Reklam

Wednesday, January 18, 2017

Yeni mezunların maaşının yarısı devletten

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yeni mezunun ücretinin yarısının devlet tarafından karşılanacağını belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İstihdam Seferberliği programı kapsamında 880 bin kişinin istihdam edilmesinin hedeflendiğini açıklarken yeni mezunun ücretinin yarısının devlet tarafından karşılanacağını belirtti.

TÜİK'in dün açıkladığı, 6 yılın zirvesine yükselen işsizlik oranı rakamı üzerie konuşan Müezzinoğlu, "Bunu en kısa zamanda bizim yüzde 10'ların altına indirememiş olmamız, hep birlikte bizim eksiğimiz veya kendimizi güvene almak düşüncemiz olur. Ülkenin dinamiklerini çok daha güçlü hale getiremezsek, kendimizi de güvene almış olamayız." değerlendirmesinde bulundu.

Habertürk'ün haberine göre, Müezzinoğlu, işsizlikle mücadelede işverenlerin artı istihdamının büyük öneme sahip olduğunu ifade ederek, özellikle üniversiteden yeni mezun olanların istihdam edilmesi halinde bir yıl boyunca bu çalışanların ücretinin yüzde 50'sini destekleyeceklerini vurguladı.

1 MİLYON 250 BİN GENÇ İSTİHDAM BEKLİYOR
Türkiye'de her yaştan 1 milyon 250 bin gencin istihdam beklediğini anlatan Müezzinoğlu, şöyle konuştu:
"Bugünkü rakamlara baktığımızda işsizlik oranında yine artış var. Oran yüzde 11,8 oldu. Bunu en kısa zamanda bizim yüzde 10'ların altına indirememiş olmamız, hep birlikte bizim eksiğimiz veya kendimizi güvene almak düşüncemiz olur. Ülkenin dinamiklerini çok daha güçlü hale getiremezsek kendimizi de güvene almış olamayız. O nedenle çok daha güçlü dinamikler için daha cesur, daha özgüvenli adımlar atmalıyız. TOBB Başkanımızın dediği gibi 'Bu millete inan ve güvenen mutlaka kazanır.' Bakın siyasette de millete inan hep kazandı, kazanmaya da devam ediyor ama millete inanmayan veya milletten korkan kaybediyor, kaybetmeye de devam ediyor. Bu millete daha çok güvenmek ve daha güçlü adımları atmak hem milli ve yerlidir hem de şehitlere borcumuzdur."
 
Üniversite mezunu gençlerin yaklaşık yüzde 30'unun iş aramadığına dikkati çeken Müezzinoğlu, "Bu grupla ilgili çalışma yapılması talimatını verdim. Neden istihdama girmek istemiyorlar, bunu araştıralım istedim. Bu gençler, bu milletin okulunda okudular ve bu milletin yarınlarına katkı sunabilecek birikim ve yaştalar. Onlardan istifade etmek bizim görevimiz. Bu davranışın sebebini bulup, gerekirse buna göre farklı projeler üretmeliyiz. Daha özgür, daha girişimci ve daha esnek projeler üretmeliyiz." dedi.

"İŞKUR ELİNDEN GELENİ YAPIYOR"
İŞKUR Genel Müdür Vekili Mehmet Ali Özkan da işsizlik dünyanın en önemli sorunlarından biri olduğunu, bu sorunun çözümünün toplumun her kesimin iş birliğiyle sağlanabileceğini kaydetti.

İmzalanan protokol ile istihdam artışını hedeflediklerine işaret eden Özkan, TOBB ile iş birliği kapsamında 252 noktada hizmeti vatandaşın ayağına götüreceklerini bildirdi.

İŞKUR'un iş ve meslek danışmalarıyla istihdamın artırılması için elinden geleni yaptığını belirten Özkan, işverenler başta olmak üzere, toplumun her kesiminin de elini taşın altına koyması gerektiğini vurguladı.
Konuşmaların ardından, "Oda ve Borsalarda İŞKUR Hizmet Noktası Kurulması Protokolü" Bakan Müezzinoğlu ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından imzalandı.

Protokolün imza törenine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Erdem, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkan Yardımcısı Cevdet Ceylan ve ilgililer katıldı.

Wednesday, January 11, 2017

TKHK Sınıflandırma Sisteminin Sektör ile Paylaşım Toplantısı Gerçekleştirildi.


29.12.2016 Tarihli duyurumuza istinaden biyomedikal mal ve hizmet tedarikçilerimiz ile Stok Takip ve Analiz Daire Başkanlığımız tarafından yürütülen Biyomedikal Adlandırma ve Sınıflandırma Sistemi hakkında sektör paylaşımı gerçekleştirilmiştir.
Toplantı gündem maddelerine göre Kurumumuza bağlı Genel Sekreterliklerimiz ile bünyelerinde sağlık tesislerimize edinilen demirbaş ve hizmet alımı biyomedikal taşınırlara yönelik yapılan düzenlemeler ve çalışmalar paylaşılmıştır. Öngörülen riskler ve mevcut süreçlere yönelik sorunlara ilişkin bilgi paylaşımı sağlanmıştır.
Toplantıya ilişkin dokümanlar elektronik ortamda paylaşıma açılmıştır.
Tedarikçilerimizin ürün gruplarına göre ilgili koordinasyon uzmanı ile iletişime geçmesi rica olunur.
Dokümanlara ulaşmak için aşağıdaki internet adresini kullanabilirsiniz.

Monday, January 9, 2017

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 50 Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı Alacak

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 50 Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı Alacak
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından:
SANAYİ VE TEKNOLOJİ UZMAN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI DUYURUSU
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı merkez teşkilatı birimlerinde münhal bulunan ve aşağıdaki tabloda bölümü, kadro sayısı, sınıfı, unvanı ve derecesi belirtilen toplam 50 (elli) Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı kadrosuna atama yapılmak üzere sözlü sınavla personel alınacaktır.

Sıra NoBölümüKPSS Puan TürüKadro SayısıSınıfıUnvanıDerecesi
1İstatistikP253GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
2MaliyeP241GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
3İktisatP221GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
4HukukP214GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
5Siyaset Bilimi ve Kamu Yön.P301GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
6EkonometriP921GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
7İnşaat Müh.P74GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
8Elektrik Müh.P74GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
9Elektrik ve Elektronik Müh.P75GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
10Elektronik ve Haberleşme Müh.P71GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
11Bilgisayar ve Yazılım Müh.P71GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
12Makine Müh.P73GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
13Harita Müh.P71GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
14Endüstri Müh.P74GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
15Kimya Müh.P72GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
16Bilgisayar Müh.P72GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
17Metalurji Müh.P71GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
18Mekatronik Müh.P71GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
19Otomotiv Müh.P72GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
20MimarlıkP72GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
21Şehir ve Bölge PlanlamaP73GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
22Yönetim Bilişim Sis.P72GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
23Biyomedikal Müh.P71GİHSanayi ve Teknoloji Uzman Yrd.7-8-9
TOPLAM50

