Biyomedikalciler Reklam Alanı Biyomedikalciler Reklam Alanı
728*90 Reklam Alanı
Cevapla  Konu Gönder 
Solunum Cihazları ve Çeşitleri
Yazar Mesaj
ENGiNKOC
Site Kurucusu
********


Mesajlar: 579
Grup Administrators
Katılım: Aug 2008
Durum: Çevrimiçi
Rep Gücü: 0
Yas: 22
Puan: 1432
Mesaj: #1
Solunum Cihazları ve Çeşitleri

Oksijen Tüpleri

   
OKSİJEN TEDAVİSİ

Oksijen tedavisi, hastaneöncesi acil bakımın en önemli kısmını oluşturmaktadır. Atmosferdeki oksijen oranı bilindiği gibi % 21 dir. Bu oran sağlıklı bir insanın yaşamını sürdürmesi için yeterli olurken, hasta veya yaralılara ilave oksijen gerekmektedir. İlave oksijen gerektiren durumlar:



· Solunum ve/veya kalp durmasında ( kardiyopulmoner arrest ) uygulanacak TYD, normal dolaşımın(kardiyak out-put’un) ancak % 25-33 ünü sağlayabilecek kadar etkin olabilmektedir. Bu nedenle yüksek yoğunlukta verilecek oksijen hastanın yaşama şansını artıracaktır.

· Kalp krizi ve ani bilinç kayıpları; kanın kalbe veya beyne gidişinin herhangi bir nedenle engellenmesi sonucu ortaya çıkan bu acil durumlarda, oksijen tedavisinin yaşamsal önemi vardır.

· Şok; kalp-damar sistemindeki (kardiyovasküler sistem) dolaşımın, herhangi bir nedenle yetersiz kalması nedeniyle, yaşamsal dokuların yeterince kanlanamamasıdır.Bütün şok olgularında, dokulara ulaşan oksijenlenmiş kan miktarı azaldığından, oksijen tedavisi ile dokuların oksijen gereksinimi en üst düzeyde karşılanabilir.

· Kan kaybı; ister iç kanama isterse dış kanama olsun, dolaşan kan ve alyuvar miktarı azalacağından dolaşımdaki doymuş oksijen miktarı da azalacaktır; oysa kanın oksijene doymuş olması gerekir. Bunun için, dışarıdan oksijen desteği gereklidir.

· Akciğer hastalıkları; akciğerler solunan oksijenin, kana ve dokulara ulaşmasından sorumludur. Eğer akciğerlerin, herhangi bir nedenle ( pulmoner ödem, amfizem vd) görevlerini yapmaları güçleşirse, oksijen desteği ile bu sorun hafifletilerek, dokuların yeterince oksijenlenmesi sağlanabilir.

· Kemik kırılmaları, kafa yaralanması, ve diğer yaralanmalar; birçok acil durumda oksijen tedavisine gerek olmayabilir. Ancak, vücudun tüm sistemleri işbirliği içinde çalıştıklarından, herhangi bir yaralanma şoka neden olabilir. Şok durumunda ise tüm vücut etkilenir, dolayısıyla dışarıdan oksijen desteğine gereksinim vardır.
HİPOKSİ

Hipoksi, dokuların yeterince oksijenlenememesidir. Zaman zaman anoksi ile karıştırılmaktaysa da, anoksi dokuların tamamen oksijensiz kalmasıdır. Hipoksiye neden olan bir çok sebep vardır:

· Kişi yangın olan ortamda kalmışsa, duman soluyacak ve oksijensiz kalacaktır. Yetersiz oksijen nedeniyle de hipoksi gelişecektir.

· Hasta Amfizemli ise, bu akciğer hastalığı, oksijenin atmosferden dolaşıma geçişini zorlaştırır. Dolayısıyla akciğerler görevlerini yeterince yapamadıklarından hipoksi gelişir.

· Aşırı doz uyuşturucu (veya ilaç) alınmışsa, bu durumda hastanın solunum sistemi baskılanır. Hastanın solunum hızı dakikada 5’ e kadar düşebilir. Hasta yeterince soluyamadığı için vücudun oksijen desteğine gereksinimi vardır.

· Hasta kalp krizi geçiriyorsa; akciğer görevini yerine getirmesine rağmen, kalp hasarı nedeniyle oksijenlenmiş kan vücuda pompalanamamaktadır. Dolayısıyla da hipoksi oluşmaktadır.

Ayrıca felç, şok ve diğer bazı durumlarda da hipoksi gelişebilir. Hipokside önemli olan, bulguların hemen tanınması ve anında müdahale edilmesidir. Hipoksi tanısı, derideki siyanoz ile konabilir. Eğer beyinde hipoksi gelişmişse, hastanın bilinç düzeyi bozulur. Taşikardi, huzursuzluk veya konfüzyon görülebilir. AABT, hipoksinin oluşmasını veya artmasını, oksijen vererek önleyebilir.

OKSİJEN TEDAVİSİNİN ZARARLARI:

Her ne kadar çok yararlıysa da, oksijen kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Oksijenin zararlarını tıbbi ve tıbbi olmayan şeklinde, iki başlık altında inceleyebiliriz.
Oksijen kullanımının tıbbi olmayan zararları:

· Acil bakımda kullanılan oksijen, yüksek basınç altında, tüplerde depolanmıştır. Tüpteki herhangi bir delinme, zedelenme, ya da vanasındaki bir kırılmanın tüpü hızlı bir mermiye dönüştürdüğünü biliyor musunuz? Bu tüpün ambulans içinde yaratacağı hasarı hayal edebiliyor musunuz?

· Oksijen yanıcı özelliğinden dolayı çok kısa sürede yangına neden olabilir. Oksijen, havluların, çarşafların ve giysilerin içine yayılma özelliği sonucu, yangının büyümesini hızlandırır.

· Yüksek basınç altında oksijen ve akaryakıt karışmaz. Ancak bir araya geldiklerinde birçok tepkime meydana gelir, en şiddetlisi ve bizi etkileyebilecek olanı patlamadır. Bu nadiren olabilecek bir durumdur, sebebi dağıtım veya vana sisteminin petrol ürünleri ile yağlanması ya da petrol kökenli yapışkanlar kullanılmasıdır.

Tıbbi olmayan zararlar nadiren görülmektedir, oksijen kaynağının ve cihazların kurallara uygun kullanımı ile bu zararlar önlenebilir.
Oksijen kullanımının tıbbi zararları:

Alanda, oksijenin tıbbi zararları nadiren görülmektedir. Çünkü, oksijenin olumsuz etkileri, uzun süre ve yüksek yoğunlukta oksijen verildiğinde ortaya çıkar. Alanda çok az görülmesine rağmen, oksijen tedavisinin daha iyi anlaşılması için tıbbi zararlarının bilinmesi gerekir. Bunlar:

· Oksijen zehirlenmesi yada hava kesesi kollapsı - Bazı hastaların akciğerleri, oksijen verildiğinde veya yüksek yoğunlukta uzun süre oksijen verildiğinde, istenmeyen tepki gösterirler. Aşırı miktardaki oksijene tepki olarak akciğer aktivitesi azalır veya hava kesesi kollapsı ( atelektazi ) gelişir.

· Yenidoğanda körlük - Şayet yenidoğan bebeğe çok yüksek konsantrasyonda oksijen verilirse, kandaki yükselen oksijen seviyesi sonucunda bebeğin lens tabakasının arkasındaki dokuda skar ( retrolental fibroplazi) oluşur. ve kalıcı körlüğe neden olur.

· Solunumun baskılanması ( depresyonu ) veya solunumun durması ( arresti) - Bu durum özellikle kronik bronşit, amfizem, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ( KOAH ) olan hastalara, uzun süre ve yüksek yoğunlukta oksijen verildiğinde görülebilir.

İlk ikisi alanda çok az görülmesine rağmen, akılda tutulması gereken durumlardır.

