#8217;de sekiz Meslek Yüksek Okulunda (MYO) ön lisans düzeyinde mekatronik programı mevcuttur. Bu programlar ve bağlı oldukları üniversiteler şunlardır: Gaziantep Üniversitesi Gaziantep MYO, Kocaeli Üniversitesi Gebze MYO, Sakarya Üniversitesi Sakarya MYO, Tekirdağ Üniversitesi Tekirdağ MYO, Gazi Osman Paşa Üniversitesi Turhal MYO, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Zile MYO, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Çan MYO, Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO. Ancak, gerekli alt yapı ve akademik kadro eksikliği gibi nedenlerle, bunlardan şimdilik sadece ilk dört programda örgün; Sakarya Üniversitesi Adapazarı MYO&#8217;da ise, internet destekli uzaktan eğitim modeliyle mekatronik eğitimi devam etmektedir (ÖSYM, 2003; YÖK, 2003).<br />
Mekatronik eğitiminin devam ettiği bu ön lisans okullarının, Türk imalât sanayinin geliştiği bölgelerde bulunması, nitelikli bir mekatronik eğitimi için gerekli olan okul-sanayi iş birliğinin sağlanabilmesi bakımından memnun edici bir durumdur. Ancak, örgün ön lisans düzeyindeki mekatronik programlarına yılda ortalama 150 dolayında, Sakarya Üniversitesi Adapazarı MYO internet destekli yaygın mekatronik programına ise 300 öğrenci kabul edilmesi (ÖSYM, 2003; Sakarya, 2003), bu konudaki talebi karşılamaktan uzaktır. Türkiye&#8217;deki ön lisans okullarının yıllık 100 bini aşan öğrenci kapasitesi göz önüne alındığında, örgün ve yaygın ön lisans mekatronik programlarının öğrenci kapasitesinin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Oysa ki Türkiye&#8217;de, önlisans düzeyde mekatronik eğitimi almış teknik işgücüne daha fazla talep vardır. Çünkü, Türk imalat endüstrisinin %99.6&#8217;sı Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmelerden (KOBİ) oluşmakta ve imalat alanındaki toplam istihdamın %56.3&#8217;ünü de, bu işletmeler sağlamaktadır (Savaşır, 1999). Bu işletmeler, Ar-Ge çalışmaları ve tasarım yapacak ekonomik güçten yoksun olduklarından, bunun yerine, hazır patent ve lisans almaya dayalı üretim yapmaktadırlar. Dolayısıyla, bu işletmelerde, tasarımcı mühendisten çok, uygulama ve üretim becerisi yüksek teknikere ihtiyaç duyulmaktadır. KOBİ&#8217; lerin mekatronik ön lisans düzeyinde eğitim almış tekniker ihtiyacının karşılanması için, ön lisans mekatronik programlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşır. <br />
<br />
Lisans Düzeyinde Mekatronik Eğitimi<br />
Türkiye&#8217;de, bugün mühendislik lisansı düzeyinde dört, öğretmenlik lisansı düzeyinde bir üniversitede mekatronik eğitimi verilmektedir. Lisans düzeyinde mekatronik eğitimi, ODTÜ&#8217;de makine mühendisliğinin bir yan dalı olarak, Sabancı, Atılım ve Kocaeli Üniversitelerinde ise Mekatronik Mühendisliği biçiminde sürdürülmektedir. Bu üniversitelerde sürdürülen mühendislik lisans öğretimine ilave olarak, lisansüstü düzeyde mekatronik eğitimi ve araştırmaları, ODTÜ, Boğaziçi, Sabancı, Atılım, Selçuk ve İstanbul Teknik Üniversiteleri başta olmak üzere, birçok üniversite ve araştırma merkezinde sürdürülmektedir. Diğer üniversitelerimizin de özellikle son yıllarda mekatroniğe daha fazla ilgi gösterdikleri ve programlarında seçmeli ders olarak veya mekatronik ile ilgili mezuniyet projelerine yer verdikleri gözlenmektedir.<br />
Türkiye&#8217;de dünya örneklerinden farklı olarak, lisans düzeyinde mekatronik mühendisliği eğitimi yanında yine lisans düzeyinde mekatronik öğretmenliği eğitimi de mevcuttur. Bunun ilk ve tek örneği Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi (TEF) bünyesinde açılan Mekatronik Eğitimi Bölümüdür. Bu bölümün mekatronik programı, hem endüstriye uzman mekatronik iş gücü yetiştirme ve hem de meslekî ve teknik orta öğretime mekatronik öğretmeni yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede hazırlanmış öğretim programında, mekatronik mühendisliği dersleri ile pedagoji dersleri birlikte yer almaktadır. Bu yapısıyla Marmara TEF Mekatronik Eğitimi Bölümü, Türkiye&#8217;ye özgü bir mekatronik lisans modeli olarak dikkat çekmektedir. <br />
Türkiye&#8217;de mekatronik eğitimi, çağdaş dünyadan oldukça geç başlamış ve bu konudaki gelişmeler yavaş bir seyir izlemiştir. Ancak 2000&#8217;li yıllarda yaygınlık kazanan mekatronik eğitimi, bugün lise düzeyinden üniversitenin her kademesine sürdürülmektedir. Fakat, her düzeydeki mekatronik programı, başta öğrenci kapasitesi, öğretim programlarının teorik ağırlıklı yapısı ile öğretim elemanı teminindeki güçlükler ve gerekli alt yapıdaki eksiklikler gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Bunlara ilave olarak, devlet ve özel sektörün mekatronik eğitimine yeterince destek vermemesi ile mekatronik eğitiminde devlet-üniversite-endüstri işbirliğinin yeterince sağlanamamış olması da Türkiye&#8217;deki mekatronik eğitiminin önemli sorunlarındadır. Bu sorunlar, mekatroniğin Türkiye&#8217;de yerleşip, yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerdir. Ancak, Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye yakınlaşmasına ve giderek daha fazla dışa açılmasına paralel olarak, endüstrinin her düzeyde mekatronik iş gücüne olan talebe bağlı olarak, gelecekte Türkiye&#8217;de, mekatronik eğitiminin her düzeyde hızla yaygınlık kazanacağı söylenebilir.<br />