  1. A) SINAVA BAŞVURU ŞARTLARI:
1) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde yer alan genel şartları taşımak,
2) Üniversitelerin en az 4 (dört) yıllık eğitim veren ve yukarıdaki tabloda bölümleri belirtilen ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki öğretim kurumlarından mezun olmak,
3) ÖSYM tarafından (A) grubu kadrolar için 04-05 Temmuz 2015 veya 22-29 Temmuz 2016 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavından yukarıdaki tabloda bölümü karşısında yer alan puan türünden en az 70 (yetmiş) puan almış olmak,
4) 01 Ocak 2016 tarihi itibarıyla 35 (otuzbeş) yaşını doldurmamış olmak (1 Ocak 1981 tarihinde veya bu tarihten sonra doğmuş olanlar).
  1. B) BAŞVURU ŞEKLİ, YERİ, ZAMANI VE DİĞER HUSUSLAR:
1) Başvurular, 06.01.2017 günü saat 23.59’a kadar Bakanlık internet sitesinde (www.sanayi.gov.tr) yayımlanan “Başvuru Formu” eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulmak suretiyle elektronik ortamda yapılacaktır. Adayların, fotoğraflarını ve mezuniyet belgelerini (eğitimini yurtdışında tamamlamış olanların ayrıca diploma denklik belgesini) elektronik ortamda taratıp başvuru formuna eklemeleri zorunludur.
2) Bakanlık internet sitesinde (www.sanayi.gov.tr) yayımlanan “Başvuru Formu” doldurulmak suretiyle elektronik ortamda yapılan başvurular geçerli olup, ilanda belirtilen şartlara uygun olmayan başvurular ile Bakanlığa elden, e-posta veya posta yoluyla yapılacak başvurular kabul edilmeyecektir.
3) Giriş sınavını kazananlardan başvuru belgelerinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılır ve atamaları yapılmaz. Bunların atamaları yapılmış olsa dahi iptal edilir. Bu kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Ayrıca, bu şekilde Bakanlığı yanıltanlar kamu görevlisi ise durumları çalıştıkları kurumlarına bildirilir.
  1. C) SINAVIN ŞEKLİ, TARİHİ, YERİ, KONULARI VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
1) Giriş sınavı, sözlü olarak tek aşamalı yapılacaktır.
2) Sözlü sınava katılmaya hak kazanan adayların isimleri ile sınav yeri, tarihi ve saati; sınav tarihinden en az 20 (yirmi) gün önce Bakanlık internet sitesinde (www.sanayi.gov.tr) ve duyuru panosunda ilan edilecektir.
3) Sınava başvuran ve katılma şartlarını taşıyan adaylardan ilanda belirtilen KPSS puan türünden en yüksek puana sahip olandan başlanarak alım yapılacak bölümler itibarıyla ayrı ayrı yapılacak sıralama sonucunda atama yapılacak kadro sayısının 4 (dört) katı kadar aday (son sıradaki aday ile eşit puana sahip adaylar dâhil) sözlü sınava katılmaya hak kazanacaktır.
4) Sınavda, adayların kimlik tespitinde kullanılmak üzere, yanlarında fotoğraflı ve onaylı bir kimlik belgesini (nüfus cüzdanı, ehliyet veya pasaport) yanlarında bulundurmaları gerekmektedir. Aksi halde adaylar sınava alınmayacaklardır.
5) Sınav konuları;
Mühendislik
  1. a) Asıl alan; temel mühendislik ve mezun olunan mühendislik bölümü konuları,
  2. b) İkincil alan; Mikro İktisat, Makro İktisat, Türkiye Ekonomisi, Kamu Maliyesi, Temel Hukuk Bilgileri,
Mimarlık, Ekonometri, Şehir ve Bölge Planlama, Yönetim Bilişim Sistemleri
  1. a) Asıl alan; mezun olunan bölüm konuları,
  2. b) İkincil alan; Mikro İktisat, Makro İktisat, Türkiye Ekonomisi, Kamu Maliyesi, Temel Hukuk Bilgileri,
İstatistik
  1. a) Asıl alan; mezun olunan bölüm konuları,
  2. b) İkincil alan; Mikro İktisat, Makro İktisat, Türkiye Ekonomisi, Kamu Maliyesi, Temel Hukuk Bilgileri,
İktisat, Maliye, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
  1. a) Asıl alan; mezun olunan bölüm konuları,
  2. b) İkincil alan; Anayasa Hukuku, İdare Hukuku, Medeni Hukuk Genel Hükümler, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Türkiye Ekonomisi, Kalkınma-Büyüme, Kamu Maliyesi,
Hukuk
  1. a) Asıl alan; Anayasa Hukuku, İdare Hukuku ve İdari Yargılama Hukuku, Ceza Hukuku, Kabahatler Hukuku, Medeni Hukuk Genel Hükümler, Kişiler Hukuku, Eşya Hukuku, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ticari İşletme Hukuku ve Şirketler Hukuku,
  2. b) İkincil alan; Mikro İktisat, Makro İktisat, Türkiye Ekonomisi, Kamu Maliyesi.
6) Sözlü sınavda adaylar, Sınav Komisyon üyeleri tarafından;
  1. a) Yukarıda belirtilen sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi,
  2. b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,
  3. c) Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,
ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,
  1. d) Genel yetenek ve genel kültürü,
  2. e) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı
yönlerinden ayrı ayrı puan verilmek suretiyle değerlendirilir. Adaylar, Sınav Komisyonu tarafından (a) bendi için elli puan, (b), (c), (ç), (d) ile (e) bentlerinde yazılı özelliklerin her biri için 10’ar (on) puan üzerinden değerlendirilecektir.
Sözlü sınavda başarılı sayılmak için, komisyon başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az 70 (yetmiş) olması şarttır.
7) Sözlü sınav puanı, adayın giriş sınavı başarı puanı olarak belirlenecek ve nihai başarı sıralaması, alım yapılan bölümlere göre ayrı ayrı yapılacaktır. Sınav puanlarının eşit olması durumunda KPSS puanı yüksek olan adaya öncelik tanınır. Bu sıralama sonucunda ilanda belirtilen kadro sayısı kadar asil aday ve kadro sayısının yarısı kadar yedek aday belirlenerek Bakanlık internet sitesinde (www.sanayi.gov.tr) ve duyuru panosunda ilan edilir. Ayrıca, asil adaylara ve atama sırası gelen yedek adaylara yazılı bildirim yapılacaktır.
8) Adayların, Sanayi ve Teknoloji Uzman Yardımcısı kadrosuna atanmaları başarı sıralamasına göre yapılacaktır. Yedek adayların hakları sınav sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren 3 (üç) ay için geçerli olacaktır. Bu süre içerisinde atama yapılan kadrolarda boşalma olması halinde sınavı yedek olarak kazanan adaylar başarı sırasına göre atanacaklardır.
Kamuoyuna duyurulur.

Akciğer Embolisi (Pulmoner Emboli) Nedir?

Merhaba, bugün, size oldukça tehlikeli ve ölümcül bir durum olan akciğer embolisi, diğer adıyla pulmoner emboli’den biraz bahsetmek istiyorum. Son yıllarda, biraz farkındalığın bu konuda artması, biraz internet arama motorlarının günlük hayatımıza eskiye oranla daha fazla girmesi, biraz da doğum kontrol ve hormon tedavilerinin daha fazla kullanılmasına bağlı olarak daha fazla oranda görmeye başladım.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) nedir, neden bu kadar tehlikeli bir durum olarak biliniyor?

Akciğer embolisi, diğer adıyla pulmoner emboli, özellikle bacak (derin) toplardamarları içerisinde oluşmuş pıhtının, kan yolu ile akciğerlere ulaşması ve burada, akciğer atardamarı içerisinde pıhtı tıkacı oluşturmasına bağlı olarak, akciğerin solunum kapasitesinde belirgin bir azalma ile seyreden bir durumdur.
Bu durum neden bu denli ciddi, neden hastaların ölüm riski oldukça yüksek Akciğerlerde aniden ortaya çıkan pıhtı, pulmoner arter adı verilen akciğer atardamarının belli bir bölümünü tıkar. Bu noktada, kanlanmayan bir akciğer bölgesi ortaya çıkar. Bu bölgenin boyutuna (dolayısı ile akciğer pıhtısının boyutu) bağlı olarak, solunum fonksiyonu bozulur. Vücut içerisinde, atardamarlar yolu ile taşınan kan oksijen miktarı belirgin olarak azalır. Bu azalma, oldukça hızlı bir sürede, oksijene bağımlı olarak yaşamlarını sürdüren vücut sistemlerinde zararlara neden olur.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) durumunda, trombus ve emboli kavramları oldukça sık geçmektedir, bu konuda bilgi verir misiniz?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) oldukça tehlikeli bir durum olup, özellikle bacakta derin toplardamarlar içerisinde ortaya çıkan bir pıhtıdan köken alır. İşte, bacak toplardamarları içerisinde ortaya çıkan pıhtıya; trombus adı verilir. Eğer, bu pıhtı yani trombus zaman içerisinde parçalarına ayrılır ve bu daha ufak parçalar kan akımı yardımı ile daha uzak vücut bölgelerine taşınırsa, diğer bir değişle, kopan bu ufak parçalara emboli adı verilir.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) neden olur?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) neden olur sorusunun birden çok nedeni vardır. Bu nedenler arasında;
– Vücudun herhangi bir bölgesinde (ki bu bölge özellikle ayaklar olmaktadır) toplardamar içerisinde kanın, uzun süren hareketsizliğe bağlı olarak (ameliyat sonrası iyileşme dönemi) birikmesi durumunda,
– Toplardamar zedelendiği zaman (özellikle kırık durumu, kalça, uyluk, diz ve bacak ile ilgili ameliyatlar sonrası),
– Vücudumuzda ortaya çıkan başka bir hastalık (örneğin kalp yetmezliği, kalp krizi ve kalp ritm sorunları) veya felç (inme),
– Kan içerisinde bulunan pıhtılaşma faktörlerinin arttığı durumlar (özellikle bazı kanser tipleri, hormon yerine koyma tedavisi (hormon replasman tedavisi) veya doğum kontrol hapları (oral kontraseptifler) kullanımı). Pıhtılaşma faktörlerinin arttığı durumlar, seyrek olarak kalıtımsal (ailevi) olarak ortaya çıkabilmektedir.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) açısından kimler risk altında?