KOAH olan hastaların özellikleri vardır: Bu hastalar sürekli hipoksiktirler. Dolayısıyla bu hastalarda karbondioksit seviyesine tolerans gelişmiştir ve hastada solunum gereksinimi, karbondioksit yerine oksijen seviyesi ile ayarlanmaktadır. Oksijen verildiğinde, kandaki oksijen seviyesi yükseleceğinden beyne, solunumun azalması veya durması, yönünde sinyaller gidecektir. O nedenle, KOAH’ lı hastalarda oksijen verirken dikkatli olmak gerekir.



Hafif belirtilerde: - Normal yaşam bulguları

- Cümle kurarak konuşabilme ® ® 2-4 litre/dakika oksijen,

- Solunum seslerinin iyi olması nazal kanül ile

Orta derece ağır belirtilerde:

- Solunum sayısı dakikada 24 ün altında

-Kısa cümle kurabilme ® ® % 50 yoğunlukta oksijen,

-Solunum seslerinde azalma venturi maske veya eşdeğeri ile

Şiddetli KOAH belirtilerinde:

- Solunum sayısı dakikada 24 ün üstünde

- Güçlükle konuşma ® ® 8-15 litre/dakika oksijen,

-Bilinç düzeyinde değişmeler geridönüşsüz torbalı maske ile

-Solunum seslerinde duracak kadar azalma (solunum durmasına karşı hazırlıklı olun)

KURAL:Hastanın oksijene gereksinimi varsa, tıbbi olan veya olmayan zararlar, sizi oksijen vermekten alıkoymasın.
OKSİJEN TEDAVİSİNDE KULLANILAN ARAÇ - GEREÇLER

Hastane öncesi acil bakımda kullanılacak oksijen sistemleri emniyetli, hafif, taşınabilir ve güvenilir olmalıdır.

Hastane öncesinde kullanılan iki tip oksijen sistemi vardır:

1-Alanda kullanılan ve her yere taşınabilen,

2- Ambulansın içine yerleştirilmiş, daha geniş hacimli ve sabit olan.

Oksijen verme sistemleri, çeşitli elemanlardan oluşur. Bunlar: oksijen tüpü, basınç ayarlayıcı (regülatör) ve hastaya oksijenin ulaştırıldığı gereçlerdir (nazal kanül, maske vb ).

Oksijen tüpleri: Birleşme yeri olmayan çelikten veya hafif metalden yapılmış olan bir tüptür. Oksijen basınç altında bu tüplere doldurulur. Bu tüpler kullanıldıkları yere göre çeşitli büyüklüktedirler:

Amerika’ da kullanılan tüplerin özellikleri ve hacımları:

· D tüpü - içinde 350 litre civarında oksijen vardır.

· E tüpü - içinde 625 litre civarında oksijen vardır.

· M tüpü - içinde 3 000 litre civarında oksijen vardır.

· G tüpü - içinde 5 300 litre civarında oksijen vardır.

· H tüpü - içinde 6 900 litre civarında oksijen vardır.

Genellikle ambulanslarda, M veya daha büyük olan tüpler kullanılmaktadır.



Türkiye’de, TSE 11 169. standardına göre, çekme çelikten yapılma üç çeşit tüp kullanılmaktadır. Bunların çeşitleri ve hacimleri:

· Küçük boy tüp ; 10 litre su hacimli 1500 litre ( 2 m 3 ) oksijen kapasiteli.

· Orta boy tüp ; 40 “ “ “ 6000 “ ( 4 m3 ) “ “

· Büyük boy tüp ; 50 “ “ “ 10000 “ ( 10 m3) “ “



AABT olarak sizin sorumluluğunuz, tüpleri dolu ve kullanıma hazır bulundurmaktır. Türkiye’ deki genel eğilim tüpleri boşalana kadar ( tüpün % 98 ini ) kullanmak yönündedir. Ancak, AABT, ambulansta hiç beklenmedik ve çok gereksinim duyulan bir anda, oksijeninin bitmesi gibi bir sürprizle ASLA karşılaşmamalıdır. O nedenle, tüp boşalmadan dolusu ile değiştirmelidir. Bunun için basınç göstergesinden yararlanabilir veya tüpteki oksijen miktarını hesaplayabilir. Çünkü AABT, tüpü eline alıp şöyle bir tartarak dolu ya da boş diyemez. Aşağıdaki formül Amerika ‘da oluşturulmuş standartlar doğrultusunda kullanılmaktadır. Türkiye ‘de henüz standartlar oluşturulmadığından bu formülü şimdilik, ne yazık ki kullanamıyoruz ve basınç göstergedeki kırmızı uyarı çizgisine gelince her an boşalabilir düşüncesiyle değiştiriyoruz.



Tüpteki oksijenin kullanım süresinin hesaplanması:



Gösterge basıncı ( atmosfer basıncı ) -- Güvenlik miktarı x faktör

Akış süresi ( dakika ) =------------------------------------------------------------------------------------------

Akış hızı ( litre / dakika )



Gösterge basıncı ( GB): Tüpe bağlı basınç göstergesinde görülen miktar.

Güvenlik miktarı (GM): Tüpte bulunması gereken en az miktardır. ABD’nde standard rakamlar geliştirilmiştir . Oysa bizde böyle bir standard yok, sadece tüpteki oksijenin % 98 inin kullanılabildiği söyleniyor. O halde Tüpün büyüklüğüne göre % 2 sini güvenlik miktarı olarak düşünebiliriz.

Faktör (F): Yine ABD’ de tüp büyüklüğüne göre belirli faktörler saptanmıştır :

D = 0.16, E = 0.28, M = 1.56, G = 2.41, H = 3.14, K = 3.14

Örnek: 2000 psi GB olan M tüpünde, 10 lt/dk akış hızına göre, ne kadar sürelik oksijen vardır ? GM = 200 psi



Akış süresi ( dk)= (2000 - 200 ) x 1.56 = 2808 = 281 dakika = 4 saat 41 dakika

10 10

Oksijen tüpü ile çalışırken, öncelikle dikkat edilmesi gereken unsur emniyettir :

· Tüpü ASLAdüşürmeyin veya bir şeyin üstüne düşmesine fırsat vermeyin. Oksijen tüpünün emniyetli bir şekilde bağlandığından veya yerleştiğinden emin olun.

· Güvenliğini sağlamadan oksijen tüpünü ASLA ayakta tutmayın.

· Oksijen kullanılan çevrede ASLA sigara içmeyin. Ve oksijen araç gereçlerinin bulunduğu yere (Oksijen Var - Sigara İçilmez, gibi ) uyarıcı levha asın.

· Oksijen araç ve gereçlerinin çevresinde ateş kullanmayın.

· Oksijen tüpü ile ilişkisi olan gereçlerde motor yağı, petrol ürünü veya yağlı sabun ASLAkullanmayın. Veya motor yağı ile bulaşmış elinizle bu gereçlere dokunmayınız.

· Oksijen tüpünün dış kısmını veya oksijen vermek için kullanılan araç gereçleri etiketlemek veya korumak üzere, ASLA yapışkan bant ( adhesive tape ) kullanmayın. Çünkü oksijen yapıştırıcı ile reaksiyona girerek, yangına neden olabilir.

· Oksijen tüpünü yan yatırıp yuvarlayarak veya dibinden sürüyerek ASLA kullanmayın.

· HERZAMAN basınç düzenleyiciyi, akım ölçeri ve tüpleri önerildiği şekilde kullanın.

· Göstergeyi veya ayarlayıcıyı değiştirirken demir içermeyen ingiliz anahtarı kulanın. Aksi halde kıvılcım oluşabilir.

· HERZAMAN vananın doğru yerleştirilmiş olduğundan emin olun. Böylece kaçaklar önlenebilecektir.

· HERZAMAN tıbbi amaçlı oksijen kullanın, oksijen beş yıldan eski olmamalıdır. Sanayi oksijeni kirlidir.