<br />
Mekatroniğin Geleceği<br />
İlk kez 1960&#8217;ların sonunda Japonya&#8217;da ortaya çıkan mekatronik, bütün dünyada hızla yayılmış günümüzde de akademik ve endüstriyel çevrelerde çok önemli bir yer edinmiştir. Bugün mühendislik tasarım, üretim ve eğitim sürecini derinden etkilemiş olan mekatroniğe bütün dünyada büyük ilgi vardır. 21. yüzyılın karmaşık teknolojik sorunlarının ancak, disiplinler arası bir yaklaşım içinde algılanabilip, yorumlanabileceği gerçeği ile gittikçe genişleyen mekatronik ürün pazarı, mekatroniğin bugün olduğu gibi gelecekte de kritik bir mühendislik alanı olacağını göstermektedir. <br />
Mekatronik; ilgi ve uygulama alanları ile eğitim sistemi gibi noktalar bakımından başlangıçtan günümüze önemli değişimler geçirmiştir. Benzer şekilde mekatroniğin önümüzdeki yıllarda, geleceğin bilim dalları ve meslekleriyle ilgili olarak önemli değişimler yaşayacağı beklenmektedir. <br />
Mikro-mekatronik, nano-mekatronik, opto-mekatronik, internet tabanlı mekatronik, akıllı/aptal-mekatronik, eğlence amaçlı mekatronik, eğitim amaçlı mekatronik, tıbbî mekatronik ve askerî mekatronik gibi alanlar, mekatroniğin gelecekteki ilgi alanları olarak tahmin edilmektedir (Erten; 2003b). <br />
<br />
Sonuç<br />
1960&#8217;lı yılların sonunda Japonya&#8217;da ortaya çıkan ve çağdaş dünyanın gündemine 1980&#8217;li yıllarda giren mekatronik, Türkiye gündemine 1993 yılında girmiştir. Disiplinler arası bir mühendislik felsefesi olarak mekatronik, teknoloji tasarım, üretim ve eğitimini derinden etkilemiştir. Bu misyonu ile mekatroniğin, ülkemizde de geleneksel kitle eğitim modeli üzerine kurulmuş ve dar meslekî disiplinlere sıkıştırılmış meslekî ve teknik eğitim sistemimize ilâve bir dinamizm kazandırması beklenebilir. Bu bağlamda, Türkiye&#8217;nin teknolojik tasarım ve üretimde uluslararası rekabet şansının, önemli oranda mekatronikte göstereceği başarıya bağlı olduğu söylenebilir. Bunun için de, mekatronik eğitiminin her kademede yaygınlık kazanması önem taşır. Ancak başarılı bir mekatronik eğitimi için öncelikle geleneksel mesleklerde dar disiplinlere sıkıştırılmış Türk meslekî ve teknik eğitim sisteminin, okula dayalı ve teorik ağırlıklı yapısının değiştirilmesi gerekir. Bunun yerine, çağdaş ve yeni meslek alanlarında ve ilgili meslek alanları arasında ilişki ve geçişe olanak tanıyan disiplinler arası bir yaklaşımla, okul-endüstri işbirliğini esas alan bir meslekî ve teknik eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Bunu tamamlayıcısı olarak meslekî ve teknik eğitim sisteminin, lise düzeyinden üniversiteye kadar bütüncül bir yaklaşımla, birbirinin başlangıcı ve devamı şeklinde ele alınması da önemlidir. Bundan başka, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye&#8217;de de, mekatroniğin öncelikli ve kritik alan olarak ilan edilmesi ve bu eğitimin devlet-üniversite-endüstri işbirliği ile sürdürülmesi de büyük önem arz eder. <br />
Türkiye&#8217;de hemen her düzeyde sürdürülen mekatronik eğitimi, başta sınırlı kapasite, öğretim programlarının niteliği, öğretim elemanı ve gerekli alt yapı eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, mekatroniğin Türkiye&#8217;de gelişip yaygınlaşması ile bu sektörde kısa vadeli insan kaynağı problemine neden olmaktadır. Ancak önemli bir diğer bir problem de, şu anda imalat sektöründe çalışan iş gücünün, mekatronikte yetiştirilmesi sorunudur. Bunun için, imalat sektöründe çalışan her düzeydeki teknik elemanın mekatronik tasarım ve üretim alanında iş başında eğitimi sağlanmalıdır. <br />
Türkiye&#8217;nin 21. yüzyılda her bakımdan hak ettiği yeri alabilmesi ancak, dünya ölçeğinde teknolojik eğitim, tasarım ve üretim yapması ile olanaklıdır. Bunun sağlanması ise, büyük oranda, çağın bilimi olan mekatronik eğitim, tasarım ve üretimde gösterilecek başarıya bağlıdır. Türkiye, meslekî ve teknik eğitim sistemi ile teknolojik tasarım ve üretimine mekatronik bir boyut kazandırabilir; genç ve ucuz iş gücü avantajını da iyi kullanabilirse, gelecekte bölgenin ve AB&#8217;nin üretim üssü olabilir. Bunun için her şeyden önce başarılı bir mekatronik eğitimi, kritik öneme sahiptir. Türkiye&#8217;de her düzeyde mekatronik eğitiminin yaygınlık kazanabilmesi ve başarılı olabilmesi için, devlet-üniversite-endüstri kesimleri bir araya gelerek birlikte, eğitim programlarını hazırlamalı, atölye ve laboratuvarları oluşturmalı, eğiticileri eğitmeli ve bu konudaki eğitim standartlarını belirlemelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mekatronik, teknolojik ürün ve tasarımda makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliklerinin kaynaşmasını ifade eden disiplinlerarası bir mühendislik felsefesidir. 