Akciğer embolisi diğer adıyla pulmoner emboli açısından özellikle risk altında bulunanlar;
– Uzun süreli istirahat etmek zorunda olanlar,
– Yakın zamanda ameliyat olanlar (cerrahi girişim yapılanlar),
– Ailesinde kan pıhtılaşma sorunu bulunanlar (örneğin geçirilmiş derin ven trombozu hikayesi bulunanlar),
– Ailesinde daha önceden pulmoner emboli (akciğer embolisi) öyküsü bulunması,
– Kanser öyküsü olan veya kanser nedeniyle ilaç tedavisi (kanser kemoterapisi) alanlar,
– Uzun süre oturanlar (uzun süren uçak, tren, otobüs, araba yolculuğu, meslek olarak uzun süre oturanlar),
– Kalp yetmezliği nedeniyle tedavi altında olanlar,
– Felç (inme) öyküsü bulunanlar,
– Şişman (obez) olanlar,
– Toplardamar zedelenmesi bulunanlar (yakın zamanda cerrahi geçirenler, kemik kırığı bulunanlar),
– İlerlemiş varisleri bulunanlar,
– Yakın zamanda (1.5 ay içerisinde) doğum yapmış kadınlar,
– Doğum kontrol hapı (oral kontraseptif) veya hormon yerine koyma (hormon replasman tedavisi) tedavisi uygulananlar,
– Bacak veya kolda bulunan toplardamarlara santral venöz kateter yerleştirilmesi

Akciğer embolisinin (pulmoner emboli) belirtileri nelerdir?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) belirtileri oldukça değişkendir. Çoğu zaman belirtilerin şiddeti pıhtının yoğunluğuna bağlıdır. Her ne kadar, hastaların çoğu belirtilerden bir veya birkaçına sahip olsa da, hastaların bazılarında herhangi bir belirtiye rastlanmaz.
Akciğer embolisi (pulmoner emboli) semptomları (belirtileri);
– Dinlenme veya egzersizden bağımsız, aniden ortaya çıkan nefes darlığı,
– Göğüs kafesi üzerinde herhangi bir bölgede ortaya çıkan açıklanamayan keskin, batıcı tipte ağrı. Bazen bu ağrı kola, omuza, çeneye veya boyuna doğru da yayılabilir. Çoğu zaman bu ağrı kalp krizi ile benzerlik gösterir ve sık olarak karışıtırılır.
– Cildin soluk ve nemli olması (şok belirtisi),
– Hızlı kalp atımı (taşikardi),
– Öksürük (kanlı veya kansız balgam),
– Aşırı terleme,
– Endişeli olmak,
– Göz kararması veya bayılma,
– Nefes alıp verirken ıslık benzeri ses (wheezing) duyulması
Akciğer Embolisi ve Toplardamar Pıhtısı
Toplardamar Pıhtısı

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) ciddi bir durum mudur?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) çok ciddi bir durumdur. Bazı hastalar, kendi kendilerine iyileşse de; eğer tedavi edilmezse, kısa süre içerisinde ölüm ile sonuçlanabilecek bir durum olduğunu unutmamak gerekir.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tanısı nasıl konulur?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tanısı sıklıkla şu testler yardımı ile konulur;
– Akciğer filmi (akciğer grafisi),
– Bilgisayarlı akciğer tomografisi (BT),
– Akciğer anjiosu (pulmoner anjio),
– Akciğer sintigrafisi,
– Bacakların doppler ultrasonografisi (dupleks ultrasonografi),
– Bacak veya akciğerlerin Manyetik Rezonans Taraması (MR)

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) nasıl tedavi edilir?

Akciğer embolisinin tedavisi yakın takip gerektirdiği için sıklıkla hastanede yapılır. Hastanede kalış süresi, hastalığın şiddetine göre değişkenlik göstermektedir. Eğer, pıhtı fazla ve yoğun ise tedavi süresi daha uzun olmaktadır.
Günümüzde, akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisi için; antikoagülan (pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlar) ilaçlar, trombolitik tedavi (pıhtı eritici ilaçlar), kompresyon çorapları (varis çorabı) ve bazen cerrahi veya bazı girişimsel tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bu tedavi yöntemlerinin hepsinde amaç; bozulmuş olan akciğer kan akımının bir an önce tekrar sağlanması ve yeni pıhtı oluşumunun engellenmesidir.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde antikoagülan (pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlar, diğer adıyla kan sulandırıcılar) tedavi nedir, neden önemli?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde antikoagülan (pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlar) tedavinin temelini oluşturmaktadır. Antikoagülan ilaçlar (pıhtı oluşumunu engelleyen, kan sulandırıcı ilaçlar) kanın pıhtılaşma gücünü azaltırlar ve ileride yeni pıhtı oluşumunu engellerler.
Antikoagülan (kan sulandırıcı, pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlar) ilaçlar arasında en sık olarak kullanılan Kumadin (Coumadin) olup, Warfarin grubu ilaçlar arasında bulunmaktadır. Diğer ilaçlar ise; heparin (düşük veya yüksek molekül ağırlıklı olanlar) türevleridir.
Kumadin, tablet olarak ağızdan alınan bir ilaç iken Heparin; damar yolu ile (yüksek molekül ağırlıklı) ve cilt altına (düşük molekül ağırlıklı) uygulanmaktadır.
Kumadin kullanan hastaların, özellikle kanama açısından uyarılması önemlidir. Bu hastaların, belli aralıklarla Protrombin Zamanı (PTZ/INR) yaptırması oldukça önemlidir. Bu testin sonucuna göre, Kumadin kullanım miktarı ayarlanmaktadır.
Düşük molekül ağırlıklı heparin takibi için herhangi bir test mevcut değildir. Ancak, yine de bu hastaların Kumadin kullanan hastalar gibi kanama açısından uyarılmaları gerekmektedir.

Kompresyon çorapları (varis çorapları) akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde etkili midir?

Kompresyon çorapları akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde oldukça etkilidir. Bu çoraplar sayesinde, bacaklarda toplardamar içerisinde yeni pıhtı oluşumu azaltılır. Genellikle bu çoraplar, konusunda uzman bir doktor tarafından verilmelidir. Değişik formları mevcut olsada sık olarak kullanılan çoraplar; diz altı, diz üstü ve kasık modelleri olmaktadır.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde cerrahi veya girişimsel tedavi yöntemleri nelerdir?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) eğer yaşamı tehdit eder nitelikte ise veya uygulanan diğer tedaviler etkisiz ise; cerrahi veya girişimsel tedaviler mutlaka uygulanmalıdır. Bu amaçla, pulmoner tromboendarterektomi adı verilen cerrahi girişim uygulanabilir. İşlem, açık kalp cerrahisi teknikleri ile yapılan ve ölüm riski yüksek bir yöntemdir.
Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde uygulanan girişimsel yöntem ise; akciğer damarları içerisinde bulunan pıhtının eritilmesini (pıhtı eritici ilaç ile), pıhtının o bölgeden çıkarılması (aspire edilmesi, parçalanması ile yapılmaktadır. Bu işlem sırasında, Vena Kava Inferior’a şemsiyede yerleştirilmektedir. Bu sayede, akciğerlere bacak toplardamarlarından daha fazla pıhtının ilerlemesine engel olunur.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde trombolitik (pıhtı eritici) ilaçların etkisi nedir?

Trombolitik diğer adıyla pıhtı eritici ilaçlar, tıpta farklı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Plazminojen aktivatörü adı da verilen bu ilaçlar, akciğer embolisi (pulmoner emboli) tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu tarz ilaçların, yakın takip gerektirmelerinden dolayı hastanede verilmeleri ve hastanın yakın takip edilmesi gerekmektedir.

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) nasıl önlenir?