· HERZAMAN oksijen tüplerini serin, havalanan bir odada önerilen emniyetli koşullarda saklayın.

· HERZAMAN oksijen tüplerini hidrostatik açıdan kontrol ettirin. Bu kontrol HER 5 YILDA BİR yapılmalıdır. Bazı tüpler on yılda bir kontrol edilebilmektedir. O nedenle tüplerin üzerindeki işarete dikkat edin, örneğin, 4M96 * . Bu tüpün kontrol yılı yıldızın yanındaki tarihtir: 1996.



Aşağıdaki bilgilere "TEMEL VE İLERİ SOLUK YOLU AÇMA VE SOLUTMA YÖNTEMLERİ" bölümünde daha özet olarak değinilmiştir. Oraya da göz atmanızda ve reimlerine bakmanızda yarar var.

Basınç düzenleyiciler ( regülatörler): Oksijen tüpündeki basınç, hastaya oksijen vermek için çok yüksektir. O nedenle basıncı düzenlemek üzere, göstergeli düzenleyiciler kullanılır. Regülatör, tüpe tam oturtulmalıdır. Gevşek yerleştirilmiş bir regülatör, tüpü öldürücü füzeye dönüştürebilir. İki çeşit regülatör vardır: 1- Tek yönlü, 2- İki yönlü, olmak üzere. Tek yönlü olanlar demand valve ile kullanılmaya daha elverişli olduğundan, kullanımları daha yaygındır.

Akım ölçerler ( flowmetreler): oksijenin litre olarak dakikadaki akış hızını ayarlar; örneğin, dakikada 3 litre gidecek şekilde vb. gibi. Bununda çeşitleri mevcuttur. Çalıştığınız yerde hangi tip kullanılıyor, özellikleri nedir ? Araştırın.

Nemlendiriciler: akım ölçerlere bağlı olarak kullanılırlar ve tüpten kuru olarak gelen oksijeni nemlendirilirler. Kuru oksijen, uzun süreli kullanımlarda soluk yolu ve akciğerlerdeki mukoz membranların kuruyarak tahriş olmasına neden olurlar. Kısa süreli kullanımlarda sorun yaratmamasına rağmen, kuru oksijen hastayı rahatsız edeceğinden nemlendirilmiş oksijen verilmesinde yarar vardır. Özellikle de KOAH, krup ya da epiglotiti olan hastalarda oksijenin nemlendirilerek verilmesi gerekir.

Nemlendirici, genellikle kırılmaz cinsten bir kap ve üzerine yerleştirilmiş akım ölçerden oluşur. Oksijen, kabın içindeki sudan baloncuklar oluşturarak geçer. Bu su kabı temiz tutulmazsa, yosun bağlayarak çeşitli bakterilerin ve mantarların üremesine yol açar. Ve bu mikroplar doğrudan hastanın akciğerlerine yerleşir. Bu nedenle, her şiftte kabın yıkanarak, temiz su ile doldurulması gerekmektedir.



OKSİJEN VERME ARAÇ - GEREÇLERİ

Oksijen tedavisi, solunumu olan hastalara çeşitli koşullarda uygulandığı gibi, solunumu olmayan ve suni solunum yapılan hastalara da uygulanmaktadır. Her koşula uygun olan çeşitli oksijen verme araç gereçleri vardır. Biz bu bölümde, hangi durumda hangisinin kullanılmasının en uygun olacağını öğreneceğiz.
Solunumu olan hastaLARda kullanılabilecekaraçlar:

· Nazal kanül - düşük yoğunluklu ( % 24 - 44 oranında ) oksijen vermek için kullanılır. İki tane burun deliği çıkıntısı olan ince bir hortum şeklindedir. Bu çıkıntılar burna yerleştirildikten sonra, hortum kısımları kulak arkasından geçirilerek , çene altında birleştirilir. Nazal kanül genellikle tıbbi acili olan, ancak distreste olmamasına rağmen, oksijenle rahatlayacağı düşünülen hastalarda kullanılır. Bir de rahat nefes almasını engellediği için maske kullanamayan hastalarda tercih edilir. Nazal kanül kullanıldığında verilecek oksijen miktarı dakikada 4 - 6 litreden fazla olmamalıdır. Aksi halde hastayı rahatsız eder. KOAH olan birçok hasta evinde nazal kanül kullanmaktadır. Evde dakikada 1-2 litre olarak kullanılırken, siz hastaneye götürürken bu miktarı 2-3 litreye yükseltebilirsiniz.

· Basit maske - yumuşak, şeffaf, plastik maskedir. Orta yoğunlukta ( % 35 - 60 oranında ) oksijen vermek üzere kullanılır. Bebekler için kullanılan basit maske, stoması olan hastalarda kullanılabilir. DİKKAT: Dakikada 6 litreden az vermeyin. Örneğin, dakikada 1 litre verdiğinizde, hasta havada bulunandan daha az oksijen alacaktır, çünkü maskede karbondioksit birikecektir.

· Partial rebreather mask ( kısmi geri dönüşlü maske ) - bir basit maske ve ona bağlı şeffaf torbadan (rezervuar) oluşmaktadır. Maske ile torba arasında iki yönlü hava geçiren bağlantı tüpü vardır. Bu maske hastanın yüzüne doğru yerleştirildiği zaman işe yarar. Önce, oksijen torbaya bağlanır sonra maske hastanın yüzüne takılır. Torbaya doldurulan oksijenin miktarı, hasta soluduğunda torbanın üçte ikisi dolu kalacak kadar olmalıdır. Çünkü hastanın verdiği soluk torbaya dolacak, torbanın içindeki oksijenle karışacak ve oksijen yüzdesi hasta soluk alırken, verdiği soluğa yakın olacaktır. Dakikada 6 - 10 litre arasında bir akış hızı ile verildiğinde, yoğunluğu % 35 - 60 arasında değişen oksijen sağlar.

· Nonrebreather mask ( geri dönüşsüz maske ) - oksijen bağlanmış bag valve mask (ambu ) ve demand valve resuscitator hariç, AABT’ nin yüksek yoğunlukta oksijen verebileceği en uygun maskedir. Bu da bir maske ve şeffaf torbadan oluşmaktadır. Geri dönüşlü maskeden farkı, maske ile torba arasındaki bağlantı tüpü tek yönlüdür, dolayısıyla sadece torbadan hastaya geçiş vardır. Maske hastanın yüzüne yerleştirilmeden önce torbası oksijen ile doldurulmalıdır. Daha öncede anlatıldığı gibi, torbaya doldurulacak oksijen miktarı, hasta en derin soluğunu aldığında bile torbanın üçte ikisi dolu kalacak şekilde olmalıdır. Bunun amacı oksijen akış hızını düzenlemektir. Zira, bu maske tek yönlü olduğundan hastanın verdiği soluk torbaya gitmez, sadece torbadan hastaya oksijen gider. Hastanın verdiği soluk, maske kısmında bulunan deliklerden dışarı çıkar. Dakikada 12- 15 litreye kadar ( % 99 yoğunlukta ) oksijen verilebilir. Bu maske özellikle hipoksi veya şokta olan hastalarda kullanılır. KOAH’ nda kullanılmamalıdır ( solunum durması hariç ).

· Venturi maske - düşük yoğunlukta ( % 24 - 50 oranında ) oksijen vermek üzere, özel olarak geliştirilmiş maskedir. Basit maske ve oksijeni aktarmak üzere değişik oranlarda oksijen geçişine izin veren değişik renkli adaptörlerden oluşmaktadır. Adaptörler, hastanın verdiği soluğun bir kısmının dışarı çıkmasına olanak sağlarken, diğer kısmının tüpten gelen oksijenle karışarak hastaya verilmesini sağlar. Böylece sürekli ve aynı yoğunlukta oksijen verilmiş olur. Venturi maske özellikle hafif solunum sıkıntısı olan KOAH ‘ nda kullanılmaktadır.