1969 yılında Japonya&#8217;dan yola çıkmış, kısa zamanda bütün dünyada çok önemli bir yer edinmiş olan mekatronik, mühendislik tasarımı ve eğitimini derinden etkilemiştir. Üretimde mekatronik tasarım ilkelerine yer veren ülkeler, teknolojide son otuz yılda önemli yenilik ve başarılara imza atmışlardır. Mekatroniğin tasarım ve üretimdeki bu kritik rolünün görülmesi üzerine, bugün gelişmiş ülkelerde mekatronik eğitimine devlet-üniversite-endüstri işbirliği içerisinde, giderek daha fazla ağırlık verilmektedir. Türkiye&#8217;de, gecikmeli de olsa giderek yaygınlık kazanan mekatroniğin, Türk meslekî ve teknik eğitim sistemine yeni bir anlayış getirmesi beklenmektedir. Mekatronik ürün yelpazesinin giderek genişlemesi, mekatroniğin gelecekte de öncelikli bir mühendislik alanı olacağını göstermektedir.<br />
<br />
Çağımızın yeni ve popüler bilimi olarak kabul edilen mekatronik, makine, elektrik&#8211;elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin evliliğinden doğan; yazılım ve kontrol mühendisliği konularını da aynı çatı altında toplayan disiplinlerarası bir kavramdır. Akıllı makineler tasarlamak üzere, tasarım ile süreç ve ürün imalatında, makina mühendisliğinin, elektronik ve bilgisayar ile sıkı kaynaşması olarak da ifade edilebilen mekatroniğin kapsamı, mekanik tasarım ve analiz, robotik sistemler, görüntü işleme, kontrol mühendisliği, yapay sinir ağları ve yapay zeka ile sanal gerçeklik olarak sıralanabilir (İlken, 2002).<br />
Erten&#8217;e (2003a) göre, mekatronik; çok disiplinli ve disiplinlerarası konuları kapsayan bir mühendislik felsefesi ve mühendislik uygulamalarına tümleşik bir yaklaşımdır. Çetinel (2003), otomasyonun gelişmesiyle öne çıkan ve mühendisliğin yeni adresi olarak gösterdiği mekatroniği, mühendislik branşlarının birbirleriyle sinerjik kaynaşması olarak tanımlamaktadır. Başka bir tanımlamaya göre ise mekatronik; mikro elektroniğin, makine mühendisliğine uygulanması veya mekanik ve elektroniği, bilgi teknolojisi ile işlevsel olarak birleştirip özümsenmesini sağlayan bir yaklaşımdır (Çeltekligil, 2003).<br />
Bu tanımlardan hareketle mekatronik; başta makine olmak üzere, elektrik-elektronik ve bilgisayar bilim dallarını, teknolojik talep ve sorunlara çözüm getirmek üzere, müşteri istekleri doğrultusunda, bir bütünlük içinde algılayan ve aynı potada eriten yeni bir interdisipliner mühendislik felsefesi olarak tanımlanabilir. Bu yeni mühendislik felsefesinde, çeşitli bilimlerin koalisyonu ve sinerjik kaynaştırılması söz konusudur. Mekatronik ile ilgili tanımlarda, mekatroniğin aslında bir kesişim mühendisliği olduğu ve büyük oranda robotikten oluştuğuna sıkça vurgu yapılmaktadır. <br />
<br />
Mekatronik Kavramı<br />
Mekatronik kavramı, ilk kez 1969 yılında Japonya&#8217;nın Yaskawa Elektrik &#64257;irketi&#8217;nde görevli bir mühendis tarafından elektrik motorlarının bilgisayarla kontrolünün sağlanması için kullanılmıştır. Mekatronik sözcüğü, &#8220;mekanik&#8221; ve &#8220;elektronik&#8221; kelimelerinin uygun bir şekilde parçalanması ve bu parçaların birleştirilmesi ile elde edilmiştir. Mekatronik sözcüğü, mekanizmanın &#8220;meka&#8221;sı ile elektronik sözcüğünün &#8220;tronik&#8221; kısımlarının birleştirilmesinden oluşmuştur (MMOB, 2003). Böylece bir Japon icadı olarak buradan yola çıkan mekatronik kavramı, yıllar içerisinde ilerleyerek tüm dünyaya yayılmış ve günümüzün mühendislik literatürüne, üzerinde en çok konuşulan bir kavram olarak yerleşmiştir. <br />
<br />
Mekatronik Mühendisliği Nedir?<br />
Mekatronik, ağırlıklı olarak tasarım ile ilgili bir kavram olarak ele alındığından, doğal olarak ilgili tanımlamalarda, mühendislik boyutunun özellikle ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Bunun için öncelikle mühendislik ve mekatronik mühendisliği kavramlarının açıklanmasında yarar vardır.<br />
Mühendislik, genel olarak, kuramsal doğruluğu kanıtlanmış kavramların uygulamaya aktarılmasındaki güçlükleri ve sorunları aşma etkinliği olarak tanımlanır. Mekatronik mühendisliği ise kısaca, mühendislik ilkeleri içinde, makina, elektrik/elektronik mühendisliği ve bilgisayar teknolojisinin eş amaçlı tümleşik bir yapıda gerçekleştirilmesi ve uygulanması olarak tanımlanabilir. Mekatronik Mühendisliği, makina, elektrik-elektronik mühendisliği ve yazılım teknolojisinin, bir ürün içinde entegre olması, bütünleşmesini kapsayan bir mühendislik dalıdır. Bu üç mühendislik konusunun bir ürün üzerinde bütünleşmesi, mekatronik mühendisliğinin temel ilkesidir. Bu ilke, eğitimin ve tasarımın başlangıcından itibaren, bu mühendislik dallarının bir arada bulunmasını gerektirmektedir. Klasik makina ya da elektrik mühendisliği eğitimini görmüş bir kişinin mekatronik ürünler üretmesi beklenmemelidir. Bunun için kişinin makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin ilgili konularının, bir eğitim sistemi içinde öğütülmesinden oluşmuş mekatronik mühendisliği eğitimi almış olması gerekir (Erten, 2003a).<br />