Akciğer embolisi (pulmoner emboli) nin önlenmesi için yapılacak basit şeyler arasında;
– Düzenli olarak egzersiz yapın,
– Ofis ortamında, aktif olarak hareket edin,
– Yeterli miktarda sıvı alın, su için,
– Sigara içmeyin,
– Dar giysiler giymekten sakının,
– Bacaklarınızı, düzenli olarak, günde en az 2 kere yukarı kaldırmak bulunmaktadır. Basit bu önlemler sayesinde, öldürücü olabilen akciğer embolisini (pulmoner emboli) önleme konusunda adım atılmış olur.
Evet, yazımın sonuna geldim. Akciğer embolisi (pulmoner emboli) ile ilgili olarak sormak istedikleriniz varsa, bana sorularınız için buradan adresinden ulaşabilirsiniz.
Sağlıkla kalın…
Doç. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu
p.s.: Kapak görseli, www.freeimages.com dan alınmıştır.

Nemlendirme Cihazları (Nebülizatörler)

Nebülizatör (Soğuk Nemlendirici)
Nebülizatör (nebülizör) sıvı hâldeki ilacı buhar hâline getirip bir maske veya ağızlık yardımıyla hastanın normal soluk alıp vermesi sırasında ilacın solunum yollarına ulaşmasını sağlayan cihazdır. Nebülizatör, ses dalgalarıyla (ultrasonik nebülizatör) veya basınçlı hava (kompresörlü nebülizatör) ile sıvı hâldeki ilaçları buhar hâline getirir ve solunum yoluyla alınabilmesini sağlar. Nebülizatör, buhar üretici demektir.
Nebülizatörler, tüm dünyada erişkinlerde ve çocuklarda özellikle solunum sistemi hastalıklarının acil tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilhassa ağır kriz hâlinde, bebek veya küçük çocuk, yaşlı hatta bilinci kapalı hastalarda kullanılabilir. Cihazın
çalıştırılıp maskenin yüze geçirilmesi veya solunum organlarına yaklaştırılması yeterlidir. Ayrıca ilacı almak için herhangi bir harekete gerek yoktur. Genellikle solunum cihazlarıyla birlikte satışa sunulan yardımcı cihazlardır.
Nebülizatör ya da soğuk buhar cihazı laboratuvar dışında hemen hemen tüm birimlerde bulunur. Bakteri filtresi, su haznesi, ayar potu, quartz kristal taşlar ve hortumdan oluşur. Soğuk buhar yaratarak hastanın solunumunu ve akciğerlerini rahatlatmaya yarar.
Filtresi su haznesindeki suda bulunan bakterileri süzerek oluşan buharın saf bir şekilde hastaya gönderilmesini sağlar. Quartz taşları düşük sıcaklıkta titreşme özelliğine sahiptir ve bu taşlar su haznesindeki su moleküllerini buharlaşacak şekilde titreştirir. Böylece ortaya çıkan buhar, hortuma oradan da hastanın solunum yoluna hava ile iletilir. Ayar potu sayesinde de buhar miktarı ayarlanabilir. Bu cihazın yaratabileceği genel sorun quartz
taşlarının ve bakteri filtresinin eskimesidir. Böyle durumlarda taşlar ve filtre yenileriyle değiştirilir. Düşme ve darbeden kaynaklanan elektronik aksaklıklar, uzun kullanımlarda ayar
potunun bozulup değiştirilmesi durumları ortaya çıkabilir.
Nebülizatör Çeşitleri
Nebülizatörler; ultrasonik, kompresörlü nebülizatörler ve solunum cihazları için kullanılan nebülizatörler olmak üzere üç gurupta incelenir.

Ultrasonik Nebülizatörler
Nebülizatör, buhar üretici demektir. Buhar üretmenin çeşitli yolları vardır. En basit yöntem ise sıvıyı (cihazımızda deneysel olarak su kullanılmıştır) ısıtarak buhar üretmektir. Ultrasonik nebülizatör sistemi ise sıvıyı ultrasonik ses ile buharlaştırır.
Ultrasonik nebülizatör buhar yaratmak için 1 Mhz’den daha yüksek frekansta titreşim yapan piezoelektrik kristal kullanır. Kristal transdüser, quartz-barium titanyum gibi malzemeden yapılmıştır ve elektrik sinyallerini sese dönüştürür. Transdüserin hemen üzerindeki sıvıya odaklanan ses demeti dalgalar yaratır. Frekans ve genlik yeterince güçlü olduğunda dalga tepesi su parçacıklarından oluşan bir fıskiye gibi sıvının yüzeyine ulaşır. Ultrasonik nebülizatörün en çok kullanıldığı yer yoğun bakım üniteleridir. Ultrasonik nebülizatör, bu ünitelerde odaların nemlendirilmesi için kullanıldığı gibi solunum yolları ile sıvı ilaçların buharlaştırılarak verilmesi, suni solunum ve oksijen destek sistemlerine bağlanmış hastaların soluyacakları havanın nemlendirilmesine kadar pek çok amaçla kullanılır.
Ultrasonik nebülizatörün çalışma prensibi
Ultrasonik nebülizatör cihazı, kristalli osilatör devresi ve ona bağlı alarmlardan oluşmuştur. Ana devre 38 V, 50 Hz gerilim ile beslenmektedir. Devrenin çıkış frekansı 1,7 MHz’dir. Devremizde ayrıca yüksek akım kontrolü ve koruması vardır. Bu amaçla bir tristör
kullanılmıştır. Devremizde kullanılan kristal normal bir osilatör kristali değil piezoelektrik kristaldir. Devremizin çıkışında ise 32 W. 1,7 MHz’lik bir ultrasonik ses sinyali görülür. Piezoelektrik kristal sıvı dışında çalıştırıldığı zaman yanar bu nedenle sıvı miktarı önemlidir ve sıvı olup olmadığını kontrol eden bir katı vardır. Bu kısım ile sıvı bittiği zaman osilatör devresi beslemesi kesilmektedir. Suyun buharlaştırılması ise piezoelektrik kristal tarafından üretilen ultrasonik ses aracılığıyla olur. Sıvı içinde yayılan ultrasonik ses sıvı moleküllerine belirli bir enerji ve hareket kazandırır. Böylece sıvı yüzeyinde parçacıklar hâlinde kopmalar başlar. Böylece sıvı buharlaştırılmış olur. Bu parçacıkların boyutu 0,6–6 mikrometre civarındadır.

Kompresörlü Nebulizerler


Anjiyografi (Anjiyo) Nedir? Anjiyo Ameliyatı Nasıl Olur?

Anjiyografi; kalp ve kalpten temiz kan taşıma (arter, atardamar) ve kirli kan toplama (ven, toplardamar) görevi gören ayrıca kalbi besleyen damarların kontrast madde verilerek x-ışını altında görüntülenmesi işlemidir. Anjiyografi günümüzde genellikle kalbin beslenmesini sağlayan koroner arterlerin incelenmesinde kullanılsa da diğer arterleri, venleri ve lenf damarların incelenmesinde de kullanılmaktadır.
anjiyo, anjiyografi
Anjiyografi, doktor tarafından incelenecek bölgenin veya organın ismine göre adlandırılmaktadır. Eğer ki beyinde bulunan damarlara anjiyo yapılacaksa buna serebral anjiyografi, kalpten gelen kirli kanı oksijenlendirerek temiz kan haline getiren akciğerlere yapılacaksa pulmoner anjiyografi, koroner damarlara yapılacaksa koroner anjiyografi, diğer önemli bir organımız olan böbreklere yapılacaksa renal anjiyografi, dalak ve karaciğer için yapılacaksa splenoportografi diye adlandırılmaktadır.
Anjiyografi; damarlardaki tıkanıklarının, genişlemelerin, anevrizmaların, balonlaşma ve trombus gibi sebeplerin görüntülenmesi için kullanılır. Anjiyografi işlemi sırasında damarlara genişletme (stent uygulaması), anjiyoplasti ve pil takılması gibi girişimsel cerrahi gerektiren işlemlerde sıkça uygulanmaktadır.

Anjiyografi Ameliyatı

Anjiyografi; damarlardaki problemleri görmek için zor fakat en etkili yöntemdir. Ameliyat sırasında damarlara verilen opak maddenin x-ışını altında anlık görüntülenmesi ile çok net sonuçlara varılabilmektedir. Anjiyo ameliyatı genelde ortalama 45 dakika ile 1 saat arasında sürebilmektedir. (Pre-op ve Post-op çalışmalar ile birlikte) Ameliyat bitiminden sonra ise maksimum 24-48 saat içerisinde herhangi bir teşhis gerektiren durum kalmadığı kararlaştırıldıktan sonra doktorunuz tarafından taburcu edilirsiniz.