Alan uygulamalarında, basit maske ile kısmi geri dönüşlü maske nadiren kullanılmaktadır. Hastaya çok düşük yoğunlukta oksijen verilmek istendiğinde nazal kanül veya venturi maske kullanılmaktadır. Acil tıp hizmetlerinde, çoğunlukla geri dönüşsüz maske ( nonrebreather mask) kullanılmaktadır.
TABLO: Oksijen Tedavisi

Veriliş yolu


Akış hızı ( litre/ dakika)—Yüzde ( % )




NAZAL KANÜL


1.................................. 24

2................................. 28

3................................. 32

4................................. 36

5................................. 40

6................................. 44




BASİT MASKE


5 - 6............................... 40

6 - 7............................... 50

7 - 8............................... 60




KISMİ GERİ DÖNÜŞLÜ MASKE

( PARTİAL REBREATHER )


6................................. 35

8............................ 45-50

10 - 15............................. 60




VENTURI MASKE


Mavi 4................................. 24

Sarı 4................................. 28

Beyaz 6................................. 31

Yeşil 8................................. 35

Pembe/Kırmızı 8.............................. 40

Turuncu 8.................................. 50




NONREBREATHER MASK

( GERİ DÖNÜŞSÜZ MASKE ),

AMBU BAG MASK


6................................. 60

7................................. 70

8................................. 80

9................................. 90

10 - 15.............................. 99 +



Solunumu olmayan hastalarda kullanılabilecek araçlar

Bir hasta solunumu durmuş ( apneik ) olarak bulunduğunda, hemen suni solunum başlatılmalıdır. AABT ‘ne bu durumda yardımcı olabilecek araçlar aşağıda sıralanmıştır.

· Cep maske ( pocket mask) - bu maske hastanın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir. AABT, maskenin üzerinde bulunan yukarı doğru çıkıntı oluşturan delikten soluk verir. Birçok cep maskesinde, ilave oksijen vermek için bağlantı yerleri vardır. Ve suni solunum esnasında, dakikada 10 litrelik bir akış hızı ile hastaya % 50 yoğunlukta oksijen verilebilmektedir. Cep maskesi kullanım kolaylığı nedeniyle, alanda en çok tercih edilen bir maske türüdür. Hastanın yüzüne yerleştirildikten sonra, iki elle maske yerinde tutulmaya çalışılır.

· Balon maske sistemi (Bag - valve mask, ambu maske) - solunumu durmuş olan hastaya kuvvetle hava vermek için kullanılır. Bir maske ve bağlantıda olduğu balon şeklindeki torbadan oluşmaktadır. İlave oksijen vermek için bağlantı yeri vardır ve dakikada 15 litrelik bir akış hızı ile, hastaya % 90 yoğunlukta oksijen verilebilir. Maske soluk alamayan hastanın yüzüne, tepe kısmı burun kemiğine alt kısmı alt dudak ile çene çıkıntısı arasındaki girintiye gelecek şekilde yerleştirildikten sonra, bir el ile maske yüzde tutulmaya çalışılırken diğer el ile balon kısmı belirli aralıklarla sıkılarak hastaya hava verilir. Ambu maske, yaşamını sürdürebilmesi için, solunumu yetersiz olan hastalarda, solunumu desteklemek üzere kullanılabilir. UYARI: Ambu maske kullanımı kolay olmayan bir maskedir. O nedenle, alanda sorun yaşamamak için, maske ile yeterince deneme yapmalısınız. Eğer maske yüze doğru yerleştirilmezse veya balon kısmı yeterince güçlü sıkılmazsa, etkili suni solunum gerçekleşmeyecektir. Bag valve mask, iki kurtarıcı olduğunda daha etkin kullanılabilir. Eğer kurtarıcının biri etkin kullanamazsa diğerinin kullanma olasılığı yüksektir. Tek kişi olarak suni solunum yapmanız gerektiğinde, oksijen bağlanmış cep maskesinin kullanımı daha pratik olacaktır.
Otomatik solutucular ( resüsitatörler )

Oksijenin, tüplerde basınç altında depolandığını biliyoruz. Bazı oksijen verme araçları ile, bu basınçtan yararlanılarak hastanın akciğerlerine hava ulaştırılmakta ve suni solunum yapılmaktadır. Bu resüsitörlerin bir kısmı solunumu olan hastalarda da kullanılabilirken diğer bir kısmı sadece solunumu olmayan hastaları solutmak üzere kullanılmaktadır.

· Demand - valve resüsitatör - bu araç, oksijeni gereksinim doğrultusunda verir. Demand valve sistemine bağlı olan maske hastanın yüzüne kapatılır. Hasta soluk aldığında kapak açılır ve hastaya % 100 oksijen gider. Hasta nefes verirken de oksijen akışı devam eder. Kapağın açılması ve hastanın oksijen alabilmesi için, HASTANIN SOLUNUMUNUN OLMASI GEREKİR.

· Positive - pressure resüsitatör ( pozitif basınçlı solutucu ) - AABT tarafından kullanılır. AABT düğmeye bastığında, hastaya oksijen gider. Hastanın var olan akciğer basıncına ulaşılana veya basılan düğme eski halini alana kadar hava verme işlemi devam eder. Alanda kullanımı oldukça yaygındır. Nedenine gelince, iki elle maske yüzde tutulmaya çalışılırken, hava vermek için sadece bir parmakla düğmeye bastırmak yeterli. Pozitif basınçlı araçlar kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Her ne kadar kullanımı bag valve maskeye göre daha kolay olsa da, basıncı azaltıcı kapakla kullanılmalıdır. Aksi halde aşırı basınç nedeniyle gastrik distansiyon veya akciğerlerde hasar meydana gelebilir.

· Multiple - fonksiyonlu resüsitatörler ( çok amaçlı kullanılabilen solutucular) - oksijen gücü ile çalışan bir çok solutucu, demand valve sistemi ile pozitif basınçlı resüsitatörün birleştirilmesinden oluşur. Bu resüsitatör, solunumu olan hastada demand valve maske gibi kullanılabilirken, solunumu durmuş hastada pozitif basınç vermek için kullanılır.

· Otomatik transport ventilatörü (OTV ) - bu AABT için oldukça yeni bir araçtır. Pozitif basınç veren solutucuların geliştirilmiş şeklidir. OTV , entübasyon tüpüne bağlanacak şekilde yapılmıştır ve hastayı istenen hacim, basınç ve aralıkta ventile eder. OTV, ilave olarak maske ile de kullanılabilir ve hasta solutulduğu sürece maske, iki elle yüzde tutulmalıdır. OTV kullanılırken, ne bir balonun sıkılması ne de bir düğmeye basılması gerekiyor. Üstelik gastrik distansiyon olasılığı en aza inmiştir. Otomatik transport ventilatörünün, gelecekte hastane öncesi acil bakımda, önemli rol oynayacağı düşünülüyor.



UYARI: Demand valve veya pozitif basınç resüsitatörleri BEBEKLERDE ve ÇOCUKLARDA kullanılmamalıdır. Aksi halde akciğer hasarı oluşabilir. Yine KOAH’ nda kullanılması gerekiyorsa, çok dikkatli olunmalıdır.



DİKKAT: Herhangi bir nedenle hasta solutulduğunda, orofarengeal veya nazofarengeal airway takılmalıdır



Kaynakça:

1 -Bolgiano, C. S., et. Al., “Administering Oxygen Therapy: What You Need To Know ”, Nursing 90, June, p.48.