Başka bir tanıma göre ise mekatronik mühendisliği, makine ve elektrik mühendisliği gibi iki yerleşik mühendislik dalı ile bilgisayar ve özellikle yazılım mühendisliğinin kaynaştırılmasına dayanan yeni bir mühendislik tasarımı yaklaşımıdır (Kocaeli, 2003). <br />
Bu tanımlardan hareketle, mekatronik mühendisliğinin; makine, elektrik-elektronik ve bilgisayar gibi mühendislik alanlarının ilgili konularının, bununla ilgili eğitimin başından başlayarak sinerji oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış ve son derece hızlı gelişen bir mühendislik disiplini olduğu söylenebilir. <br />
<br />
Mekatronik Mühendisi Kimdir ? <br />
Mekatronik mühendisi, ilgili disiplinlerde uzmanlık kazanan, tüm tasarımı ve her düzeyde tasarım sürecini denetleyebilen, yönlendirebilen ve katkıda bulunan kişidir. Mekatronik mühendisi, ilgili disiplinlerdeki uzmanlarla iletişim kurabilen, bu uzmanlık konularındaki bilgilere erişebilen, bu bilgileri yorumlayabilen ve bu bilgileri ekonomik, yenilikçi, ve müşteriyi üst düzeyde tatmin eden bir ürüne dönüştürmek amacı ile kullanabilen uzmandır (Erten, 2003a). <br />
Mekatronik mühendisi, müşterinin istekleri doğrultusunda çeşitli mühendislik alanlarındaki bilgi ve birikimi, ürüne dönüştürmek üzere tasarım süreci içerisinde kaynaştırabilme yeteneğine sahip takım lideridir. Bu özellikleri dolayısıyla mekatronik mühendisleri öncelikle, farklı mühendislik alanlarından oluşmuş mühendislik takımı üyeleriyle çok iyi iletişim yeteneğine sahip olmalı ve teknolojik tasarım sürecini çok iyi bilmelidir. Dolayısıyla mekatronik mühendisi, karşılaştığı teknolojik sorunları, disiplinlerarası boşluğu doldurmak üzere, ilgili alanlardaki uzmanlarla iletişim kurarak, çağdaş teknolojinin de desteğiyle çözebilen kişidir. Ancak, mekatronik mühendisinden tek başına endüstrinin bütün teknolojik tasarım ve üretim sorunlarını çözecek bir &#8220;Süpermen&#8221; olması beklenmemelidir. Mekatronik mühendisliğini öne çıkaran husus, günümüzün karmaşık ve sürekli değişen mühendislik tasarım ve üretim sorunlarının, ancak bir takım çalışması ile çözülebileceğinin bütün kesimlerce anlaşılmış olmasıdır. Bu bakımdan, mekatronik mühendisinin endüstrideki diğer mühendislerin de işini üstlenecek bir konumda görülmesi doğru değildir. Mekatronik mühendisi için, endüstriyel tasarım sürecinde bir araya gelmiş bulunan farklı alanlardan mühendislerin zekâ ve yeteneklerinin koordinasyonunu sağlayan bir takım lideri tanımı daha doğrudur.<br />
<br />
Mekatroniğe Neden İhtiyaç Vardır? <br />
Dünyada özellikle 1980&#8217;li yıllardan sonra, endüstriyel ürünlerin tasarım ve üretiminde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Gelişen ve değişen dünya pazarları ve teknoloji düzeyi sonucu, endüstriyel ürünlerin nitelik ve işlevlerinde de önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Hızla gelişen teknoloji ve sürekli değişen pazar koşulları, daha ekonomik ve kaliteli ürünler isterken, müşteri beklentileri ise daha esnek ve çok işlevli ürünler yönünde gelişmiştir. Müşterilerin hızla değişen istekleri ve yoğun rekabet sonucu, ürün ömürleri çok kısalmıştır. Böylesine çetin koşullar karşısında alışılmış tasarım ve imalat teknolojileri yetersiz kalmış, bu ihtiyacı gidermek üzere yeni kavram ve yöntemler doğmuştur. Bunlardan birisi de mekatronik kavramıdır. Mekatronik kavramlar, özellikle tasarım felsefesini ve mühendislik eğitimini etkilemiş, endüstriyel teknoloji üretimi ve mühendislik eğitiminde temel değişikliklere neden olmuştur. Robotik teknolojilerin her alanda yaygın şekilde kullanıldığı günümüzde mekatronik, teknolojinin bir gereği ve hatta zorunluluğudur (Erten, 2003a). <br />
Nitekim, mekatroniği tasarım ve üretimde etkili kullanan ülkeler, endüstriyel ve sosyal yaşamda önemli değişim ve ilerlemeler sağlamışlardır. Bunun en çarpıcı örneği, Japonya&#8217;dır. Başarılı mekatronik uygulamalarının ürün/süreç gelişiminde kullanıldığı Japon ürünleri, son otuz yılda bütün dünyada önemli bir yer kazanmıştır. Bu bağlamda Çin de, mekatroniğin ekonomik gelişmedeki rolünü görmüş ve 1987&#8217;den beri bu konuya giderek artan oranda ağırlık vermeye başlamıştır. Bu iki devin yanında, diğer bölge ülkeleri de, ekonomilerini gelecek yüzyılda belirli bir trende oturtmak için mekatroniğe giderek daha fazla ağırlık vermektedirler (Tan ve diğerleri, 1998). <br />
Mekatronik ile ilgili gelişmeler Asya ülkeleri ile sınırlı olmayıp, bunun yanında, ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin de, devlet-üniversite-endüstri iş birliği şeklinde nitelendirilebilecek Japonya örneğinden hareketle, son yıllarda mekatroniğe giderek daha fazla ağırlık verdikleri bilinmektedir. <br />