Anjiyo Ameliyatı Öncesi Neler Yapılmalıdır?

Anjiyo ameliyatına gelmeden önce, işlem günü doktoru aksi birşey söylemediği sürece aç gitmeli. Anca diyabetik hastalar özellikle de insülin kullananlar önceden mutlaka doktorlarıyla bu durumu konuşmalı ve ne şekilde davranacaklarını doktorlarından öğrenmelidirler. İlaç kullanıyorlarsa sabahtan ilaçlarını bir bardak su ile almalıdırlar. Hastaneye gelirken mutlaka daha önceden yapılmış olan tetkiklerini, bypass ve anjiyo ameliyatı raporlarını ve cdlerini getirmelidirler. İşlem eğer kasıktan yapılacak ise; hasta mutlaka her iki kasık bölgesini tıraş edip temizlemelidir ancak el bileğinden yapılacak ise böyle bir temizleme işlemine gerek yoktur. Ameliyattan sonra eğer el bileğinden yapılmış ise ve herhangi bir girişim yapılmayacaksa 2,5-3 saatte taburcu edilir; eğer kasıktan yapılmışsa 6-24 saat içerisinde hasta taburcu edilir. Eğer stent takılmışsa her iki durumda da en az 24 saat hastanede kalması gerekmektedir.

Anjiyo Ameliyatı Sonrası Neler Yapılmalıdır?

Hastaneden çıktıktan sonra ameliyat yerinde büyük bir baskı yada ağırlık çekecek herhangi bir hareketi yapmaması gerekmektedir. Bu kasık için 24 saat, el bileği için ise 2-3 saattir. Hasta taburcu olduktan sonra ameliyat bölgesinde gözle görülür bir şişlik ve kanama olursa hemen hastaneye gitmelidirler. Fakat ufak şişlikler, morluklar 2-3 hafta içerisinde normale dönecektir. Basit ağrılar olması durumunda ise ağrı kesici tedavisiyle bu durum ortadan kaldırılmaktadır.

Diş Üniti Nedir? Diş Üniti Bölümleri ve Diş Üniti Özellikleri

iş Üniti Nedir

Diş üniti; gelişen teknoloji ile birlikte diş hekimleri ve hastalar için vazgeçilmez bir meslek aracı olmuştur. Gelişmiş bir diş üniti, Resim 1.1’de gösterilmiştir. Birden fazla üniteden oluşmasından dolayı diş üniti adını almıştır. Diş ünitleri genel olarak hasta koltuğu (fotöy), reflektör, kreşuar, bardak doldurucu, tablet, aspiratör, kompresör, dinamik el aletleri ve kontrol düzeneğinden oluşur. Bunlar, asgari olarak bir ünitte olması gereken parçalardır.
Tablo 1.1’ de diş ünitinin bölümleri gösterilmiştir. Diş ünit koltuğuna fotöy denir. Reflektör, ağız içi aydınlatma amacı ile kullanılır. Kreşuar, bir nevi lavabodur. Bardak doldurucu, kreşuar musluğunun hemen yanında yer alır, bir musluk gibi çalışır. Tablet, bir ünitte çalışmak için üzerine gereçlerimizi koyduğumuz ve aynı zamanda dinamik el aletleri tutamaçları ve komuta düğmelerini taşıyan kısımdır. Negateskop, diş röntgenlerini incelemek için kullanılır. Aspiratör, ağızda bulunan sıvıyı emmek (vakum) için kullanılır. Kompresör, sistem için gerekli havayı üretir. Hekimler tedavi için dinamik el aletleri kullanır, bunlar pnömatik veya elektrik gücüyle çalışır. Kontrol düzeneğinde de elektronik kontrol devreleri bulunur. Diş ünit parçalarına bir sonraki öğrenme faaliyetinde daha geniş yer verilecektir.

diş üniti
Resim 1.1: Diş Üniti
  1. Asistan bölümü
  2. Reflektör
  3. Tetiyer
  4. Negateskop
  5. Kontrol PAneli
  6. Alçak hızlı otorlu el aleti
  7. Yüksek hızlı türbinli el aleti
  8. 3 yollu hava su spreyi
  9. Hasta koltuğu (Fotöy)
  10. Ayak Pedalı

Diş Üniti Çeşitleri Nelerdir?

Diş üniti çeşitleri hasta koltuğu yani fotöyün kontrol sistemine göre adlandırılmaktadır.
  1. Mekanik hidrolik fotöyler
  2. Elektrikli hidrolik fotöyler
  3. Pnömatik fotöyler
  4. Elektrikli sonsuz dişli prensipli fotöyler

Mekanik Hidrolik Fotöy

Bu tip fotöyler yukarı aşağı tek eksen üzerinde kriko gibi hareket eder. Ayak pedalı ile hidrolik yağı sıkıştırılarak fotöyün yerden yükselmesi sağlanır. Sırt kısmın hareketi ise bir mil ya da dişli sistem ile sağlanır. Ayak pedalının yanında nötr yüksekliğe getirmek için sıkışmış yağı boşaltıcı bir pedal daha bulunur. Fotöylerde en önemli özellik ayak ve başın aynı seviyeye getirilmesi ”trandelenburg” pozisyonunun sağlanmasıdır. Bu tip fotöylerde tüm
hareketler insan gücüyle sağlanmaktadır.

Elektrikli Hidrolik Fotöy

Bu tip fotöylerin çalışma mekanizmaları mekanik hidrolik fotöyler gibidir. Yalnız insan gücü yerine elektrik motoru ile hidrolik yağı sıkıştırılmaktadır. Hidrolik yağı değişik pistonlara selenoid valfler yardımı ile yönlendirilerek koltuk istenilen pozisyona getirilmektedir (iş makineleri kepçeler gibi). Bunların komut düğmeleri ya tablette ya da daha çok fotöyün yan kısmındadır. Hareket yönü oklarla belirtilmiştir. Bu fotöylerin en büyük problemi, kazara hidrolik hortumu patladığında, aniden düşmeleri ve hidrolik yağının çevreyi kirletmesidir. Yine basılı kalan bir buton nedeniyle selenoidlerin yanması da diğer
bir dezavantaj olarak karşımıza çıkmaktadır.

Pnömatik Fotöy

Bu tipte çalışma prensibi yine elektrikli hidrolik fotöyler gibidir, yalnız hidrolik yağının yerini hava basıncı almıştır. En büyük mahzuru hortum patladığında ani olarak koltuğun düşmesidir. Yine çok fazla hava basıncı gerektirdiğinden klinikte çok güçlü kompresörler kullanımını gerektirir. Bu da gürültülü bir ortama neden olacaktır.

Elektrikli Sonsuz Dişli Prensipli Fotöy

Bu tip fötoyler de elektrik motorunun çevirdiği bir uzun piston şeklinde dişli, yukarı aşağı hareketi sağlarken bir diğer dişli de ön ve arka yöndeki hareketi sağlar. Tek mahsuru elektrik kesildiğinde o anki konumunda kalmasıdır. Belli bir alt ya da üst seviyede durmasını sağlayan limit swiçleri mevcuttur. Günümüzde en çok tercih edilen fotöy tipidir.

Diş Ünitlerinin Kurulumu Nasıl Yapılır?

Diş ünitlerinin kurulumu yapılmadan önce diş ünit parçalarının ünit üzerindeki yeri ve görevleri çok iyi bilinmelidir. Piyasada çok fazla diş üniti markası bulunmaktadır. Bundan dolayı bu öğrenme faaliyetinde, genel bir diş ünitinin parçaları ve kurulumu tanıtılacaktır.

Diş Ünitinin Genel Parçalarının Tanımı

Diş üniteleri genel olarak hasta koltuğu (fotöy), reflektör, kreşuar, bardak doldurucu, tablet, dinamik el aletleri, ayak pedalı, aspiratör, kompresör ve kontrol düzeneğinden oluşur. Bunlar, asgari olarak bir ünitte olması gereken parçalardır.

Hasta Koltuğu (Fotöy)

fotöy
Resim 2.1: Hasta koltuğu (Fotöy)
Diş hekimliğinde hasta koltuğuna verilen isimdir. Çalışma şekillerine göre değişik tip fotöyler vardır. Resim 2.1’ de bir fotöy gösterilmiştir.