2 - Brady emergency Care,

3- Brady Paramedic Emergency Care,

4- Hasta ve yaralıların Acil bakımı ve Nakli ,

5- İç Hastalıkları Hemşireliği, 6-JEMS, July 1994, vol.19, nr.7, ss:44





Oksijen Konsantratörü
   
Oksijen zenginliği:-3 Lt/dk: %95±%, 3 4 Lt/dk: %94±%, 3 5 Lt/dk: %90±%3 Teknik Özellikler: Elektriksel gereksinimi: 230V/50-60 Hz-2,4 Amp, Güç tüketimi: 350W, Oksijen akış aralığı: 0-5 Lt/dk, Çıkış basıncı: 8,5 psi Ebatlar (ExExD): 60cm x 22cm x 52cm Ağırlık: 23,3 kg

oksijen, oksijen servisi, solunum cihazları, oksijen solunum cihazları, oksijen tüpü, solunum cihazı tüpleri, kiralık oksijen tüpü, kiralık solunum cihazları, solunum cihaz servisi, oksijen medikaller, medikaller, solunum sistemi cihazları


O2 Malzemeleri

   
Bazı iyileştirici tıbbi nitelikteki malzemelerin kullanımı esasları
nesli tarafından 21 Ocak, 2008 - 17:22 tarihinde gönderildi.

KONU: Otomatik İmplante Kardiyoverter - Defibrilatör (AICD) Cihazı takılmasına ilişkin temin edilmesi gerekli olan belgeler.


1- Otomatik İmplante Kardiyoverter-defibrilatör (AICD) cihazının takılması uygun görülen hastalara ilgili sağlık tesisi tarafından ayrıntılı epikriz raporunun mutlaka düzenleneceği, Elektrofizyolojik Çalışma (EPS) raporu ile birlikte hastayı sevk eden sağlık tesisinin sağlık kurulu raporu,
2- Eğer, hasta’ya EPS yapılması bir risk teşkil ediliyorsa ve yapılamıyorsa ilgili sağlık Kuruluşu tarafından yapılamamasının gerekçelerini belirten bir belgenin düzenlenerek ilgili Kardiyoloji Uzmanının görüşlerine sunulması,
3-AICD Jeneratörünün (Batarya) tükenmesi durumunda, yenilenmesi talebi olduğunda mutlak suretle ilgili firma tarafından verilecek jeneratörün ömrünü tamamladığına ilişkin belgenin (Çıktı belgesi) de yer aldığı ve hastanın sevkinin yapıldığı hastane tarafından düzenlenecek sağlık kurulu raporuyla birlikte ( ilgili belgelerin düzenlendiği Sağlık Kuruluşunda ) ilgili Kardiyoloji Uzmanının görüşlerine sunulması,

“İNTRATEKAL BAKLOFEN POMPASI ”NIN KULLANIM ESASLARI, BU TEDAVİNİN UYGULAMA KRİTERLERİ VE HASTA SEÇİM İLKELERİ:

1- Kişinin yaşam kalitesini bozacak ciddi derecede spastisite (Spastisite Asworth 4-5, Spazm Skalası 3-4 ve herhangi bir fonksiyonel yaşam skalası ön // FIM- Wee FIM vb. ile tespit dilen) olması,
2- Hastanın mental kapasitesinin, hasta ile ailesinin uyumunun değerlendirildiği seçilmiş vakalarda uygulanacağı,
3- Diğer tedavi yöntemlerinin yararlı olmadığı (tıbbi, cerrahi, rehabilitatif) olgularda programlanabilir ilaç pompası olan (Baklofen Pompası ) nın kullanılmasının gerekebileceği, ancak intratekal baclofen testi uygulanarak hastanın bu maddeyi tolere edebileceği testin pozitif sonuçlandığının raporda belirtilmesi,
4- Sağlık kurulu raporu ile kullanılmasına gerek gösterilmesi halinde yapılabileceği,
5- (4.) ncü madde de belirtilen sağlık kurulu raporlarında; Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanının imzası ve Beyin Cerrahisi uzmanının uygun görüşünün bulunması,
6- Bu cihazların Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Beyin Cerrahisi Danışma Kurulu Üyelerince yapılacak ortak değerlendirme sonucunda uygunluğu belirlendikten sonra verilmesi,
7- Baclofen Pompasının iyileştirme vasıtası olarak kabul edilmesi ve kişilere zimmetle verilmesi,
8- Cihazla ilgili teknik bilgilerin (garanti süresi, başka hastada kullanılıp kullanılmayacağı, bozulunca tamirinin mümkün olup olmayacağı, firmanın kart sistemi hizmeti verip vermediği vb.) öğrenilmesi için firmadan bilgi istenilmesi,
9- Onay alınmadan takılan cihazların bedelinin sorumlulardan tahsil edilmesii,
uygun görülmüştür.

Nörostimülatörlerde kullanılmasına karar verilmeden önce, hastalarda uygulanan tüm tıbbi ve cerrahi tedavilere yanıt alınamamış olması, sözkonusu cihazların uygulanması ile ilgili gerekli öntestlerin yapılmış olması gerekmektedir.
Sağlık kurulu raporu ile kullanılması gerek gösterilmesi halinde uygulanması mümkün olacaktır. Saplık kurulu raporlarında nörostimülatör uygulama kriterlerinde belirtilen ilgili branş uzmanlarının bulunması gerekmektedir.

DERİN BEYİN STİMÜLATÖRLERİ UYGULAMA KRİTERLERİ

1-Parkinson hastalığı, esansiyel tremor, diskinezi, distoni, multipl skleroz tremorlarında kullanılır.
2-Bir nöroloji kliniğinde yatırılarak her türlü tıbbi tedavi uygulanmasına rağmen yarar görmediğini belirtir ayrıntılı epikriz ile durumunun belgelenmiş olması gerekir.
3-Ruh hastalığı olanlarda, cerrahi için genel kontrendikasyonu olanlarda uygulanmaz.
4-Uygulama kararı Nöroloji, Nöroşirürji ve psikiyatri uzmanlarından oluşan bir konsey tarafından verilir.

VAGAL SİNİR STİMÜLATÖRÜNÜN DİRENÇLİ EPİLEPSİLİ HASTA GRUBUNDA KULLANIM ŞARTLARI

A.Hasta Seçim Kriterleri:
1. Hastanın yaşam kalitesini bozacak sıklık ve şekilde nöbetlerinin olması
2. En az 2 yıllık epilepsi tanısı olması
3. Nöbet tipine uygun bütün antiepileptikleri ( major ve yeni) kullanmış olması ve halihazırda 2 major ve 2 yeni antiepileptik kullanıyor olması
4. Daha önce epileptik cerrahi uygulanıp yanıt alınamamamış yada epileptik cerrahi uygulanamaz durumda olması
5. Epilepsi nedeninin malign beyin tümörü, nörometabolik yada nörodejeneratif hastalık olmaması
6. Hastaların zeka düzeyi ağır derecede geri olmamalı
7. Hastanın sol boyun bölgesinden cerrahi girişim geçirmemiş olması
8. Hamile olmaması
9. Sistemik Kronik Hastalık olmaması (Astım, aktif peptik ulkus, kr. akciğer hastalığı, koroner kalp hastalığı, kr. böbrek hastalığı, kr. karaciğer hastalığı, diabetes mellitus ve benzeri hastalıklar)
B. Nöroloji ve/veya Çocuk Nöroloji , Beyin Cerrahisi Uzmanı ve Psikologdan oluşan bir komisyon kurulması ve hastaların bu komisyonca değerlendirilmesi
C. Komisyon değerlendirilmesinde istenecek belgeler
1. Uzun çekimli video-EEG kayıtları
2. Hastanın daha önce kullandığı antiepileptik tedavi; doz, ilaç-kan seviyesi, nöbet sayısı ve şekli ile ilgili bilgilerin dökümante edildiği ayrıntılı epikriz (epikriz hasta takibini yapan Nörolog yada Çocuk Nörolog tarafından hazırlanmış ve imzalanmış olmalıdır)
3. Nöroradyolojik görüntüleme tetkiklerinin aslı
4. Zeka düzeyini gösteren belge
5. Kronik sistemik hastalığının olmadığına dair genel sağlık raporu komisyona sunulacaktır.