Türkiye&#8217;nin, uluslararası rekabette ayakta kalabilmesi ve 21. yüzyılda hak ettiği yeri alabilmesi, bir bakıma, dünya ölçeğinde endüstriyel tasarım ve üretim yapmasına bağlıdır. Bunun sağlanabilmesi için ise Türkiye&#8217;nin, devlet-üniversite-endüstri iş birliği çerçevesinde mekatroniğe gereken önemi vermesi kaçınılmazdır. Hatta mekatroniğin; Türkiye&#8217;de akademik ve endüstriyel çevrelerde yayılıp gelişmesi için konu ulusal bir bilim politikası çerçevesinde ele alınmalı; gerekirse bu alan öncelikli ve ayrıcalıklı ilan edilerek her kesim tarafından desteklenmelidir.<br />
<br />
Mekatroniğin İlgi ve Uygulama Alanları<br />
Çağın mühendislik teknolojisi olarak nitelendirilen mekatronik, modern yaşamda sağladığı büyük kolaylıklardan dolayı, son yıllarda bütün dünyada çok geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Nitekim, bugün günlük yaşamda kullanılan sıradan araç-gereçlerden, uzay teknolojisine kadar çok geniş bir yelpazede, mekatronik ürün pazarı gittikçe genişlemektedir. <br />
Bir ürün veya makinenin, mekatronik olarak nitelendirilebilmesi için bu ürünün mekanik işlevsellik ile tümleşik algoritmik denetimi beraberce içeren, algılayabilen, akıl yürüten, karar verebilen ve bu karar doğrultusunda hareket edebilen bir ürün veya sistem olması gerekir. Mekatronik ürünler, kendilerine tanımlanan çevreyi gözlemlemekte, çevredeki değişimleri algılamakta, ve algıladığı bilgileri yorumlayarak gerekli motor sistemler yardımı ile çevresini değiştirebilmektedir. Kısaca akıllı makineler olarak isimlendirilebilen bu ürünlerde yer alan yazılımlarda, genellikle yapay zekâ teknikleri kullanılmaktadır (Çeltekligil, 2003).<br />
Mühendislik tasarımı, sistem dinamiği ve akıllı kontrol, hassasiyet mühendisliği ve tasarım, üretim süreçlerinin gözlemlenmesi-modellenmesi ve kontrolü, hareketli robot sistemleri, kuvvet elektroniği, mikro sistem tasarımı ve uygulamaları, endüstriyel kontrol tasarımı, algılayıcılar ve tahrik ediciler ile robotik sistemler, görüntü işleme, kontrol mühendisliği, yapay sinir ağları ve yapay zekâ ve sanal gerçeklik gibi alanlar, mekatronik mühendisliğinin ilgi alanlarından başlıcalarıdır (Sabancı, 2003; İlken, 2002). <br />
Üretim mühendisliği, mikro sistemler, endüstriyel otomasyon, robotlar, mikro robotlar, akıllı silah ve silah sistemleri ile otomotiv endüstrisi ise mekatronik mühendisliğinin önde gelen uygulama alanları olarak sıralanabilir. Bu uygulama alanlarından günlük hayatımızda yer etmiş bazı örnekler ise şöyle sıralanabilir: Taşıtlarda hava yastığı güvenlik sistemleri, ABS fren sistemleri, uzaktan kumandalı kapı kilitleri, sürüş ve seyir denetimi, motor ve güç sistemleri denetimi, yolcu güvenlik sistemleri, NC, CNC, AC vb. tezgahlar ve otomatik üretim tezgahları, tıpta kullanılan başta MR ve ultrasonik tıbbî cihazlar, fotoğraf makinaları, video kameraları, video, CD ve DVD göstericileri, CD kayıt ve benzeri kişisel kullanım amaçlı elektronik cihazlar, endüstride kaynak robotları, fabrika içi kendinden yönlenmeli araçlar (AGV), uzay araştırmalarında kullanılan robotlar, askerî amaçlı mayın imha robotları, bomba taşıyıcıları ve benzeri gezer robotlar, hava taşıt sistemleri, garaj kapısı otomatik açma sistemleri, güvenlik sistemleri, iklimlendirme denetim sistemleri vb. ev ve büro uygulamaları, çamaşır, bulaşık makinaları vb. ev uygulamaları, çeşitli el takımları, el ve otomatik kumandalı hidrolik frenler ve benzeri malzeme taşıma ve inşaat makinaları ile video oyunları ve sanal gerçeklik uygulamalarında gerçek girdi denetim sistemleri, ev robotları, güvenlik sistemleri ile tarım, bankacılık, madencilik gibi daha birçok alanda kullanılan otomasyon teknolojileri gibi bu şekilde çok geniş bir uygulama alanına sahip olan mekatronik, gelecekte de bilim ve mühendisliğin vazgeçilmez en önemli yapı taşlarından biri olacaktır (EMO, 2003; ASME, 1997).<br />
Mekatronik ilgi ve uygulama alanları dışında, öğretimi yapılan bir disiplin olarak ele alındığında ilgilendiği akademik konular şöyle sıralanabilir: <br />
a) Makine Mühendisliği: Tasarım ve üretim, sistem dinamiği, <br />
b) Kontrol Mühendisliği: Kontrol sistem tasarımı, gerçek zamanlı sistemler, <br />
c) Elektrik-Elektronik Mühendisliği: Eyleyiciler ve sensörler, <br />
d) Bilgisayar Mühendisliği : Algoritma uygulaması ve kodlama ile yapay zekâ ve iletişim (Erten, 2003a).<br />
<br />
Türkiye&#8217;de Mekatronik Eğitimi<br />
Mekatronik, Türkiye gündemine 1993 yılında girmiş olmasına rağmen, bu konudaki gelişmeler oldukça yavaş bir seyir izlemiştir. Mekatroniğin akademik ve endüstriyel çevrelerde yaygınlık kazanması 2000&#8217;li yılların başında mümkün olabilmiştir. Bu tarihten sonra, Türkiye&#8217;de bugün mekatronik, sınırlı kapasite ile de olsa, lise düzeyinden, üniversite lisansüstü düzeye kadar hemen her kademede eğitimi yapılan bir disiplin haline gelmiştir.<br />