Reflektör

reflektör
Resim 2.2: Reflektör
Diş ünitinin ışık kaynağıdır. 12 ya da 24 voltluk, 50 ila 100 W’lık halojen ampul ile çalışır. Reflektör görevini gören ve ışığı yansıtan kısmı, 0.5 ila 2 m arası uzaklıklarda ışığı odaklayacak şekilde üzerinde birçok küçük içbükey ayna düzeneği bulunan cam ya da mikadan mamul bir yapıdan oluşmuştur. Bu yapı sadece belli dalga boyundaki ışığı yansıtan bir film tabaka ile kaplanmıştır. Halojen ampulün önünde de ısı iletimine engel olacak bir düzenek konur. Bu şekilde gölgesiz ve soğuk ışık tabir edilen bir ışık elde edilmiş olur. Reflektör için ünitlerin içinde 100 wattlık bir lambayı çalıştıracak güçte, 12 veya 24
voltluk bir güç kaynağı bulunur. Reflektörlerde ışık şiddeti bir düğme ile çevrilerek ya da önceden ayarlanmış butonlara basılarak yapılır.

Kreşuar

kreşuar ve bardak doldurucu
Kreşuar ve Bardak Doldurucu
Hasta ağzındaki her türlü birikinti ve artığın atıldığı tükürme çanağına verilen isimdir. Genellikle kalın camdan ya da porselenden yapılır. Her türlü temizlik deterjanıyla temizlenmeden etkilenmeyecek bir yapıda olmalıdır. Mutlaka katı atık tutucu süzgeçli bir sistem içermelidir. Su yıkama sistemi ile uyumlu çalışmalı, her basınçtaki su sisteme verildiğinde kreşuar çanağını tamamen yıkamalıdır. Kreşuarın temizlenmesi için gerekli su, ya bardak doldurucu ile paralel olarak çalışır, bardak doldurucu devreye girdikten sonra kreşuara su verilerek temizlenmesi sağlanır ya da doğrudan bir buton vasıtasıyla elektronik kontrollü olarak suyun yolu açılır ve kreşuarın temizlenmesi sağlanır.

Bardak Doldurucu

Kreşuar çanağının hemen yanında yer alır. Manuel olarak küçük vanalar ile çalışan bir musluk gibi çalışır ya da zaman ayarlı veya ağırlık kontrollü bir sistem ile çalışır. Manuel tiplerinde bardağı doldurmak için hasta ya da hekim küçük bir vanayı açar. Bardak su ile dolduğunda kapatır. Elektronik kontrollü olanlarda suyu doldurmak için bir butona basılır, bardak dolduğunda tekrar basılarak su kesilir. Bu sisteme bir zaman ayarlı devre bağlanarak bir süre sonra otomatik olarak durdurulabilir. Bir diğer ve en gelişmiş yöntem ise, kullanılan bardak su ile dolduğunda oluşturduğu ağırlık ile suyu keser. En rizikosuz yöntem manuel yöntemdir. Eğer ünitin bağlı olduğu bir su filtresi sistemi yoksa bardak doldurucunun suyu akıtan ucunda bir katı atık tutucusu olması istenilen bir özelliktir.

Tablet

Resim 2.4: Tablet
Resim 2.4: Tablet
Bir ünitte çalışmak için üzerine gereçlerimizi koyduğumuz yerdir. Aynı zamanda dinamik el aletleri tutamaçları ve komuta düğmelerini taşıyan kısımdır. Tablet üzerinde standart olarak üç fonksiyonlu hava, su şırıngası bulunmaktadır. Enstrümanların su ayar muslukları tablet alt yüzeyinde yer alır. Sistem için sağlanan basınç, tablet üzerinde bulunan göstergelerden izlenebilir. Tablet üzerindeki ana kumanda panelinden diş ünitinin bütün fonksiyonları kumanda edilebilir. Üzerine sıcak takımların da konabileceği dayanıklı bir yapıda olmalıdır. Bunun için paslanmaz çelik olması idealdir. Üzerinde çalışmak için yeterli genişlikte olmalı, kuru hava sterilizasyonu için uygun büyüklükte olmalıdır. Bunun için firmalar tabletleri, büyük bir tablet üzerine iki tablet tepsisi ya da seyyar tek bir paslanmaz tepsi şeklinde yaparlar. Tablet taşıyıcı bir kol üzerinde ve her yönde hareket edebilir bir yapıda olmalıdır ki buna ”yüzer tablet” denilir. Kullanım kolaylığı açısından tablet 3 kg kadar bir ağırlıkla konum değiştirmemelidir. Resim 2.4’te bir tablet resmi görülmektedir.

Dinamik El Aletleri

Dişin sert dokularını kesmek için bir eksen etrafında insan kuvveti dışındaki bir kuvvetle dönen aletlerdir. İlk el aleti 1871’ de Morrison’ nun Singer dikiş makinesinden yaptığı ayakla çalışan diş hekimliği motorudur. 12 yıl sonra ise bükülebilen bir kablo kolu yardımı ile Piasemen dental pratik hayata girmiştir. İlk zamanlarda ana güç kaynağı bir dikiş makinesinin elektrikli motoru idi. Fakat yavaş dönmesi problem oluyordu. Bu 1910 yılında motordan güç, bir kayış ya da iple alındı, daha küçük bir dişliye aktarılarak çözülmeye çalışıldı. 1950’li yıllarda ise hava türbinli aletler pratikte yer almaya başladı. Ancak düşük hız fakat yüksek tork’a olan ihtiyaç nedeniyle elektrik motorları tamamen devre dışı kalmadı ve küçülerek mikro boyutlara indi ve güç kaynağı olarak kullanılmaya devam edildi.

Piasemen

Resim 2.5: Piasemen
Resim 2.5: Piasemen
Piasemen; tur motoru, spiral motor veya mikromotordan aldığı dönme hareketini freze aynı istikamette ileten ve diş tedavisinde kullanılan bir başlıktır. Genellikle diş protezlerinde kullanılır. Genel olarak 500 ile 40.000 rpm arasında çalışan modelleri mevcuttur. Fiziki boyut olarak uzunlukları değişmekle beraber 6 ile 14 cm arasındadır. Frezin soğutulması için su püskürtme sistemi olan modelleri mevcuttur. Hafif ve paslanmaz bir metalden imal
edilmiş olması kullanım ve sterilizasyon bakımından kolaylık sağlamaktadır. Piasemenler düz bir eksen üzerinde en az 2 bilye ile içinden geçen bir şaft ve bu şafta bağlı bir taşıyıcı uç içerir. Bu taşıyıcı uç yardımıyla frezler değiştirilebilir. Şaftın diğer ucunda ise güç kaynağından gelen kuvveti alacak bir çentik vardır. Kilit anahtar prensibi ile güç kaynağından gelen uçta da buna uyan bir yiv vardır. Piasemenler tur motoruna uygun ve mikromotorlara uygun olarak iki tiptir. Mikromotorlara uygun olanlar genellikle diş cerrahi klinik kullanımda, tur motoruna uygun olanlar ise laboratuvar uygulamalarında kullanılır. Mikromotorlara uygun olan piasemenler konservatif tedavide, sadece ön grup dişlerde kullanılır. Ağız içinde kullanılacak tiplerinde mutlaka su spreyi özelliği bulunmalıdır. Mikromotor için kullanılan tipinin adı Mikromotor Piasemenidir. Resim 2.5’te bir piasemen resmi görülmektedir.

Angludruva

Angludruva
Angludruva
Bu tip dinamik el aletleri piasemenlerin ağız içi çalışmalara uygun hâle getirilmiş şekilleridir. İlk tiplerinde alet sapı ile kesici uç aynı doğrultuda olmadığından dişlere çok fazla vibrasyon kuvveti uygulanmış, geliştirilerek üç açı ergonomisiyle bunlar aynı doğrultuya getirilmiştir. İlk tipleri elektrik motoruna (asma motora), tur ipi ya da kayışlı bir kasnağa bağlanan, bu gün laboratuvar ve preklinik işlerde kullanılan tiplerdir. Bunlarda su soğutması
bulunmadığından, zamanla mikromotor için olan ve su sprey özelliği olan tipleri ağız içi kullanımda yerini almıştır. 3 açılı tipleri iki saft ve bir uçtan oluşur. Uç kısımda 2 rulman ortasından geçen bir frez yatağı ve frez tutucu bir kısım mevcuttur. Dip kısmı ise piasemen gibidir. Çalışma sırasında ağza frez düşmemesi için frezleri çentiklidir ve tutucu kısım bu çentiği tutar. Konservatif tedavide dikkat isteyen yavaş ve sabırlı çalışılması gereken vakalarda, derin dentin çürüklerinde çürük temizlenmesinde, endodontik tedavilerde ve cila işlemlerinde kullanılır. Ayrıca devri düşürülmüş özel tipleri pin yerleştirmek için kullanılır. Ağız içi kullanımda kavite açarken ya çok düşük devirde kullanılmalı ve sık sık ağız diş dokusunun sürtünmeden dolayı aldığı ısıyı kompanse etmek için sık sık çalkalatılmalı ya da tercihen angludruva su spreyi sistemine sahip olmalıdır. Mikromotor için kullanılanın adı mikromotor angludruvasıdır.