Konu: İYİLEŞTİRME VASITASI CİHAZLAR

CPAP, BİPAP, Ev Tipi Mekanik Ventilatör, Oksijen Konsantratörü, Nebülizatör gibi iyileştirici niteliğindeki cihazların temini ve kullanıcılara verilmesi sırasında yürütülecek işlemler ilgide kayıtlı Genel Yazı ve Ek Genelgeler ile belirlenmiştir.
Ancak bu konuda yaşanan güncel gelişmeler, uygulamada karşılaşılan güçlükler temel alınarak, İyileştirme Vasıtası Cihazların verilmesi sırasında yürütülecek işlemler yeniden düzenlenerek aşağıda belirtilmiştir.
1- NEBULİZATÖR CİHAZI:
1-Nebülizatör cihazının, kullanım kolaylığı bakımından ve ucuzluğu nedeniyle kompresör tipinde olanlarının tercih edilmesi, garanti süresinin 3 yıl olması, garanti süresi dışındaki sarf malzemelerinin sigortalıya ait olması,
2-Çocukta FEV1 veya PEFR<%60 olan persistan astımlı hastalarda, ya da FEV1 veya PEFR % 60-80 arasında olup günlük PEFR veya FEV1 değişkenliği %30’un üzerinde ise,
-14 yaşın üstündeki hastalarda FEV1 veya PEFR< 40 olması halinde,
-6 yaşın altındaki hastalarda ve 6 yaşın üstündeki hastaların ise ek sorunu olduğundan (örneğin nörolojik bir sorun) solunum fonksiyon testi yapılamayanlardan, ayrıntılı epikrizle ek sorunu da belgelenerek, klinik bulgulara dayanan sağlık kurulu raporu ile verilmesi,
-Solunum fonksiyon testi yapamayan ve Kronik Akciğer Hastalığı tanısı almış çocuklarda, bronkopulmoner displazi, bronşiolitis obliterans tanılı hastalarda, interkostal adeleleri çalışmayan veya mental retarde (IQ<40) olan nörolojik sorunlu hastalarda PaO2 £ 55 mmHg veya SaO2 £88 olması halinde verilmesi,
-Solunum testi yapabilen Kronik Akciğer Hastalığı olan çocuklarda ve stabil erişkin KOAH’lı erişkin hastalarda ise ağır obstrüksiyon kriteri olarak FEV1<40 olan ve inhaler preparatları ve ev tipi apareyleri kullanamadığı tespit edilen hastalara kan gazı değerlerine bakılmaksızın verilmesi,
3-Solunum sıkıntısı olan çocuğun hastanede takip edilmesinin gerektiği belirtildiğinden (Ter testi ve /veya genetik çalışması ve diğer ileri tetkikler yapılarak) Kistik fibrozis tanısı belgelenmiş hastalarda, standartlara uyan cihazların verilmesi,
(Verilecek cihazın standartı; Verilecek ilacı, 2 mikron veya daha küçük partiküle ayıracak kompresör-nebulizer sistemi olmalıdır.)
4-Nebulizatör cihazının, erişkin hastalar için Kurumumuz Hastanelerinin Göğüs Hastalıkları veya Allerji Bölümlerince; çocuk hastalar için varsa Allerji Uzmanı veya Pediatrik Göğüs Hastalıkları Uzmanı, yoksa Pediatrist tarafından ve orjinal tetkik sonuçlarının mutlaka raporuna eklenerek verilmesi,
5-Kişilerin 6 ay aralıklarla verildikleri kliniklerce cihaza ihtiyacı olup olmadığı yönünde takip edilmesi ve hastanın iyileşme durumunun kontrol edilmesi,
6- Nebulizatör cihazının iyileştirme vasıtası olarak kabul edilmesi ve gereksinim sona erdiğinde geri alınmak koşulu ile kişilere zimmetle verilmesi (Hastalardan taahhütname alınarak verilmesi),
7-Sözkonusu cihazın teknik bakım ve tamiri konusunda, teknik personelin eğitiminin cihazın alınacağı firmalar tarafından üstlenilmesi,
8-İlgili firmadan cihazın bakım ve onarımını yapacak olan teknik servisinin olduğuna dair noter tastikli belge aranması,
uygun görülmüştür.
Ultrasonik nebulizerler uygun değildir.

OKSİJEN KONSANTRATÖRÜ:

1-Cihazların kullanım endikasyonunun Göğüs ve Çocuk Hastalıkları Klinikleri Sağlık Kurullarında durumlarının değerlendirilmesi ve gerekirse adı geçen kliniklere yatırılarak verilmesine karar verilmesi,
Ayrıca detaylı epikriz, kan gazları değerlerinin raporuna eklenerek verilmesi uygun görülmüştür.
2-Oksijen konsantratörünün akut solunum yetmezliği olan hastalara verilmemesi,
Ancak kronik solunum yetmezliği olanlarda;
PaO2 (Parsiyel Oksijen Basıncı) ≤ 55 mmHg
Veya SaO2 (Oksijen Saturasyonu) ≤ 88 olması halinde,
Korpulmonale varlığında ise;
PaO2 ’de 55-59 mmHg veya SaO2 ≥ 89
EKG ’de “ P Pulmonale” bulgusu olması,
Hematokrit > % 55, konjestif yetmezlik olması halinde,
-4 hafta ara ile alınan kan gazı değerlerine bakılarak, bu kriterlere uyuyorsa Oksijen Konsantratörü
Verilmesi,
3-Oksijen Konsantratörünün kullanılmasının gerek görüldüğü hastalara kullanma eğitiminin cihazın verildiği kliniklerde eğitilmiş bir sağlık personeli tarafından verilmesi,
4-Cihazın alınacağı firmaların; cihazın kullanımı teknik- bakım ve tamiri konusunda kurumun belirlediği personelin eğitimini üstlenmesi,
5- Oksijen Konsantratörünün iyileştirme vasıtası olarak kabul edilmesi ve gereksinim sona erdiğinde geri alınmak koşulu ile kişilere zimmetle verilmesi,
6-Cihazın kullanım gereksiniminin devam edip etmediğinin gerekirse her yıl düzenleneceksağlık kurulu raporu ile izlenmesi,
7-Halen oksijen tüpü ile oksijen tedavisi sağlanan hastalara, eğer Oksijen Konsantratörü verilecekse kişilere daha önce verilen oksijen tüplerinin geri alınması,
8-Belli periyodlarla değişmesi gereken süreli malzemelerin (Bakteri filtresi, su kabı, keçe toz filtresi, nasal kanül v.b.) düzenlenecek üç uzman hekimin imzası bulunan rapor ile yılda en çok bir kez yenilenmesi, bunların dışında kalan diğer sarf malzemelerinin ise ilgililer tarafından karşılanmasının,
9-Cihazın teknik özelliklerinde belirtilen kullanım saatine göre teknik rapor ile süresinin dolduğunun belgelenmesi halinde yeni düzenlenecek sağlık kurulu raporuna teknik raporun eklenmesi suretiyle cihaz yenilenebileceğinin,

Hastalara sözkonusu cihazların kullanılması için rapor düzenlenmesi halinde; bu sağlık tesisince düzenlenen ve yukarıdaki şartları taşıyan gerekçeli tıbbi raporun Göğüs Hastalıkları veya Allerji Bölümlerince; çocuk hastalar için varsa Allerji Uzmanı veya Pediatrik Göğüs Hastalıkları Uzmanı, yoksa Göğüs Hastalıkları ve Çocuk Hastalıkları Kliniklerince yapılan değerlendirme sonucunda uygunluğu belirlendikten sonra verilmesi,
-Sözkonusu cihazların alımı sırasında cihazlarda TSE, İSO, CE, İEC ve FDA belgelerinin aranmasının, ayrıca alım yapılırken cihazın seri numarası, üretim tarihi, kodu, markası vb.özellikleri açıkça belirten belgelerin olup olmadığına dikkat edilmesi,
Oksijen Konsantratörü ve nebülizatör cihazlarını kullanacak hastalara, bu cihazın kullanımına ilişkin eğitimin cihazın verildiği firmalar tarafından verilmesi,
Sözkonusu cihazların garanti süresi dışındaki tüm bakım ve onarım işlerinin kullanıcılara ait olması,
uygun görülmüştür.