<br />
Lise Düzeyinde Mekatronik Eğitimi<br />
Lise düzeyinde mekatronik eğitimi şimdilik, MEB&#8217;e bağlı Anadolu Teknik Lisesi Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri-Elektronik Bölümü 11. sınıfta uygulamalı dersler kategorisinde, haftada altı saat zorunlu olarak &#8220;Mekatronik Atölyesi&#8221; ismiyle sürdürülmektedir. Bu uygulama 2002 yılından beri devam etmektedir (MEB, 2003). Buna ek olarak MEB&#8217;in mekatronik konusunda çalışmalar başlatmış olduğu ve bu çerçevede kısa zamanda meslek liseleri bünyesinde mekatronik bölümü açmayı planladığı da bilinmektedir.<br />
Başarılı bir üniversite eğitimi için başarılı bir lise eğitiminin gerekli olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan, üniversite düzeyinde başarılı bir mekatronik eğitiminin sağlanabilmesi için bu konuda ön eğitim almış, hazır bulunuşluk düzeyi yüksek öğrenci kaynağı sağlamak üzere, mekatronik eğitiminin lise düzeyinden başlatılmasında yarar vardır. Nitekim ABD&#8217;de mekatronik eğitimi, üniversite ve endüstri desteği ile lise düzeyinde başlatılmaktadır (Hırschfeld ve diğerleri, 1993).<br />
<br />
Ön Lisans Düzeyinde Mekatronik Eğitimi<br />
Türkiye&#8217;de ön lisans düzeyinde mekatronik eğitimi, 1990&#8217;lı yılların sonuna doğru başlamıştır. 2003-2004 öğretim yılı itibarıyla Türkiye&#8217;de sekiz Meslek Yüksek Okulunda (MYO) ön lisans düzeyinde mekatronik programı mevcuttur. Bu programlar ve bağlı oldukları üniversiteler şunlardır: Gaziantep Üniversitesi Gaziantep MYO, Kocaeli Üniversitesi Gebze MYO, Sakarya Üniversitesi Sakarya MYO, Tekirdağ Üniversitesi Tekirdağ MYO, Gazi Osman Paşa Üniversitesi Turhal MYO, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Zile MYO, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Çan MYO, Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO. Ancak, gerekli alt yapı ve akademik kadro eksikliği gibi nedenlerle, bunlardan şimdilik sadece ilk dört programda örgün; Sakarya Üniversitesi Adapazarı MYO&#8217;da ise, internet destekli uzaktan eğitim modeliyle mekatronik eğitimi devam etmektedir (ÖSYM, 2003; YÖK, 2003).<br />
Mekatronik eğitiminin devam ettiği bu ön lisans okullarının, Türk imalât sanayinin geliştiği bölgelerde bulunması, nitelikli bir mekatronik eğitimi için gerekli olan okul-sanayi iş birliğinin sağlanabilmesi bakımından memnun edici bir durumdur. Ancak, örgün ön lisans düzeyindeki mekatronik programlarına yılda ortalama 150 dolayında, Sakarya Üniversitesi Adapazarı MYO internet destekli yaygın mekatronik programına ise 300 öğrenci kabul edilmesi (ÖSYM, 2003; Sakarya, 2003), bu konudaki talebi karşılamaktan uzaktır. Türkiye&#8217;deki ön lisans okullarının yıllık 100 bini aşan öğrenci kapasitesi göz önüne alındığında, örgün ve yaygın ön lisans mekatronik programlarının öğrenci kapasitesinin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Oysa ki Türkiye&#8217;de, önlisans düzeyde mekatronik eğitimi almış teknik işgücüne daha fazla talep vardır. Çünkü, Türk imalat endüstrisinin %99.6&#8217;sı Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmelerden (KOBİ) oluşmakta ve imalat alanındaki toplam istihdamın %56.3&#8217;ünü de, bu işletmeler sağlamaktadır (Savaşır, 1999). Bu işletmeler, Ar-Ge çalışmaları ve tasarım yapacak ekonomik güçten yoksun olduklarından, bunun yerine, hazır patent ve lisans almaya dayalı üretim yapmaktadırlar. Dolayısıyla, bu işletmelerde, tasarımcı mühendisten çok, uygulama ve üretim becerisi yüksek teknikere ihtiyaç duyulmaktadır. KOBİ&#8217; lerin mekatronik ön lisans düzeyinde eğitim almış tekniker ihtiyacının karşılanması için, ön lisans mekatronik programlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşır. <br />
<br />
Lisans Düzeyinde Mekatronik Eğitimi<br />
Türkiye&#8217;de, bugün mühendislik lisansı düzeyinde dört, öğretmenlik lisansı düzeyinde bir üniversitede mekatronik eğitimi verilmektedir. Lisans düzeyinde mekatronik eğitimi, ODTÜ&#8217;de makine mühendisliğinin bir yan dalı olarak, Sabancı, Atılım ve Kocaeli Üniversitelerinde ise Mekatronik Mühendisliği biçiminde sürdürülmektedir. Bu üniversitelerde sürdürülen mühendislik lisans öğretimine ilave olarak, lisansüstü düzeyde mekatronik eğitimi ve araştırmaları, ODTÜ, Boğaziçi, Sabancı, Atılım, Selçuk ve İstanbul Teknik Üniversiteleri başta olmak üzere, birçok üniversite ve araştırma merkezinde sürdürülmektedir. Diğer üniversitelerimizin de özellikle son yıllarda mekatroniğe daha fazla ilgi gösterdikleri ve programlarında seçmeli ders olarak veya mekatronik ile ilgili mezuniyet projelerine yer verdikleri gözlenmektedir.<br />