Mikromotor

Mikromotor
Mikromotor
Mikromotor, tur motorunun klinik kullanım için mikro hâle getirilmiş şeklidir. Yanlış bir şekilde ”Mikromotor sapı”, ”Mikromotor gövdesi”, ”Angludruva sapı”, ” Angludruva gövdesi” gibi anıldıkları olur. Kuvveti oluşturan kaynak motor olduğuna ve bu küçük boyutlu bir motor olduğuna göre sadece mikromotor demek en doğrusudur. İki tip mikromotor vardır. Birincisi elektrikle çalışan mikromotorlardır. 12 ya da maksimum 24 volt ile çalışır. Bu tipin üstünlüğü hassas devir sayısının ayarlanabilmesi ve her devirde yüksek tork elde edilebilmesidir. Dezavantajı ise sistemde elektronik bir güç kaynağı görevi görecek hem de voltajı 12 ya da 24 volta düşürecek bir elektrik devresinin varlığıdır. Yani güç kaynağı olmadan tek başına direkt bir adaptöre bağlanarak elektrikli mikromotor kullanılmaz ya da ünitten bağımsız olarak bir telefon büyüklüğündeki güç kaynağı ile birlikte ayrı bir cihaz olarak satılır. Bu da maliyeti artırabilir. Çünkü dental ünitte fazladan 1 çıkış daha gerekecektir. Bu tip mikromotorlarda tur (devir) sayısı ya pedaldaki bir potansiyometre ile ya da ünit veya cihaz üzerindeki bir buton yardımıyla ayarlanmaktadır. Bunda hareketi iletecek şaft direkt elektrik motoruna bağlıdır. Tur motorlarınızın motor kolu gibi bir ara parça yoktur. Bir ucu ile güç kaynağına bağlanır, diğer ucu mikromotor angludruvası ya da piasemenine uyacak şekildedir. Eğer güç kaynağı devresi ünitin içinde ise mikromotor ünitten ayrılmaz, ünitin taşınmaz sabit bir parçası şeklindedir. İkincisi hava ile çalışan mikromotorlardır. Bunlar sistemden gelen basınçlı havanın döndürdüğü bir trübin (yel değirmeni prensibi) yardımıyla çalışır. Burada güç kaynağı havadır. Hava aynı zamanda dental ünit içinde gerekli olduğundan ayrı bir hava kaynağına gerek yoktur. Bu açıdan daha ekonomiktir. Devir genellikle mikromotor üzerinde bir bilezik yardımıyla ayarlanır. Airotör başlığı gibi istenildiğinde ünitten ayrılabilir. Sterilizasyon açısından bu önemli bir avantajdır. Fazladan bir çıkış gerektirmez eğer çıkışlar uygunsa airotor başlığı sökülüp yerine takılarak kullanılabilir. Kuvvet iletimi motor görevi gören trübine şaft ilavesi ile olmaktadır. Bir ucu ünit çıkışına bağlanırken diğer ucu mikromotor angludruvası ya da piasemenine uyacak şekildedir.

Airotor

Airotor
Airotor
Hava turu anlamına gelir. Basınçla gelen havanın herhangi bir şaft yardımı olmadan direkt etkisiyle hava türbinine bağlı frez tutucusunu döndürmesi prensibi ile çalışır. Frez tutucusu biri alt biri üst uçta çalışan iki rulmana bağlıdır.
Resim 2.10’da airotor içyapısı görülmektedir. Bu tür başlıklara bilyeli başlık adı verilmektedir. Bu bilyeler hava türbünü ve frez tutucusu bazen kapalı bir sistem içinde bulunur. Bunlar kartuş adını alır ki; bunlara da kartuşlu bilyeli airotor başlığı denir. Airotor başlıklarının kafa kısmı muhtelif boyutlardadır. Kafa boyutu küçüldükçe arka gruplarda çalışmak kolaylaşacaktır. Ancak kafa boyutu büyüdükçe de başlığın ömrü bilye çapı arttığı için artacaktır. Son yıllarda bir hava yastığı içinde dönen bilyesiz başlıklar geliştirilmiştir. Bunlar daha yüksek basınçta hava kullanır. Bilyeliler ortalama 2- 2,5 atmosfer basınçta çalışırken yaklaşık 250.000- 300.000 devir/dk. yapar. Hava yastıklılar ise en az 4 atmosfer basınçta çalışır ve yaklaşık 400.000 devir/dakika yapar. Buradan da anlaşılacağı gibi hava yastıklı airotor başlıkları daha yüksek devirde olduklarından daha dikkatli kullanım gerektirir.
Resim 2.10: Airotor iç yapısı
Resim 2.10: Airotor iç yapısı
Airotor başlıklarda frezin takılması için kapak mevcuttur. Biri puşbuton şeklinde, diğeri özel anahtarlıdır. Airotorlerde aynı zamanda su girişi de mevcuttur. Başlığın uç kısmında belli bir açıyla freze su gelmesi gerekmektedir. Başlıkta suyun çıkış yaptığı tek ya da üç adet su yolu çıkışı vardır. Suyun olmasındaki amaç frezin sürtünmesi ile yapacağı ısınmayı azaltarak dişe zarar vermesini engellemektir. Ayrıca ışıklı airotor başlıkları da mevcuttur. Bunlardaki amaç ise ağız içi tedavide o bölgeyi daha iyi görmeyi sağlamaktır.

Ayak Pedalı

ayak pedalı
Ayak pedalı
Dinamik el aletlerinin çalışması için gerekli hava ve suyun kontrolünü yapar. Hekim ayak hareketleri ile basınçlı hava ve suyun başlıklara gönderilmesini sağlar. Ayak pedalı hekimin diş üniti üzerinde çalışma sahasını genişletmeye yarar. Diş üniti üreten firmalara bağlı olarak üzerinde bulunan fonksiyonlarda farklılıklar da mevcuttur. Kimi ünitlerde fotöyün konumunu ayarlamak için de kullanılır.

Aspiratör (Vakum Pompası)

aspiratör
aspiratör
Hasta ağzındaki her türlü birikinti ve artığın yutulmaması ve sürekli tükürmek gerektiğinde zaman kaybını önlemek için aspiratör kullanılır. İçerisinde elektrik motoru bulunur, elektrik süpürgeleri mantığına göre çalışır. Ağızdaki sıvıyı emerek dışarı atar. Suction (Salya enjektörü): Hasta ağzında tedavi esnasında biriken tükürüklerin emilmesini sağlayarak hastanın yutkunma ihtiyacını ortadan kaldırarak rahat tedavi atmosferi sağlar.