SOLUNUMSAL UYKU HASTALIKLARINDA CPAP – BPAP – AUTOCPAP Cihazları verilme ilkeleri:

1) Bu cihazları kullanacak hastaların hastalıklarının tanısı ve bu cihazlardan fayda gördüğü ilgili merkezce gerekli belgelerle kanıtlanması,
2) Hastalık tanısı uykuda solunum bozukluklarından biri ise; (Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, Obezite, Hipoventilasyon Sendromu, Overlap Sendrom, Üst Solunum Yolu Direnç Sendromu) bu durumun Polisomnografik olarak tesbit edilmesi,
3) Polisomnografinin (Uyku Testi) tüm gece boyunca yapılması ve en az 12 kanalı (Elektroensefalografi, elektromyografi, elektrokardiyografi, elektrookülografi, oksimetre, hava akımı, solunum efor bantlarını (karın – göğüs) mutlaka içermesi,
4) Polisomnografi yapılan merkez ve bu merkezde çalışan kişilerin uyku bozuklukları konusunda sertifikaları olması, Kurumun kabul edeceği hekimin sertifikası ve laboratuar (akredidasyon) yeterliliğinin bulunması,
5) Hastalığın tanısını gösteren orjinal Polisomnografi raporu; Uyku evrelerini (total uyku süresi, Uykuya geçiş süreleri, uyku etkinliği), oksijen ortalama ve en düşük değerlerini, Oksijen desaturasyon indeksini, Apne – Hipopne indeksini, Apne – hipopne süreleri ve bunların hangi pozisyon ile hangi uyku evrelerinde görüldüğünü, bütün bunları özetleyen grafiksel histogramını içermesi,
6) CPAP, BİPAP, AUTOCPAP tedavisi, uyku merkezi ya da laboratuar sorumlusu, sertifikalı göğüs hastalıkları, psikiyatri, nöroloji uzmanları tarafından verilmesi,
(Bu sertifika; Ulusal ve uluslararası uyku kliniklerinden ve yukarda adı geçen uzmanlık alanlarının derneklerinin açtığı kurslarda verilen belgeler olmalıdır. KBB uzmanları solunumsal uyku hastalıklarına cerrahi tedavi gerektiğinde tedavi kısmına müdahil olurlar.)
7) Hastalığın tedavisinde öncelikle CPAP ve gerektiğinde Bi-PAP titrasyonu ile tedavi basıncı saptandıktan sonra cihazların kullanılması, Pozisyonel apne – hipopne sendromlu olguların polisomnografik olarak tesbiti ile, fayda görüyorsa AUTO CPAP cihazının kullanılabilmesi, CPAP – BİPAP – AUTOCPAP cihazlarının titrasyonu (tedavi basıncı saptanımı) mutlaka Polisomnografi eşliğinde yapılması, Polisomnografi özelliklerinin 3, 4, 5. maddelerdeki gibi olması, Ayrıca basınç titrasyonunu gösteren belge bulunması,
8) Uykuda Solunum Bozuklukları haricinde; tıbbi tedavi ile iyileştirilemeyen ve solunum yetmezliği ile seyreden kronik hastalıklarda, akut atak olmayan stabil durumdaki kan gazlarının uygulanan non invaziv cihaz öncesi ve sonrasındaki halinin arter kan gazları ile belgelenmesi, uygulanan basınç değeri ve cihaz tipinin belirtilmesi, Bu hastalara Polisomnografik tetkik yapılmaması, (Göğüs hastalıkları ve yoğun bakım sorumlu hekimleri verirler.)
9) Kurum dışından gelecek cihaz istemleri için; Hastayı Göğüs Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanlarının Sağlık Kurulu raporu ile, uyku testinin yapılıp, tedavisi için cihaz isteminde bulunan kurumun düzenlediği rapor ve istenen Polisomnografi belgeleri, titrasyon raporu, KBB muayene bulgusu ve kan tetkiklerinin, uyku laboratuvarı veya merkezi bulunan Hastanelerin uyku laboratuvarı sorumluları ve uzmanları tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda uygunluğu belirlenip verilmesi,
10) Uykuda solunum bozuklukları tanısı ile cihaz verebilmesi için istenilen ulusal ve uluslararası standartlara uygun Uyku Laboratuvarı veya merkezleri olması, (Solunum yetmezliği tanısıyla verilecek cihazlar için 9. maddedeki şartlar geçerlidir.)
11) Cihazların kullanım süresinin 10 yıl olması, cihazla birlikte kullanılması ve belli sürelerde değişmesi gereken maske, başlık, ara hava hortumu, oksijen ara bağlantı hortumu ve bakteri filtresinin düzenlenecek küçük sağlık kurulu raporu ile yılda en çok bir kez yenilenmesi, diğer sarf malzemelerinin ise ilgililer tarafından karşılanması,
12) Cihazın garanti süresi dışında, kullanıcının kasıt ve kusuru olmaksızın bozulan ve eskiyen parçaları sağlık kurulunun karar hanesinde belirtilmek kaydı ile karşılanması,
13) CPAP önerilecek hastalarda aşağıdaki kriterler gerek klinik, gerekse polisomnografik olarak aranması,
a) Semptomlardan bağımsız olarak, apne indeksi (AI) en az 20 veya apne-hipopne indeksi (AHI) en az 30 olması,
b) (AHI) en az 10 ve gündüz aşırı uykululuğu olması,
c) Saatteki apne, hipopne ve solunum eforu sonucu uyanma sayısının ( Anormal solunum olayı indeksi= RDI ) en az 10 ve gündüz aşırı uykululuğu olması,
d) Uyku-apne sendromuna KOAH’nın eşlik ettiği Overlap sendromunda CPAP ve BİPAP kullanılması,
e) Vücut kütle indeksi ( kilo/ boy x boy) = BMI >35 olan ve gündüz aşırı uykululuğu olan tüm uykuda solunum bozukluğu olan hastalarda CPAP veya BİPAP kullanılması,
f) İleri yaşlarda( 60 yaş üstü ) ortaya çıkan tüm uykuda solunum bozukluğu hastalarında CPAP kullanılması,
g) Kardiyo-serebrovasküler hastalıkların eşlik ettiği tüm uykuda solunum bozukluğu hastalarında CPAP kullanılması,
17) Titrasyon sırasında hasta CPAP cihazını tolere edemiyorsa BIPAP, veya auto-CPAP gibi benzeri bir cihazın uygulaması, benzeri cihazın verilebilmesi için raporlarda hastanın CPAP cihazını tolere edemediği ve nedenlerinin bildirilmesi,
18) Titrasyon raporlarında hastanın ne tür aksesuarlar kullanacağı da mutlaka belirtilmelidir. Maske, nemlendirici ve ısıtıcılı nemlendirici gibi aksesuarlar hastaya göre rapor edilmesi,
19) Hastaya alet verilirken maske, filtre ve nemlendirici gibi aksesuarların kullanılmamış olması, bu aksesuarların hastaya uygun boy ve ebatta olması,
20) Hastaların aletlerini prensip olarak her gece ve tüm uyku süresince kullanması, bu sürenin her hasta için değişebileceği gözönüne alınırsa hastaların aletlerini kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için; gecede en az 5 saat kullanmış olmasının şart koşulması,
21) Gerektiğinde kullanmayan hastalardan aletlerin geri alımını sağlamak amacıyla, aletlerde bu amaçla eklenmiş kullanım saatlerinin varolması ve 6 aylık dönemlerde bu saatlerin kontrol edilmesi, (6ay x 30 gün x 5 saat = minimum 900 saat kullanılıp kullanılmadığının kontrolü) bu süreye yakın düzeyde kullanmamış hastaların muayene edilmesi ve kullanamama nedenlerinin araştırılması, her hangi bir neden yokken aleti kullanmayan hastalardan aletlerin geri alınması,
22) Anılan cihazın iyileştirme vasıtası olarak kabul edilmesi ve gereksinim sona erdiğinde geri alınmak koşulu ile kişilere zimmetle verilmesi, sigortalının vefatı halinde cihaz iade edilmediği taktirde cihaz bedelinin sigortalının varislerinden tahsil edileceği yönünde taahhütnamede belirtilmesi,
Gerekmektedir.
SAKRAL NÖROSTİMÜLASYON