Türkiye&#8217;de dünya örneklerinden farklı olarak, lisans düzeyinde mekatronik mühendisliği eğitimi yanında yine lisans düzeyinde mekatronik öğretmenliği eğitimi de mevcuttur. Bunun ilk ve tek örneği Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi (TEF) bünyesinde açılan Mekatronik Eğitimi Bölümüdür. Bu bölümün mekatronik programı, hem endüstriye uzman mekatronik iş gücü yetiştirme ve hem de meslekî ve teknik orta öğretime mekatronik öğretmeni yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede hazırlanmış öğretim programında, mekatronik mühendisliği dersleri ile pedagoji dersleri birlikte yer almaktadır. Bu yapısıyla Marmara TEF Mekatronik Eğitimi Bölümü, Türkiye&#8217;ye özgü bir mekatronik lisans modeli olarak dikkat çekmektedir. <br />
Türkiye&#8217;de mekatronik eğitimi, çağdaş dünyadan oldukça geç başlamış ve bu konudaki gelişmeler yavaş bir seyir izlemiştir. Ancak 2000&#8217;li yıllarda yaygınlık kazanan mekatronik eğitimi, bugün lise düzeyinden üniversitenin her kademesine sürdürülmektedir. Fakat, her düzeydeki mekatronik programı, başta öğrenci kapasitesi, öğretim programlarının teorik ağırlıklı yapısı ile öğretim elemanı teminindeki güçlükler ve gerekli alt yapıdaki eksiklikler gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Bunlara ilave olarak, devlet ve özel sektörün mekatronik eğitimine yeterince destek vermemesi ile mekatronik eğitiminde devlet-üniversite-endüstri işbirliğinin yeterince sağlanamamış olması da Türkiye&#8217;deki mekatronik eğitiminin önemli sorunlarındadır. Bu sorunlar, mekatroniğin Türkiye&#8217;de yerleşip, yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerdir. Ancak, Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye yakınlaşmasına ve giderek daha fazla dışa açılmasına paralel olarak, endüstrinin her düzeyde mekatronik iş gücüne olan talebe bağlı olarak, gelecekte Türkiye&#8217;de, mekatronik eğitiminin her düzeyde hızla yaygınlık kazanacağı söylenebilir.<br />
<br />
Mekatroniğin Geleceği<br />
İlk kez 1960&#8217;ların sonunda Japonya&#8217;da ortaya çıkan mekatronik, bütün dünyada hızla yayılmış günümüzde de akademik ve endüstriyel çevrelerde çok önemli bir yer edinmiştir. Bugün mühendislik tasarım, üretim ve eğitim sürecini derinden etkilemiş olan mekatroniğe bütün dünyada büyük ilgi vardır. 21. yüzyılın karmaşık teknolojik sorunlarının ancak, disiplinler arası bir yaklaşım içinde algılanabilip, yorumlanabileceği gerçeği ile gittikçe genişleyen mekatronik ürün pazarı, mekatroniğin bugün olduğu gibi gelecekte de kritik bir mühendislik alanı olacağını göstermektedir. <br />
Mekatronik; ilgi ve uygulama alanları ile eğitim sistemi gibi noktalar bakımından başlangıçtan günümüze önemli değişimler geçirmiştir. Benzer şekilde mekatroniğin önümüzdeki yıllarda, geleceğin bilim dalları ve meslekleriyle ilgili olarak önemli değişimler yaşayacağı beklenmektedir. <br />
Mikro-mekatronik, nano-mekatronik, opto-mekatronik, internet tabanlı mekatronik, akıllı/aptal-mekatronik, eğlence amaçlı mekatronik, eğitim amaçlı mekatronik, tıbbî mekatronik ve askerî mekatronik gibi alanlar, mekatroniğin gelecekteki ilgi alanları olarak tahmin edilmektedir (Erten; 2003b). <br />
<br />
Sonuç<br />
1960&#8217;lı yılların sonunda Japonya&#8217;da ortaya çıkan ve çağdaş dünyanın gündemine 1980&#8217;li yıllarda giren mekatronik, Türkiye gündemine 1993 yılında girmiştir. Disiplinler arası bir mühendislik felsefesi olarak mekatronik, teknoloji tasarım, üretim ve eğitimini derinden etkilemiştir. Bu misyonu ile mekatroniğin, ülkemizde de geleneksel kitle eğitim modeli üzerine kurulmuş ve dar meslekî disiplinlere sıkıştırılmış meslekî ve teknik eğitim sistemimize ilâve bir dinamizm kazandırması beklenebilir. Bu bağlamda, Türkiye&#8217;nin teknolojik tasarım ve üretimde uluslararası rekabet şansının, önemli oranda mekatronikte göstereceği başarıya bağlı olduğu söylenebilir. Bunun için de, mekatronik eğitiminin her kademede yaygınlık kazanması önem taşır. Ancak başarılı bir mekatronik eğitimi için öncelikle geleneksel mesleklerde dar disiplinlere sıkıştırılmış Türk meslekî ve teknik eğitim sisteminin, okula dayalı ve teorik ağırlıklı yapısının değiştirilmesi gerekir. Bunun yerine, çağdaş ve yeni meslek alanlarında ve ilgili meslek alanları arasında ilişki ve geçişe olanak tanıyan disiplinler arası bir yaklaşımla, okul-endüstri işbirliğini esas alan bir meslekî ve teknik eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Bunu tamamlayıcısı olarak meslekî ve teknik eğitim sisteminin, lise düzeyinden üniversiteye kadar bütüncül bir yaklaşımla, birbirinin başlangıcı ve devamı şeklinde ele alınması da önemlidir. Bundan başka, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye&#8217;de de, mekatroniğin öncelikli ve kritik alan olarak ilan edilmesi ve bu eğitimin devlet-üniversite-endüstri işbirliği ile sürdürülmesi de büyük önem arz eder. <br />