Kompresör

kompresör
Resim 2.13: Kompresör
Diş ünitlerinin hava ile çalışan sistemlerine gerekli basınçlı havayı sağlayan cihazlardır. Yapı olarak elektrikle çalışan bir motor, basınçlı havanın belli basınç değerlerinde depolandığı bir hava deposundan oluşur ve basınç emniyet tertibatına sahiptir.
Yağlı ve kuru olmak üzere iki tiptir. Diş ünitleri hava sistemlerinde yağın ortama bulaşması istenmediğinden diş ünitlerinde kuru tipleri tercih edilir. Kuru tip kompresörler hava depolarında biriken suyun tahliyesinden başka fazla bakım gerektirmez, fakat yağlı tiplere göre daha gürültülüdür.
Hava kaynağı olarak genellikle pistonlu kompresörler kullanılır. Bu kompresörler buzdolaplarında sıkça kullanılmaktadır, orijinal isimleriyle ekovatdır. Ekovat terimi uydurma bir terim olup aslında ekonomik kompresör anlamına gelmekte ancak kullanım alanı bulduğundan bu şekliyle dilimize yerleşmiş bulunmaktadır. Bunlar son derece sessiz çalışır, çünkü hacim ve pistonları oldukça küçük ama çok seri motorları vardır. Gücü elektrik motorundan direkt pistona iletir. Ancak uzun süreli kullanımlarda ısınır ve motorun içindeki yağ buharlaşarak dental sisteme karışabilir.
Büyük güçlü kompresörlerde ise elektrik motorundan güç bir kasnak ya da mil yardımıyla endirekt olarak pistona iletilir. Bunların elektrik motorları oldukça güçlüdür ve ekovata göre oldukça sesli çalışır, ancak çok fazla hava basıncı sağlar. Daha sessiz çalışan dental tipleri bile ekovattan seslidir. Bu nedenle kompresör kullanılacaksa, ya çok iyi bir ses izolasyonu sağlanmalı ya da kompresör sesinin bizi rahatsız etmeyeceği bir yere konulmalıdır. Ancak yoğun çalışılan kliniklerde kompresör kullanımı esas alınmalıdır. Kompresörler de ısındıklarında sisteme yağ buharı verebilir; ancak son yıllarda teflon yataklı yağsız kompresör tabir edilen daha sessiz ve sisteme çok az yağ buharı veren sistemler geliştirilmiştir.
Hava sistemi üzerinde drug şalter (basınç ayarlayıcı) dediğimiz bir sistem mevcuttur. Bunun görevi tank içindeki hava belli bir basınca düşünce hava kaynağını çalıştırmak belli bir basınca ulaşınca da durdurmaktır. Örneğin, tank içindeki basınç 5 atmosfere düşünce sistem çalışır, 8 atmosfer başınca ulaşınca kompresör durur. Bunun yararı airotor başlığı gibi dinamik el aletine sabit basınç gelmesini sağlamaktır. Diyelim ki, hava yastıklı bir airotor başlığımız var ve bu 4 atm basınçla çalışıyor. Tank içindeki hava hiçbir zaman 5 atm altına düşmeyeceğinden aletimiz sağlıklı çalışacaktır. Resim 2.13’te güçlü bir kompresör
görülmektedir.
Havaya yağ ve su karışabilir. Bu diş hekimleri tarafından istenilmeyen bir durumdur, tedaviyi başarısız yönde etkiler. Bunun önüne geçmek için ünite ana hava girişine bir hava filtresi koymak ve ilaveten her dinamik el aletine gelen hava çıkışına da bir filtre koymak idealdir.

DİŞ ÜNİTİ PERİYODİK BAKIMI NASIL YAPILIR?

Kullanıcı Bakımları

Diş hekimi ve teknisyen tarafından yapılan bakımlardır. Günlük, haftalık ve aylık  olmak üzere üçe ayrılır.

Günlük Bakım

Dinamik el aletlerinin her hasta bakımı sonucu önce fırça ile temizlenip daha sonra klorheksidin sprey gibi antiseptik deterjanlar ile dezenfekte edilmesi hatta mümkünse otoklavda steril edilmeleri esastır. Her iş günü sonunda ise yağlanarak bırakılmaları gerekir. Bunun için angluduruva ve piasemenler kendi ince yağlarıyla bir damla yağ damlatılarak yağlanır. En ince makine ya da tüfek yağı da bu işi görür. Airotorler için ise sprey seklinde yağlar mevcuttur. Bunlar airotorün hava deliğinden sprey şeklinde verilir. Ancak hava yastıklı başlıklarda yağ kullanılmaz, bunun yerine tam tersi temizleyici spreyler ya da yağ çözücüler kullanılır, çünkü adı üzerinde frezi döndüren trübün bir negatif hava boşluğu içeren bir yastıkta döner. Eğer yağ verilirse, bu boşluğu yağ dolduracağından başlık hiç dönmez.
Dış yüzeyin temizliği için organik çözücüler, beyazlatıcılar, asit, soda ve alkol içerikli temizlik maddeleri kullanılmamalıdır. Boyalı ve plastik kısımlarda oluşan lekeleri çıkarmak için otomobil parlatıcısı veya cilası kullanılabilir; ancak bu işlem sıkça tekrarlanmamalıdır.
Kreşuarın özel olarak bir bakımı yoktur. Her hastadan sonra fırça ile temizlenir.
Tabletin özel bir bakımı yoktur, hareketli olan tepsi kısmı çıkarılıp yıkanır ve sterilize
edilir.
Kompresör içerisindeki hava ise her iş bitiminde mutlaka boşaltılmalıdır. Bu işlem yapılmadığı takdirde kompresör tankının zemininde su birikmesi oluşur, bu  yoğunlaşma ileride areatör başlıklarına hava yoluyla su gelmesine ve başlıkların arızalanmasına neden olurken kompresör zemininde paslanmaya ve korozyona sebep olur.

Haftalık Bakım

Diş üniti girişindeki su filtresi temizlenir veya yenisi takılır. Reflektör yüzeyindeki film kaplama nedeniyle, reflektörler soğuduktan sonra çok hafif nemli bir bezle sadece tozu alınır. Bastırılarak silinmez, aksi hâlde yansımayı sağlayan film tabakası zarar görür.

Aylık Bakım

Bir diş üniti modeli için altı aylık bakım örneği verecek olursak:
  1. Dinamik el aletlerinin girişindeki hava filtreleri ayda bir temizlenmelidir.
  2. Reflektörün hareketli yerlerinin (sağa sola, yukarı aşağı) kontrolü yapılır.
  3. Reflektörün ayarlanabilir ışık kademesinin kontrolü yapılır.
  4. Reflektörün aşırı ısınmadığının kontrolü yapılır.
  5. Cihazda kullanılan su, hava ve elektrik bağlantılarının kontrolü yapılır.
  6. Kompresörün kuru ve yağsız hava vermesinin kontrolü yapılır.

Servis Bakımları

Fotöy motorunun bakımı yılda bir kez yapılır. Motor fırçaları (kömürler) kontrol edilir. Sonsuz dişliler ve mafsallar 6 ayda bir yağlanır. Aşağı yukarı kalkma ve geriye yatırılıp kaldırma pozisyonlarının işlevselliğine bakılır.
Elektronik kartların bakımı yoktur, arıza yaptığında tamir edilir.

DİŞ ÜNİTLERİNİN KALİBRASYONU NASIL YAPILIR?

Diş ünitlerinin bakım esnasında teknik özelikleri de göz önüne alınarak gerektikçe kalibrasyonlarının yapılması gerekir. Diş ünitlerinin uzun kullanımları sonunda, ayarlarında oluşan kaymalar normaldir. Bunların teknik özellikleri göz önüne alınarak tekrar eski durumlarına getirilmesi gerekir.
Şekil 4.1: Dinamik el aletleri bağlantı blok diyagramı
Şekil 4.1: Dinamik el aletleri bağlantı blok diyagramı

Dinamik El Aletlerinin Su ve Hava Basınç Ayarları

İkinci öğrenme faaliyetinde de verildiği gibi dinamik el aletlerinin çalışması için farklı basınç değerlerine ihtiyaç vardır. Bu basınçlar regülatörler yardımıyla sağlanır. Her el aleti sayısınca tabletin altında, el aletleri sayısınca hava ve su ayar regülatörü mevcuttur. Bu ayarlar genellikle küçük tornavidalar yardımı ile yapılır. Şekil 4.2’de tablet altında bulunan ayar ünitesi gösterilmiştir.
Şekil 4.2: El aletleri kalibrasyon ayarları
Şekil 4.2: El aletleri kalibrasyon ayarları
Her el aleti için farklı regülatör çıkışı olması, farklı basınçlarda çalışan el aletlerinin ünite bağlanmasını sağlar. Resim 4.1’de tabletin üstündeki enstrümanlar ve alt görüntüsü verilmiştir.
Resim 4.1: Tablet ön ve arka görüntüsü
Resim 4.1: Tablet ön ve arka görüntüsü
Mikro anahtarlar yardımıyla el aleti tabletten alındığında otomatik olarak çalışmaya başlar. Elektromanyetik gaz valfi, el aleti kapatıldığında hala havanın gelip gelmediğini kontrol eder. Diyafram ise basınçlı su olup olmadığını konrol için kullanılmıştır. Eğer su ve hava yoksa sistem otomatik olarak çalışmaz. Resim 4.2’de Tabletin iç yapısı görülmektedir.
Resim 4.2 Tablet iç yapısı
Resim 4.2 Tablet iç yapısı
Kaynakça: Megep Dökümanları