Endikasyonlar
a.Refraktör İdyopatik Aşırı Aktif Mesane
b.Refraktör Nörojenik Aşırı Aktif Mesane
c.Obstrüksiyona Bağlı Olmayan Üriner Retansiyon
d. İnterstisyel Sistit
Yukarıdaki Endikasyonlarda aşağıdaki şartlar mevcut olmalıdır.
-Hasta cihaz hakkında bilgilendirilmeli ve hastanın cihazı kullanabilecek yetide olup olmadığı araştırılmalı
-Periferik sinirler sağlam olmalı
-Mesane kapasitesi normal olmalı (Ürodinami ile)
-Detrusorrde myojenik hasar olmamalı
-Olgulara en az bir yıl süre ile klasik konservatif tedavi
uygulanmasına rağmen yanıt alınamamış olmalı

(2) İşlem Öncesi Yapılması Gerekli Değerlendirmeler
a. Refraktör İdyopatik Aşırı Aktif Mesane ve Refraktör Nörojenik Aşırı Aktif Mesane
i. İdrar tetkiki
ii. İdrar kültürü
iii. Atipik bakteriler( Üreaplasma Ürealyticum ve Mycoplasma Hominis) için kültür
iv. İşeme sonrası rezidü
v. İşeme günlüğü
vi. Ürodinamik değerlendirme
vii. Sistoskopi
viii. Periferik sinir değerlendirilmesi için nöroloji konsültasyonu
b. Obstrüksiyona bağlı olmayan üriner retansiyon
i. İdrar tetkiki
ii. İdrar kültürü
iii. Üroflovmetri ve işeme sonrası rezidü
iv. İşeme günlüğü
v. Basınç-akım çalışması
vi. Sistoskopi
vii. Periferik sinir değerlendirilmesi için nöroloji konsültasyonu
c. İnterstisyel Sistit
i. İdrar tetkiki
ii. İdrar kültürü
iii. Atipik bakteriler( Üreaplasma Ürealyticum ve Mycoplasma Hominis) için kültür
iv. İşeme sonrası rezidü
v. İşeme günlüğü
vi. Ürodinamik değerlendirme
vii. KCl testi
viii. Genel anestezi altında Sistoskopi- biyopsi
ix. Periferik sinir değerlendirilmesi için nöroloji konsültasyonu
3.Yukardaki şartları tamamlayan hastalara Üroloji ve Nöroloji Konseylerince alınan ortak kararla sakral sinir stimülatörü cihazı uygulanması kararı verilir.

SPİNAL KORD STİMÜLATÖRLERİ (SKS) KULLANIM ESASLARI

1. Spinal kord stimulasyonu (SKS) endikasyonları:
a. Tek ekstremitede sempatik kökenli ağrı sendromları
i. Kompleks rejyonal ağrı sendromu I
ii. Kompleks rejyonal ağrı sendromu II
b. Periferik deafferantasyon ağrısı
i. Postampütasyon nevraljisi (stump ağrısı)
ii. İnatçı nevraljik ağrılar, unilateral servikal veya lumbosakral radikülit
c. Spinal kord veya periferik köklerde lezyonun eşlik ettiği ağrılar
i. Fantom ağrısı
ii. Postherpatik nevralji
d. Vaskülopatolojik (periferal iskemik) ağrı
e. Üst ve alt ekstiremitelerde birlikte ağrı
i. Sevikal veya lumbosakral radikülit (ör. Araknoidit)
ii. Her iki kol veya bacaklarda sempatik kökenli ağrı sendromları
f. Üst ve alt ekstremitelerde birlikte sempatik kökenli ağrı sendromları
g. Bel ağrısı, genellikle bacaklarda ağrı ile birlikte seyreden veya sadece belde lokalize yetersiz bel cerrahisi sendromu ağrıları
h. Boyun ağrıları, özellikle yetersiz boyun cerrahisine bağlı ağrılar
2. Bunları dışında, radikülopati ve bel veya boyun bölgesinde sınırlı ağrılarla seyreden karışık ağrı sendromlarında, inatçı angina pektoriste (NY Kalp Birliği Sınıflamasına göre sınıf III ve IV) spinal kord stimülasyonu başarılı sonuçları bildirilmiştir.
3. Genel hasta seçim kriterleri:
i. Konservatif tedavi yöntemlerine veya diğer ağrı kontrol yöntemlerine yanıt alınamayan ve altta yatan patolojinin tedavisi amacı ile daha fazla cerrahi girişim önerilmeyen hastalarda
ii. Uygulamanın etkisi, yan etkileri konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmiş ve bu girişimden gerçekçi beklentileri olan hastalarda
iii. Spinal kolon liflerinin en az bir kısmı sağlam olan hastalarda
iv. Pacemaker, implantable kardiyak defibrilatör gibi SKS için kontraendikasyonu bulunmayan hastalarda
v. İmmün yetmezlik, koagülopati gibi SKS için kontraendikasyonu bulunmayan hastalarda
vi. İlaç veya madde bağımlılığı, ilaç yoksunluk bulguları, majör psikiyatrik hastalığı (aktif psikoz, ciddi depresyon, hipokondriyak veya somatizayon bozukluğu) bulunmayan veya tedavinin ektinliği ve nasıl sürdürüleceği yeterli bilgi edinmesinde sorun olmayan hastalarda spinal kord stimülasyonu güvenle uygulanabilir
vii. Test uygulamasının olumlu sonuçlandığı hastalarda uygulanabilir.
4. Hastanın başvurusu ile Eğitim Hastaneleri’nde Algoloji ile ilgilenen Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Beyin ve Sinir Cerrahisi ile Psikiyatri uzmanlarından oluşan bir komisyon oluşturulması gereklidir.
5. Spinal kord stimulatörleri endikasyonlarının, hastanın ve o zamana kadar yapılmış olan tüm tetkiklerinin ve tedavilerinin bu komisyonca değerlendirilmesi ve raporlandırılması yapılır
6. Konsey eğer hastaya spinal kord stimülasyonunun uygunluğuna karar vermişse test elektrodu uygulaması yapıldıktan sonra yeniden komisyonca değerlendirilmesi yapılır.
7. Komisyon tarafından değerlendirilmesi tamamlandıktan sonra uygun görülen hastalara, komisyon raporu ile spinal kord stimülatörü yerleştirilebilir.
8. Belirlenecek Eğitim Hastanelerinde uygulamanın yapılabilmesi için gerekli eğitim ve altyapının sağlanması gereklidir.

B) Yukarıda bahsedilen iyileştirici malzemeler yine yukarıda anlatılan kriterlere uyulmak suretiyle ilgili hastalara kullanılacaktır. Bu kriterlere uyulup uyulmadığının takibi ilgili sağlık tesisi Baştabipliğince yapılacaktır. Bu şartlara uyulmadan yapılacak olan kullanımlarda ilgili sağlık tesisi Baştabipliği sorumlu tutulacaktır.
Diğer iyileştirici malzemeler ise ilgili mali yıl Bütçe Uygulama Talimatında belirtilen kurallar çerçevesinde sağlık kurumları tarafından kullanılacaktır.




Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..

03-04-2009 02:55 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

Sağlık Bilgileri Web Stats