Türkiye&#8217;de hemen her düzeyde sürdürülen mekatronik eğitimi, başta sınırlı kapasite, öğretim programlarının niteliği, öğretim elemanı ve gerekli alt yapı eksikliği gibi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, mekatroniğin Türkiye&#8217;de gelişip yaygınlaşması ile bu sektörde kısa vadeli insan kaynağı problemine neden olmaktadır. Ancak önemli bir diğer bir problem de, şu anda imalat sektöründe çalışan iş gücünün, mekatronikte yetiştirilmesi sorunudur. Bunun için, imalat sektöründe çalışan her düzeydeki teknik elemanın mekatronik tasarım ve üretim alanında iş başında eğitimi sağlanmalıdır. <br />
Türkiye&#8217;nin 21. yüzyılda her bakımdan hak ettiği yeri alabilmesi ancak, dünya ölçeğinde teknolojik eğitim, tasarım ve üretim yapması ile olanaklıdır. Bunun sağlanması ise, büyük oranda, çağın bilimi olan mekatronik eğitim, tasarım ve üretimde gösterilecek başarıya bağlıdır. Türkiye, meslekî ve teknik eğitim sistemi ile teknolojik tasarım ve üretimine mekatronik bir boyut kazandırabilir; genç ve ucuz iş gücü avantajını da iyi kullanabilirse, gelecekte bölgenin ve AB&#8217;nin üretim üssü olabilir. Bunun için her şeyden önce başarılı bir mekatronik eğitimi, kritik öneme sahiptir. Türkiye&#8217;de her düzeyde mekatronik eğitiminin yaygınlık kazanabilmesi ve başarılı olabilmesi için, devlet-üniversite-endüstri kesimleri bir araya gelerek birlikte, eğitim programlarını hazırlamalı, atölye ve laboratuvarları oluşturmalı, eğiticileri eğitmeli ve bu konudaki eğitim standartlarını belirlemelidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hidroelektrik Santralları Bölümü]]></title>
			<link>http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=36</link>
			<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 12:25:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.biyomedikalciler.com/showthread.php?tid=36</guid>
			<description><![CDATA[Hidroelektrik santralleri programının amacı, barajlarda hidroelektrik santrallerinde mühendisle işci ve teknisyenler arasında görev yapacak elemanları yetiştirmektir. Hidroelektrik santrali teknikerleri, Dsi&#8217;ye bağlı santrallerde görev alırlar. Ülkemizde baraj sayısı arttıkça bu alanda yetişen elemanlara da ihtiyaç artmaktadır. <br />
<br />
Programın Amacı: Hidroelektrik santralleri programının amacı, barajlarda, hidroelektrik santrallerinde mühendisle işçi ve teknisyenler arasında görev yapacak elemanları yetiştirmektir. <br />
<br />
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: Bu programda, başta matematik, fizik ve bilgisayar olmak üzere, elektrik üretimi ile ilgili dersler okutulur ve uygulamalar yaptırılır. <br />
<br />
Gereken Nitelikler: Hidroelektrik programına girmek isteyenlerin matematik ve fiziğe yetenekli, özellikle elektrik konularına meraklı, sorumluluk alabilen kimseler olmaları gerekir. <br />
<br />
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler: Hidroelektrik santralleri programını bitirenlere "Hidroelektrik Santralleri Teknikeri" ünvanı verilir. Hidroelektrik santralleri teknikeri barajlarda, hidroelektrik santrallerinin kurulmasında ve işletilmesinde elektrik mühendislerine yardımcı olurlar. Bu elemanlar genellikle kentlerden uzak bölgelerde yaşamak zorundadırlar. <br />
<br />
Çalışma Alanları: Hidroelektrik santralı teknikerleri DSİ'ye bağlı santrallerde görev alırlar. Ülkemizde baraj sayısı arttıkça bu alanda yetişen elemanlara da ihtiyaç artmaktadır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hidroelektrik santralleri programının amacı, barajlarda hidroelektrik santrallerinde mühendisle işci ve teknisyenler arasında görev yapacak elemanları yetiştirmektir. Hidroelektrik santrali teknikerleri, Dsi&#8217;ye bağlı santrallerde görev alırlar. Ülkemizde baraj sayısı arttıkça bu alanda yetişen elemanlara da ihtiyaç artmaktadır. <br />
<br />
Programın Amacı: Hidroelektrik santralleri programının amacı, barajlarda, hidroelektrik santrallerinde mühendisle işçi ve teknisyenler arasında görev yapacak elemanları yetiştirmektir. <br />
<br />
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler: Bu programda, başta matematik, fizik ve bilgisayar olmak üzere, elektrik üretimi ile ilgili dersler okutulur ve uygulamalar yaptırılır. <br />
<br />
Gereken Nitelikler: Hidroelektrik programına girmek isteyenlerin matematik ve fiziğe yetenekli, özellikle elektrik konularına meraklı, sorumluluk alabilen kimseler olmaları gerekir. <br />
<br />
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler: Hidroelektrik santralleri programını bitirenlere "Hidroelektrik Santralleri Teknikeri" ünvanı verilir. Hidroelektrik santralleri teknikeri barajlarda, hidroelektrik santrallerinin kurulmasında ve işletilmesinde elektrik mühendislerine yardımcı olurlar. Bu elemanlar genellikle kentlerden uzak bölgelerde yaşamak zorundadırlar. <br />
<br />
Çalışma Alanları: Hidroelektrik santralı teknikerleri DSİ'ye bağlı santrallerde görev alırlar. Ülkemizde baraj sayısı arttıkça bu alanda yetişen elemanlara da ihtiyaç artmaktadır]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>